Cennetten Mezarlığa: Eber Gölü

Cennetten Mezarlığa: Eber Gölü
manset-ustu-reklam-ph
Yayınlama: 10.02.2026
A+
A-

Bir zamanlar kuş seslerinin yankılandığı, balıkçı kayıklarının suyu yara yara ilerlediği Eber Gölü bugün sessiz. Sessizlik sadece bir doğa hali değil; bir ihmalin, bir yanlışın ve yıllardır ertelenen sorumluluğun sesi. Gelin gizli cennet Eber’de bir tura çıkalım gözlerinizi kapatın.

Afyonkarahisar’ın biyolojik çeşitlilik açısından en önemli alanlarından biri olan Eber Gölü, iklim değişikliği ve yanlış su yönetimi politikalarının birleşimiyle can çekişiyor. Suların metrelerce çekilmesiyle birlikte gölün simgesi haline gelen balıkçı kayıkları artık suyun üzerinde değil, çatlamış toprakların ortasında yatıyor. Bölge halkının “Kayık Mezarlığı” adını verdiği bu alan, Türkiye’nin en büyük tatlı su kaynaklarından birinin hangi noktaya sürüklendiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Su Gitti, Geriye Çatlak Topraklar Kaldı

Sultandağları ile Akarçay Havzası arasında yer alan Eber Gölü, sadece bir göl değil; bir ekosistem, bir geçim kaynağı ve aynı zamanda bir yaşam kültürüydü. Balıkçılık, kamışçılık ve göle bağlı tarımsal faaliyetler yıllarca bölge insanını ayakta tuttu.
Bugün ise teknelerin yüzdüğü alanlarda rüzgârın savurduğu tozlar, çürümeye terk edilmiş kayıklar ve derin bir umutsuzluk var.

Kuraklık elbette küresel bir sorun. Ancak Eber’de yaşanan sadece kuraklık değil; plansız sulama, havza yönetimindeki eksiklikler ve gölleri besleyen su kaynaklarının kontrolsüz kullanımı bu tabloyu daha da ağırlaştırdı.

“Gizli Cennet” Gerçeğiyle Yüzleşmek

Eber Gölü’nü sadece kıyıdan görenler için burası yıllarca “sazlık ve balçık”tan ibaret sanıldı. Oysa gölün içine girildiğinde bambaşka bir dünya ortaya çıkıyor.
Yüzer adalarıyla Türkiye’de benzeri olmayan Eber, kamışların oluşturduğu onlarca dönüm adanın mevsimlere göre yer değiştirdiği ender bir doğa harikasıydı. Bu adaların üzerinde yaşayan, gölle bütünleşmiş hayatlar vardı.

SEKA’nın kapanmasıyla birlikte kamışın ekonomik değerini yitirmesi, göl çevresindeki sosyal yapıyı da derinden sarstı. Göl sadece suyunu değil, insanını da kaybetmeye başladı.

Umut Var mı? Var… Ama Zaman Dar

2025 yılındaki ağır kuraklığa rağmen yürütülen ıslah çalışmaları ve Akarçay temizlik projesiyle su seviyesinin %1’den %9’a çıkarıldığı açıklandı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Eber ve Eğirdir gölleri için ayırdığı 1 milyar TL’lik bütçe, kağıt üzerinde önemli bir adım.

2026 Şubat ayında Sultandağları’na düşen yoğun kar yağışı da göl için bir umut ışığı. Ancak bu umut, kalıcı ve bütüncül bir havza yönetimi ile desteklenmezse geçici olmaktan öteye geçemeyecek.

Eber Sadece Göl Değil, Bir Bellek

Eber beldesi, 2002 Sultandağı Depremi’nde en ağır yarayı alan yerlerden biri oldu. 13 can kaybı, yıkılan evler, dağılan hayatlar… Deprem sonrası verilen desteklerin iyi yönetilememesi, beldenin toparlanma sürecini daha da zorlaştırdı. Bugün nüfusu 987’ye kadar düşen Eber, hem gölüyle hem insanıyla ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Son Söz: Mezarlık Olmasına İzin Vermeyelim

Eber Gölü bugün bize bir soru soruyor: “Ben göz göre göre kururken, siz ne yaptınız?” Bu soru sadece Afyonkarahisar’ın değil, Türkiye’nin sorusu. Eğer Eber’i sadece bir haber başlığı, birkaç havadan görüntü ve birkaç bütçe kalemi olarak görürsek, yarın bu ülkenin başka gölleri için de “kayık mezarlığı” manşetleri atarız.

Bir zamanlar gizli bir cennetti Eber.
Hâlâ kurtarılabilir.
Ama zaman, sandığımızdan çok daha az.

REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.