DEĞİŞİM ŞART: HÜSNÜ SERTESER Mİ, ÖNDER ARTUK MU?
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, falanca zamandan beri başkan.
Artık yeter! Biraz da başkaları yapsın.
ATSO’yu kendi şirketi gibi yönetiyor. Sanki ATSO’nun başkanı değil de genel müdürü!
Sokakta herkes yaklaşmakta olan ATSO seçimlerini konuşuyor.
“Yeter artık, bıktık Hüsnü Serteser’den!” diyenler var.
Peki, mesele gerçekten bu kadar basit mi?
Görevde olan her zaman eleştirilir.
Yaptıklarına bakılmaz, hep bir eksik, hep bir bahane aranır.
Çünkü eleştirmek kolay, elini taşın altına koymak zordur.
Herkesin eleştirdiği bir konuya dönüp, “Hadi gel, birlikte yapalım” dersiniz.
Cevap hazırdır:
“Yok, bizim oğlan, bizim işimiz başımızdan aşkın!”
Ama iş, “Yeter artık, sen bir kenara çekil” demeye gelince kimse geri durmaz.
İşte tam da bu yüzden olaya biraz farklı bir açıdan bakalım.
FENERBAHÇE ÖRNEĞİNDEN DERS ÇIKARMAK
Ben, övünmek gibi olmasın, Fenerbahçeliyim. Üstelik Antalya Fenerbahçeliler Derneği üyesiyim.
Fenerbahçe tarihinin en parlak dönemlerinden birini Aziz Yıldırım döneminde yaşadı.
Dünya yıldızlarını Fenerbahçe’ye getirdi.
Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadı.
Tesisleşme konusunda önemli işler yaptı.
Ama bütün bunlara rağmen Aziz Yıldırım hep eleştirildi.
“Yeter artık!”
“Takımı mafya gibi yönetiyor!”
“Soyunma odasına giriyor!”
“Şöyle yapıyor, böyle yapıyor!”
Eleştirilerin ardı arkası kesilmiyordu.
Ben de özellikle Teknik Direktör Zico’ya ve efsanemiz Alex’e yapılanlardan, onların gönderilme şeklinden dolayı Aziz Yıldırım’a kızanlardandım.
Sonra karşımıza iki isim çıktı:
Aziz Yıldırım mı, Ali Koç mu?
Tercihimiz kesinlikle Ali Koç oldu.
Peki, sonuç ne oldu?
Hayatımızın en büyük hatalarından birini yaptığımızı anladık.
Şampiyonluk hayal oldu.
Avrupa hayal oldu.
Başarı hayal oldu.
Aziz Yıldırım’ı mumla aradık.
Sonra karşımıza Sadettin Saran çıktı.
Bu kez soru şuydu:
Aziz Yıldırım mı, Ali Koç mu, Sadettin Saran mı?
Sadettin Saran dedik.
Bir kez daha boyumuzun ölçüsünü aldık.
Döndük dolaştık, yeniden Aziz Yıldırım’a sarıldık.
Aziz Yıldırım’la birlikte takımda, tribünde, sokakta yeniden bir özgüven oluştu.
Takım 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi’ne çıktı.
Yeniden heyecan geldi.
Yeniden umut geldi.
Ve biz acı bir şekilde öğrendik ki değişim her zaman iyi bir şey değilmiş.
Bazen elimizdekine sahip çıkmayı bilmek gerekiyormuş.
Afyon’dan da buna benzer birçok örnek verebiliriz.
Gelenin gideni arattığı bir şehirde yaşıyoruz.
Birileri görevdeyken eleştiriliyor, değişim isteniyor. Sonra değişim gerçekleşiyor ve bu kez eskiyi aramaya başlıyoruz.
Çünkü bazen bir insanın eksiklerini görürken yaptıklarını unutuyoruz.
Bazen de sırf değişim olsun diye değişim istiyoruz.
Sonra iş işten geçince dönüp geriye bakıyoruz.
Ama ne yazık ki kaybedilen zamanı geri getirmek mümkün olmuyor.
Şimdi önümüzde Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri var.
İki isim konuşuluyor.
Hüsnü Serteser mi?
Önder Artuk mu?
Bir tarafta uzun yıllardır ATSO’nun başında bulunan Hüsnü Serteser…
Diğer tarafta değişim beklentisiyle gündeme gelen Önder Artuk…
Sokakta değişim isteyenler var.
Hüsnü Serteser’in artık kenara çekilmesi gerektiğini düşünenler var.
Ama Fenerbahçe örneğinde olduğu gibi, değişim istediğimizde neyle karşılaşacağımızı da iyi düşünmek zorundayız.
Çünkü mesele yalnızca bir başkanın gidip diğerinin gelmesi değil.
Mesele, gelenin ne yapacağı, nasıl yöneteceği ve ortaya nasıl bir sonuç koyacağı.
Değişim istemek kolaydır. Asıl mesele, değişimden sonra neyle karşılaşacağımızı bilmektir.
Şimdi yeniden soralım:
Hüsnü Serteser mi, Önder Artuk mu?
Kararı verirken yalnızca gitmesini istediğimiz kişiye değil, yerine gelecek kişinin ne yapabileceğine de bakmak gerekiyor.
Çünkü bazen değişim istediğimiz için değil, değişimin bedelini sonradan anladığımız için pişman oluruz.