GARSONLUK YAPARAK PİLOT OLDU

GARSONLUK YAPARAK PİLOT OLDU
manset-ustu-reklam-ph
Yayınlama: 24.11.2025
A+
A-

Hezarfen Ahmet Çelebi’nin 1630 yılında gerçekleştirdiği ve tarihte “uçan ilk insan” unvanını aldığı denemeden sadece üç yıl sonra, 1633’te dünya yine çılgın bir Türk’ün girişimine tanık oldu. Lagari Hasan Çelebi, roket esaslı aracıyla Sarayburnu’ndan havalanıp denize indi. Fakat saltanat, Hezarfen Ahmet Çelebi’de olduğu gibi Lagari’yi de imparatorluğun uzak bir köşesine sürgüne gönderdi. İlk uçma denemelerini her ne kadar Türkler yapmış olsa da, bu denemeler “tehlikeli” bulunarak sürgün edilen Türk mucitleri, sonrasında yabancı bilim insanlarına ilham kaynağı oldu.

Önce balon, ardından uçak yapıldı. Yabancılar tarafından ülkemize getirilen balon büyük ilgi gördü. Balon ve uçakların özellikle savaş dönemlerinde büyük bir güç haline gelmesi üzerine Osmanlı, uçak alınmasına karar verdi.

5 Şubat 1911’de Fransa ve Almanya’ya öğrenci kabul şartları soruldu. Yapılan değerlendirmeler sonucu imtihana katılan gönüllü yedi subaydan birinci olan Süvari Yüzbaşı Fesa Bey, ikinci olan İstihkam Teğmeni Yusuf Kenan seçildi ve her ikisi 1911’de Fransa’daki Bleriot okuluna pilotluk eğitimi için gönderildi. İki aday okulu bitirerek 1912 Şubat ayında yurda döndü ve Türklerin ilk pilotları olarak tarihe geçti. Eğitimlerin ardından Deperdussin firmasına iki uçak siparişi verildi. Bu uçaklar 12 Mart 1912’de İstanbul’a getirilerek genç pilotlarımız tarafından İstanbul semalarında uçuruldu.

Ve Sabiha Gökçen… Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı olan Sabiha Gökçen, Atatürk’ün teşvikiyle Türkiye’nin ilk kadın pilotu olarak bröve aldı. Sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda dünyanın ilk kadın savaş pilotu olarak tarihe geçtiğinde takvimler 1937’yi gösteriyordu. Eskişehir Hava Okulu 1. Tayyare Alayı’nda altı aylık harp uçuş eğitimi aldı; Trakya manevralarına ve Dersim Harekâtı’na katıldı.

Malatya’dan Almanya’ya

Haritalarda dahi adı geçmeyen Malatya’nın Delikan köyünde doğan Yıldız’ın hayatı, babasının çalışmak için Almanya’ya gitmesiyle değişmeye başlar. Yıldız dokuz yaşına geldiğinde babası aileyi de Almanya’ya götürür. Dokuz yaşındaki Yıldız, hayatında ilk kez uçağa bindiğinde “Ben pilot olacağım” diye karar verir.

Ailesine yük olmamak için garsonluk yaparak pilotluk eğitiminin masraflarını karşılayan Yıldız Schewe, bir yıldır Antalya’da SKY Havayollarında pilotluk yapıyor. Gurbetçi bir ailenin kızı olarak Almanya’da büyüyen Yıldız Schewe ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

– Malatya’nın bir köyünde doğdun, Almanya’da pilot oldun. Ailende pilot olan var mıydı, birine mi özendin?

-Hayır, kesinlikle. Ailemde ya da çevremde pilotluk eğitimi almış kimse yok. Malatya’nın bir köyünde dünyaya geldim. Ailemin ekonomik durumu iyi olmadığı için babam Almanya’ya çalışmaya gitti. Önce annemi götürdü, biz kardeşlerimle anneannemin yanında büyüdük. 1980’de dokuz yaşına geldiğimde babam bizi de Almanya’ya götürdü. Uçağı ilk kez o zaman gördüm ve içine bindiğimde çok etkilendim; kendimi rüyada gibi hissettim. İşte o gün “Ben pilot olacağım” dedim.

– Kız çocuğu olarak, üstelik ekonomik zorluk içinde pilotluk eğitimi almak kolay olmasa gerek. Ailen nasıl karşıladı?

-Çok kolay olmadı tabii. Almanya’ya işçi olarak giden ve altı çocuk büyüten bir ailenin benim pilotluk eğitimimi karşılaması imkânsızdı. Annem bu sevgiden vazgeçmem için çok uğraştı. Üstelik 1980’li yıllarda kadın pilot neredeyse yoktu. Bir ara ben de unutmaya çalıştım ama kalbimden atamadım. Hiçbir işte mutlu olamadım. Kaderimin pilotluk olduğuna inandım. Ailem karşı çıkmasına rağmen eğitim almak istediğimi söyledim. Onların karşılayamayacağını bildiğim için hem çalışarak hem okuyarak pilot oldum.

