Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Mavi Salon’un kapısından içeri girildiğinde o gün hissedilen şey samimi bir atmosferdi. Cümleler dikkatle dinleniyor; göz göze geliniyor, yer yer gülümsemeler paylaşılıyordu. Bu, sıradan bir buluşmadan çok, gerçek bir etkileşimdi.
“Rektör ve Öğrenci Buluşması” adı kulağa tanıdık gelebilir; ancak mesele başlıktan ibaret değildi. Asıl önemli olan, üniversitenin ne anlattığı değil, öğrencilerin neyi duymaya hazır olduğuydu.
AFSÜ Rektörü Aslan’ın konuşmalarında sıkça vurguladığı bir kelime vardı: istihdam. Sadece diploma vermekle yetinmeyen, mezunlarını hayata hazırlamayı görev edinen bir üniversite anlayışı…
Ücretsiz ve uygun ücretli eğitimler, sınavlara hazırlık destekleri, kariyer yolculuğunda öğrenciye omuz verme vaadi… Tüm bunlar bir rektör konuşmasından ziyade, öğrencisini tanıyan bir eğitimcinin notlarını andırıyordu. “Amacımız mezunlarımızın en kısa sürede iş hayatına katılması” cümlesi ise, öğrencilerin en çok düşündüğü “Mezun olunca ne olacak?” soruya net bir cevap veriyordu:
Salondaki en dikkat çekici anlardan biri, Rektör Aslan’ın fikirler üzerine yaptığı vurgu oldu. “Saçma görünen fikirler, insanlığa yön veren icatların başlangıcı olmuştur.” Bu söz, salondaki birçok öğrencinin aklında tuttuğu ancak dile getirmeye çekindiği düşüncelerin önünü açtı. TÜBİTAK projeleri, ulusal ve uluslararası etkinlikler, yarışmalar… Hepsi birer afiş konusu olmaktan çıkıp gerçek bir davete dönüştü: “Gelin, anlatın; biz destekleyelim.”
Zafer Sağlık Külliyesi’nde sosyal ve sportif alanların yakında hizmete girecek olması ise üniversitenin yalnızca dersliklerden ibaret olmadığını hatırlattı. Çünkü üniversite, aynı zamanda nefes alınan bir yerdir; koşulan, dinlenilen, sosyalleşilen ve hayata karışılan…
Programın belki de en kıymetli bölümü, mikrofonun öğrencilere uzatıldığı anlardı. Soru soran, talepte bulunan, öneri sunan, hatta teşekkür eden öğrenciler… Karşılarında ise not alan, dinleyen ve “ilgili birimlere ileteceğiz” demekle yetinmeyip “gereğini yapacağız” diyen bir rektör vardı. Bu, tek yönlü bir konuşma değil; karşılıklı bir temas ve bu temasın doğurduğu bir güven duygusuydu.
AFSÜ güvenle büyüyor. O gün Mavi Salon’da yapılan konuşmalar, tam anlamıyla bir güven ifadesiydi.
