“Demokratik Sosyalist Bir Müslümanım” diyen Mamdani Nasıl Kazandı?

Bu bölümde, Mamdani’yi bütün olumsuz şartlara rağmen seçimi büyük bir farkla kazanmasını sağlayan etkenler üzerinde duracağım.

“Demokratik Sosyalist Bir Müslümanım” diyen Mamdani Nasıl Kazandı?
manset-ustu-reklam-ph
Yayınlama: 13.11.2025
A+
A-

Bu
bölümde, Mamdani’yi bütün olumsuz şartlara rağmen seçimi büyük bir farkla
kazanmasını sağlayan etkenler üzerinde duracağım. Daha bir yıl önce kimsenin
ciddiye almadığı ve oy oranının %1 civarında göründüğü Mamdani, aşağıda
sıralayacağım faktörler sayesinde seçimi kazanmıştır.

Yerel dertleri çok doğru tespit etti. Kira gelirleri çok yüksek olduğunu ve
bunu sabitleyeceğini söyledi. Küçük çocuklar için ücretsiz kreşler yapacağını,
toplu taşımayı ücretsiz yapacağını, asgari ücreti artıracağını ve ucuz konut
üreteceğini vadetti.

Sosyal medyaya hapsolmadı. Sadece sosyal medyadan mesaj vermek yerine
toplumla beraber olduğunu göstermek için her kesimi ziyaret etti; sokak sokak
gezdi.

Sokakta
yaklaşık 100 bin kişilik bir gönüllü ordusu kurdu. “Grassroots” adı verilen bir
siyasi parti, hareket veya toplum kuruluşunun üyeleri; o örgütün temelini
oluşturan, yerel düzeyde çalışan sıradan vatandaşlardır. “Taban Hareketi”
ifadesi, bu tür bir organizasyonu ve aktivizmi tanımlamak için kullanılır.
Mamdani de bu özelliklere sahip aktif gönüllülerden bir ordu oluşturdu.

Ezberleri bozmaktan korkmadı. Kendisini ve söylemlerini müesses nizamın ya
daklasik politik söylemin formatına uydurmak yerine kendi anlayışına göre
oluşturdu. 

Kendi kimliğini inkar etmek yerine sahiplendi. Kendisini
“Demokratik Sosyalist” olarak tanımlayan Mamdani, bu kimliğini hem söyleminde
hem de eyleminde tutarlı biçimde yansıttı. Hint asıllı Müslüman bir göçmen
olarak kimliğini açıkça ifade etti. Antisiyonist bir duruş benimsemesine
rağmen, Ortodoks ve sosyalist Yahudi topluluklarla temas kurmaktan çekinmedi ve
bu gruplardan önemli ölçüde de destek gördü.

Siyasetçilerle
didişmek yerine yüzünü halka çevirdi. Asıl meselesinin halkın sorunları
olduğunu vurgulamak için siyasi rakipleriyle ilgili tartışmalara girmedi; kısır
çekişmelere hapsolmak yerine halkın dertlerine odaklandı ve yapacaklarını
anlattı.

Manşetlerle
çarpışa çarpışa geldi. Mamdani’nin kazanmasını istemeyen ana akım medya, iki
temel gerekçeyle karşısında yer aldı. Birincisi, antisiyonist düşünceleri
nedeniyle Yahudi ve İsrail yanlısı medyanın tepkisiydi. İkincisi ise
antikapitalist ve sosyalist görüşleri yüzünden, Wall Street Journal gibi finans
çevrelerini ve müesses nizamı destekleyen medya kuruluşlarının hedefi hâline
gelmesiydi. Tüm bu baskılara rağmen Mamdani, bu medya direncine karşı çarpışa
çarpışa kazandı.

Farklı
kimliklerle birebir temas kurdu. Sistemden rahatsız olan her kesime ulaştı;
farklı inanç ve kimliklere sahip çıkarak onların dertlerini dinledi. Hem
camiye, hem havraya, hem Sih tapınağına hem de kiliseye gidip görüşmekten
kaçınmadı. Bir yandan Filistin’e destek verirken, diğer yandan LGBT’lilerle yan
yana görünmekten çekinmedi. Hiçbir kimliği ya da kültürü ötelemeden hepsini
sahiplendiğini gösterdi.

Yeni şeyler
söylemeyi başardı. New York’taki yaşam koşullarına ilişkin olarak, “şehri
çalışan insanlar için yaşanabilir kılmak” anlayışıyla kira sabitleme, ücretsiz
sağlık hizmeti, toplu taşıma, kreş desteği ve ucuz şehir marketleri gibi vaatlerde
bulundu. Göz ardı edilen kesimlere odaklanarak büyük sermaye sahiplerinin
karşısında yalnız olmadıkları mesajını vermesi, bu yeni söylemine birkaç örnek
teşkil etmektedir.

Asık ve ciddi bürokrat suratı yerine gülen halk suratını hiç terk etmedi. Mamdani, asık ve
mesafeli klasik politikacıların aksine sürekli güler yüzünü korudu. Sıcak,
içten ve samimi tavırlarıyla halkın kendisiyle özdeşleşmesini sağladı. Böylece,
kendilerini dışlanmış ve ötekileştirilmiş gören alt kültür grupları için bir
rol model haline geldi.

Mamdani,
kavram çerçevesini anlaşılır bir şekilde oluşturdu ve bu çerçeve üzerinden
propagandasını etkili biçimde sürdürdü.

Demokratik
Sosyalizm:

Demokrasiden taviz vermeden sosyal politikalar izleyeceğini ortaya koydu.

Sınıf siyaseti: Kimlik siyaseti
yerine sınıf siyasetine ağırlık verdi; her kim hangi kimlikten olursa olsun,
kapitalizm ve tekno-feodalizm karşısında ezilen sınıfın parçası olduğumuz
vurgusunu ön plana çıkardı.

Aşağıdan yukarıya
siyaset:

Tepeden inmeci siyaseti reddederek, halkın kendi gücüyle oluşturacağı bir
siyaset vaadinde bulundu.

Dikey kutuplaşma: Etnik,
ideolojik veya ten rengine dayalı kutuplaşmayı reddederek, ezen–ezilen,
zengin–fakir ve üst sınıf–alt sınıf eksenindeki dikey kutuplaşmaya odaklandı.

Özellikle
Gazze konusundaki küresel tepkileri iyi değerlendirmiştir. Gazze’de uygulanan
orantısız güç ve zulme karşı dünya genelinde oluşan tepkilerin, New York’taki
alt kültür çevrelerindeki yansımasını seçiminde bir etken olarak kullanmıştır.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.