Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Araştırmalarda, özellikle kafeinin güneş ışığıyla etkileşime girdiğinde deri hücrelerinde koruyucu mekanizmaları harekete geçirdiği ifade edildi. Araştırmalara göre akıllı tüketildiğinde kahvenin, güneş altında içildiği zaman kansere karşı daha güçlü etki gösterdiği aktarıldı. Hayvan deneylerinde her bir fincan kahvenin deri kanseri riskini yaklaşık %5 oranında azalttığının tespit edildiği belirtildi.
Uzman araştırmacı, kafeinin kanserden koruyucu etkilerini incelemeye asistanlık döneminde başladığını, ilk olarak yüksek oranda kafein içeren bitki çaylarının etkilerini araştırdıklarını, yapılan deneylerde bu tür içeceklerin deri kanserini önlemede belirgin katkı sağladığının görüldüğünü anlattı.
“Kafein güneşle birlikte çalışıyor”
Açıklamalarda, kafeinin vücuda alındıktan sonra güneş ışığıyla temas eden cilt bölgelerinde aktif hâle geldiği ve kanseri önleyebilen bazı proteinleri tetiklediği vurgulandı. Bu nedenle kafeinin en etkili olduğu zamanın güneş altında tüketildiği anlar olduğu belirtilerek, zamanlamanın çok önemli olduğu ifade edildi.
“Kahve tüketimini artırmadan önce hekim görüşü şart”
Araştırmacı, kafeinin yalnızca deri kanseri değil, çeşitli diğer kanser türleri üzerinde de koruyucu etkiler gösterdiğine dair bulgular bulunduğunu söyledi. Bununla birlikte, kalp hastalığı, hipertansiyon, ritim bozukluğu, mide hassasiyeti ve anksiyete gibi sağlık sorunları olan kişilerin kafein tüketiminde daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu. Aşırı ve bilinçsiz tüketimin sağlık riski oluşturabileceğinin altı çizildi.
Kafein: İçilen ya da sürülen koruyucu
Kafeinin yalnızca içilerek değil, farklı formlarda da etkili koruma sağlayabileceği; içecek, hap ya da merhem şeklinde cilde uygulandığında dahi antioksidan etkisiyle hücreleri koruyabildiği ifade edildi. Ancak en belirgin etkinin yine güneş altında kahve tüketildiğinde gözlendiği belirtildi.
Yeni çalışmalar yolda
Şu ana kadar elde edilen bulguların çoğunun hayvan deneylerine dayandığı, bundan sonraki aşamanın kanser riski yüksek insan gruplarında koruyucu etkinin araştırılması olacağı aktarıldı. Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış veya sık tekrarlayan deri kanseri hastalarında yeni çalışmalar yapılmasının planlandığı belirtildi.
Bu çalışmaların, ilerleyen yıllarda kişiselleştirilmiş koruyucu tedavilerin geliştirilmesine öncülük edebileceği ifade edildi. Kanserle mücadelenin artık sadece tedavi değil, önleme odaklı bir döneme girdiğine dikkat çekildi.