PROF.DR. ÇAĞLAR ÖZKAYMAK “DEPREME DİRENÇLİ KENTLER BİLİMSEL ÇALIŞMALARLA MÜMKÜN”

Prof. Dr. Çağlar Özkaymak: “1995 Dinar Depremi, Afyonkarahisar’ın deprem gerçeğini acı bir şekilde gösterdi.”
FEVZİ ŞEN /Starafyonhaber
Starafyonhaber’in, AKÜ Jeoloji Mühendisliği Genel Jeoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Çağlar Özkaymak ile gerçekleştirdiği özel röportajın üçüncü bölümünde, 1995 Dinar Depremi, 2002 Çay depremleri, gelecekte büyük deprem beklentisi ve Afyonkarahisar’daki deprem hareketliliği bilimsel veriler ışığında değerlendirildi.
“1995 DİNAR DEPREMİ ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASI OLDU”
Starafyonhaber: 1995 Dinar Depremi bölge için neden bir dönüm noktası oldu? O depremden hangi dersleri çıkarmış olmalıyız?
Prof. Dr. Çağlar Özkaymak: 1995 Dinar ve ardından gelen büyük depremler, Afyonkarahisar’ın deprem gerçeğini ve afet zararlarını en aza indirmek için bilimsel deprem araştırmalarının yapılması ile depreme dayanıklı kentlerin kurulması zorunluluğunu acı bir şekilde göstermiştir. Bu süreçten çıkarılması gereken ana ders; yapılaşma öncesinde zemin taşıma gücü, sıvılaşma riski ve aktif fay konumlarının jeoloji mühendislerince titizlikle analiz edilmesi, bina-zemin etkileşimine uygun güvenli yer seçiminin ve depreme dayanıklı mimarinin oluşturulmasıdır.

“2002 ÇAY DEPREMLERİ BİLİM DÜNYASINA ÖNEMLİ VERİLER KAZANDIRDI”
Starafyonhaber: 2002 Çay depremleri bilim dünyasına hangi önemli verileri kazandırdı?
Prof. Dr. Çağlar Özkaymak: 3 Şubat 2002 Çay depremleri, Sultandağı Fay Zonu’nun Maltepe kısmının kırıldığını doğrulamış ve bölgenin fay geometrisinin yeniden değerlendirilmesini sağlamıştır. Bu veriler doğrultusunda Kali Çayı Fay Zonu içindeki uzanımlar Çay Fayı olarak güncellenerek Sultandağı Fay Zonu’na dahil edilmiş ve fayın Işıklar Fay Zonu ile geometrik komşuluğu ortaya konmuştur.
Bununla beraber, fayın normal karakteri kanıtlanmış, fayın ayırdığı iki bloktan Sultandağları’nın yükseldiği, Eber Gölü’nün yer aldığı Afyon-Akşehir Graben düzlüğünün ise göreceli olarak çöktüğü ortaya çıkmıştır.
Afyonkarahisar güneydoğusunda, 1921 yılında Arıtanı ile başlayan, 1946 Akşehir ve 2000 Sultandağı depremleri ile devam eden ve son olarak meydana gelen 2002 Çay depremlerinden sonra, yıllar içerisinde kuzeybatıya doğru olan deprem göçünün devam edip etmeyeceği, bir sonraki depremin Işıklar-Çobanlar bölgesinde olup olmayacağı hususundaki bilimsel tartışmalar başlamış ve devam etmektedir.
“BÜYÜK DEPREM OLUR MU? BİLİM NE SÖYLÜYOR?”
Starafyonhaber: Bilimsel veriler ve tarihi kayıtlar ışığında Afyonkarahisar ve çevresinde gelecekte büyük bir deprem bekleniyor mu? Bu risk nasıl değerlendiriliyor?
Prof. Dr. Çağlar Özkaymak: Bölgede 42 adedi doğrudan diri fay olmak üzere toplam 61 fay segmentinin bulunması, gelecekte deprem üretme potansiyelinin devam ettiğini göstermektedir. Güncellenen 2026 Diri Fay Haritası’nda yeni tanımlanan/güncellenen faylar ile ilin deprem tehlike düzeyinin önceden bilinenden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Afyonkarahisar’da birçok yerleşim alanının taşıma gücü düşük zeminler ve diri faylar üzerinde kurulmuş olması bu tehlikeyi daha da artırmaktadır. Öyle ki yıkıcı depremler olmaksızın bile fay üzerinde ve alüvyal zemin üzerinde yer alan binalar deformasyona uğramakta, yer yer oturulamaz hale gelmektedir.
Bilim insanlarının, bu fayların deprem tekrarlanma periyotlarını, ürettikleri en son yıkıcı depremin zamanını ve üretebilecekleri maksimum deprem büyüklüklerini netleştirmek için hendek tabanlı paleosismolojik fay çalışmaları henüz sonuçlanmamıştır.
Ön bulgular gelecekte Işıklar, Çobanlar ve Sandıklı Fay Zonları’nın deprem üretme potansiyeline işaret etmekle birlikte, burada vurgulanan “gelecek” kavramının geniş bir zamana işaret ettiği (yarın da gelecektir, 100 yıl sonra da gelecektir anlamında) unutulmamalıdır. Bu zonlar üzerinde çok yakın zamanda yıkıcı deprem beklemek iddiası, güncel bilgiler ışığında bilimsel olmayacaktır.

