Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
MHP’li İGM Üyesi Faruk Kökcür: “Siyanür ekolojiyi bozar, içme suyumuzu tehdit ediyor”
Çay- Çobanlar-Bolvadin Tarıma Dayalı İhtisas Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Sanayi Bölgesi altın arama çalışmalarından etkilenecek mi?
Çay-Bolvadin içme suyu zarar görecek mi?
Jeotermal enerji kaynakları etkilenecek mi?
Çay’da altın aranacakmış… Peki su ne olacak?
Çay’da son günlerde dikkat çeken bir konu var.
Bir tarafta Çay-Çobanlar-Bolvadin hattında jeotermal seracılık…
Diğer tarafta ise Çay’ın Boncuklu mevkiinde 4. grup maden arama ruhsatları ve altın arama çalışmaları gündemde.
Ve bu kez soru yalnızca “Altın çıkarılacak mı?” değil.
Asıl soru şu: Bu bölgenin geleceği nasıl şekillenecek?
Çay İl Genel Meclisi Üyesi Faruk Kökcür, İl Genel Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada altın arama çalışmalarına karşı olduklarını söyledi.
Kökcür’ün dikkat çektiği en önemli konu ise su.
Çünkü söz konusu bölgenin Çay Barajı havzasıyla bağlantılı olduğunu, baraj suyunun Çay ve Bolvadin’de içme suyu olarak kullanıldığını ve tarımsal sulamada da değerlendirildiğini ifade ediyor.
İşte burada durup düşünmek gerekiyor.
Bir tarafta tarım…
Bir tarafta madencilik…
Bir tarafta jeotermal seralarla üretim ve istihdam beklentisi…
Diğer tarafta yer altındaki madenin ekonomiye kazandırılması düşüncesi…
Hepsi önemli.
Ama hepsinden daha önemli bir şey var:
Su.
Çünkü altın da çıkarılır, sera da kurulur.
Fakat su zarar görürse?
O zaman ne olacak?
Bugün çıkarılacak birkaç ton altının hesabını yapmak kolay.
Peki yarın tarımın, içme suyunun ve bölgenin doğal dengesinin hesabını kim yapacak?
Burada bir başka soru daha var.
Jeotermal seracılık geliştirilmeye çalışılan bir bölgede, aynı zamanda altın arama faaliyetleri yapılması konusunda gerekli çevresel değerlendirmeler nasıl yapılacak?
Bu iki faaliyet birbirine zarar vermeyecekse, bunun bilimsel ve teknik olarak ortaya konulması gerekir.
Zarar verme ihtimali varsa da daha işin başında bunun hesabı yapılmalıdır.
Çünkü vatandaşın istediği aslında çok basit:
“Hem üretim olsun hem de suyumuz, toprağımız ve geleceğimiz korunsun.”
Kimse kalkıp “Madencilik olmasın” demek zorunda değil.
Ama kimse de “Altın var, gerisini düşünmeyelim” diyemez.
Çünkü bugün bir ruhsat verilir…
Yarın çalışma başlar…
Sonra yıllar geçer.
Ve bir gün geriye dönüp baktığımızda:
“Keşke daha önce sorsaydık” demek istemiyorsak, soruları bugün sormalıyız.
Bir de şu mesele var…
Bölgede jeotermal seracılık konuşulurken, tarımsal üretimin artırılması hedeflenirken, diğer taraftan yer altında altın aranması gündeme geliyorsa;
Bu iki gelecek planı aynı masada konuşuldu mu?
Konuşulduysa vatandaş bilsin.
Konuşulmadıysa neden konuşulmadı?
Çünkü mesele yalnızca altın değil.
Mesele yalnızca sera da değil.
Mesele bölgenin geleceği.
Mesele su.