– İlk kez ne zaman uçtun?

-Almanya’da pilotluk eğitimi çok masraflı. Restoranlarda garsonluk yaparak masraflarımı karşıladım. Eğitime başladım ve ilk solo uçuşumu 1994’te, 23 yaşındayken yaptım. Eğitimlerde her alanda sınavlara sokulursunuz. Üç yıl süren eğitim sonunda ek bir sınava gerek kalmadan belli uçuş saatleriyle kademe atlayabilirsiniz.

– Eğitimi bitirdikten sonra neden hemen başlamadın?

-Eğitimimi bitirdikten sonra ikinci büyük aşkım Jens ile 1993’te tanıştım, 1998’de evlendim. Hamile kaldığım için mesleğe başlamadan ara vermek zorunda kaldım. Oğlum Enrico Massimo belli bir yaşa geldikten sonra, Nisan 2005’te Antalya’da SKY Havayollarında uçmaya başladım.

– En sorunlu yolcular hangi ülkeninkiler?

-Amacımız yolcularımızı mutlu ve güvenle istedikleri yere ulaştırmak. Ama tabii ki zaman zaman sorunlar yaşanıyor. Uzun uçuşlarda kapris yapanlar olabiliyor. Ne yazık ki bizi en çok zorlayan yolcular Türk yolcuları. Nedenini bilmiyorum ama en çok kendi insanımızla zorlanıyoruz. Almanlar ve Hollandalılar daha sakin.

– Ailende pilot yok, 80’lerde kadın pilot neredeyse yok. Sen ise bir örnek oldun…

-Annemle babamın okuma yazması bile yoktu. Altı kız kardeş arasında pilot olmak hayal gibi görünüyordu. Annem “kıza göre değil” diye karşı çıkıyordu. Babam ise “Kızlarım isterse her işi yapabilir” diyordu. İlk başta kimse önemsemiyordu. Ailemi uçağa aldığımda, kokpitte beni görünce bakış açıları değişti. Kız ya da erkek fark etmez; çocukların hayallerini yıkmayın, destek olun.

– Sizin örnek aldığınız biri yoktu ama bugün siz örneksiniz. Kızlara ne önerirsiniz?

-Artık çok şey değişti. 80’lerde hiç kadın pilot yokken bugün Türkiye’de 13 kadın pilot var. İyi bir kariyer, iş garantisi, dünyayı görme fırsatı sunuyor. Ama ömür boyu eğitim ve disiplin gerektiriyor. Çalışmaktan korkmayan tüm kızlara tavsiye ederim.

– İlk görev günün nasıldı, erkek meslektaşların nasıl karşıladı?

-Benden önce bir kadın pilot olduğu için çok garip karşılanmadı. Eşim Almanya’da olduğu için biraz tuhaflarına gidiyordu ama sorun olmadı. Erkek meslektaşlarım her zaman destek oldular. Oğlum üç yaşındayken uçmaya başladım; bir gün onu da kokpite aldım. Belki o da ileride pilot olur ama onu yönlendirmem.

– Uçuş sırasında yaşanabilecek sorunlarda neler yapabiliyorsunuz?

-Biz can taşıyoruz. Çok dikkat isteyen bir meslek. “Pilot oldum, bitti” diye bir şey yok. Yaşınız ne olursa olsun sürekli eğitim alırsınız. Şimdiye kadar olumsuz bir olay yaşamadım ama her türlü hava şartında uçabilecek eğitimden geçiyoruz.

– Filmlerde yolculardan biri kokpite geçip talimatlarla uçağı indirmeye çalışıyor. Gerçekte mümkün mü?

-Çok mümkün değil. Böyle bir filmi ben de izledim, açıkçası çok güldüm. Kokpitte yüzlerce sistem ve düğme var. Bunları kullanabilmek için iyi bir İngilizce ve kapsamlı eğitim gerekir. Filmlerdeki kadar kolay olsaydı bize üç dört yıl eğitim vermezlerdi.

haber ve fotoğraf ömer mazi çelik kanatlı melekler yazıdizisinden

ONER SAN

haber ve fotoğraf ömer mazi çelik kanatlı melekler yazıdizisinden

haber ve fotoğraf ömer mazi çelik kanatlı melekler yazıdizisinden

haber ve fotoğraf ömer mazi çelik kanatlı melekler yazıdizisinden

haber ve fotoğraf ömer mazi çelik kanatlı melekler yazıdizisinden

ONER SAN

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.