“AFYONKARAHİSAR İÇİN EN ÖNEMLİ DEPREM KAYNAKLARI HANGİLERİ?”
Starafyonhaber: Afyonkarahisar için en büyük deprem tehdidi hangi fay hattından geliyor?
Prof. Dr. Çağlar Özkaymak: İl için, üretebileceği büyüklük, nüfus yoğunluğu ve hasar etkisi bakımından en önemli deprem kaynakları arasında; Sandıklı boyunca 40 km uzanan Sandıklı Fay Zonu, şehir merkezine yakınlığıyla bilinen Halimoru Fayı (Işıklar Fay Zonu), Çobanlar Fay Zonu ve Beyyazı Fayı öne çıkmaktadır. Dinar Fay Zonu’nun henüz kırılmayan kuzeybatı Gümüşsu ve güneydoğu Dikici kolları da yıkıcı deprem üretme potansiyellerine sahip diri faylar arasındadır.
Bununla beraber, bu analizi çok daha hassas yapabilmek için Afyonkarahisar’da tanımlanan tüm fayların deprem tehlikesini ortaya çıkaracak olan hendek tabanlı paleosismoloji çalışmalarının tamamlanması ve sonuçlanması gerekmektedir.
“KÜÇÜK DEPREMLER NORMAL Mİ, YOKSA BİR UYARI MI?”
Starafyonhaber: Son yıllarda il genelinde meydana gelen küçük depremler normal bir hareketlilik mi, yoksa dikkatle takip edilmesi gereken bir süreç mi?
Prof. Dr. Çağlar Özkaymak: Afyonkarahisar, Türkiye’nin en fazla diri faya sahip illerinden birisidir. İlde tanımlanan 61 fay kolu, geçmiş dönemlerde yüzey kırığı oluşturmuş, dolayısıyla 5,5-6 ve daha fazla büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip faylardır.
Bununla beraber, şehrimizde gömülü ya da yüzey kırığı üretmeyecek potansiyele sahip, yani genel olarak 1-5 arası büyüklüklerde deprem üreten faylar da vardır ve bu 61 fay arasında değildir, tanımlanmamıştır.
Bu bakımdan, bu kadar çok fayın yıl içerisinde küçük ve orta şiddetli depremler üretmesi bilimsel bakımdan beklenen bir durumdur ve normal hareketlilik olarak karşılanır.
Bununla beraber, bilimsel açıdan bölgede irili ufaklı meydana gelen her deprem dikkatlice takip edilir, raporlanır ve daha doğru bilimsel değerlendirmeler yapabilmek için yorumlanır.
Yarın Starafyonhaber’de…
Afyonkarahisar’ın yapı stoku depreme hazır mı?
Vatandaş binasının güvenli olup olmadığını nasıl öğrenebilir?
Deprem anında en sık yapılan hatalar neler?
