KOKPİT BENİM İKİNCİ EVİM

KOKPİT BENİM İKİNCİ EVİM
REKLAM ALANI
Yayınlama: 24.11.2025
A+
A-

Havacılık aslında erkeklerin egemen olduğu bir dünya olsa da kadınların sektördeki yeri her geçen yıl artıyor. 1930’lu yıllarda ilk kadın askerî pilot Sabiha Gökçen, kadınlara havacılık kapılarını açtı. Rus ve Amerikalı kadın pilotlar da Gökçen’in izinden giderek havacılıkta yerlerini aldılar. 1970’li yıllarda yardımcı pilot olarak sektöre giren kadınlar, 70’lerin ikinci yarısından itibaren kaptan pilotluk koltuğuna oturmaya başladı. Havacılık tarihimiz de pek çok öncü Türk kadınıyla dolu.

Havacılıkta kadınların kilometre taşları:

1913 Belkıs Şevket Hanım: Uçan ilk Türk kadını

1927 Mefharet Hakkı Hanım: Uçak kazasında ölen ilk kadın

1934 Bedriye Tahir Gökmen: İlk kadın pilot olarak mezun oldu ancak lisans kontrolü uçağı kırım geçirdiği için lisans alamadı

1935 Sabiha Gökçen: İlk kadın askerî pilot

1935 Yıldız Uçman: Rus R-5 uçağından yaptığı atlayışla ilk kadın paraşütçü

1936 Eribe Hürkuş: Paraşüt açılmaması sonucu hayatını kaybederek ilk kadın şehidimiz oldu

2001 Teğmen Ayfer Gök: İlk F-5A kadın pilot şehidimiz (Burdur Bucak). Cenazesine katılan gazetecilerden biri de bendim.

Türk Hava Kuvvetleri’nde 45 kadın pilot bulunuyor. Ayrıca 160 kadın yardımcı subay görev yapıyor ve Hava Harp Okulu’nda 49 kadın öğrenci pilot eğitimi görüyor.

Sivil havacılığın ilk kadın pilotu ise 1993 yılında Anadolu Üniversitesi SHYO’dan mezun olan Alev Kılıçkeser oldu.

Bugün Türkiye’de aktif sivil havacılıkta 12 kadın pilot görev yapıyor. Antalya ise bu 12 pilotun 5’ine ev sahipliği yapıyor.

 

“Beni gören bir yolcu uçaktan iniyordu”

Avrupa’nın işçi ihtiyacını karşılamak için 1960’lı yıllarda kapılarını Türk işçilerine açmasıyla binlerce kişi gurbet yoluna çıktı. Çoğunluk Almanya’ya gitse de Hollanda, Fransa ve Belçika da işçi kabul eden ülkeler arasındaydı. Mualla Karcı’nın babası da 1965 yılında Malatya’dan Hollanda’ya çalışmaya gidenlerden biri. Türkiye’de iki çocuk sahibi olan aile, Hollanda’da bir kız çocuk sahibi olur: Mualla. Hollanda’da doğan ilk nesil gurbetçi çocuklardan olan Mualla Karcı, Türkiye’ye geliş gidişlerinde gördüğü pilotlara duyduğu hayranlıkla bu mesleği kafasına koydu. Hollanda’da başladığı pilotluk macerası bugün Antalya’da SunExpress’te devam ediyor. Hollandalı eşi Michel, 2,5 yaşındaki oğlu Joey Jonkman, kedileri ve köpekleriyle Antalya’da adeta ikinci hayatlarını kurmuş durumdalar.

– Siz Hollanda’da doğdunuz ama Malatya’ya gelip gidiyor muydunuz?

-Elbette. Akrabalarımızı ziyaret etmek için yaklaşık dört yılda bir Malatya’ya geliyorduk çünkü o zamanlar imkanlar çok iyi değildi. Ben 1971 yılında Hollanda’da doğan ilk nesil çocuklardanım. Pilotluk aşkım, Türkiye ziyaretlerimiz sırasında başladı. Henüz 4 yaşındayken Türkiye’ye gelirken ilk kez pilot gördüm. Üniformaları, şapkaları, çantaları beni çok etkiledi. O gün kendi kendime “Ben pilot olacağım” dedim.

O yıllarda pilotluğun imkânsız bir hayal olduğunu biliyordum. Çünkü pilotlar genellikle asker kökenliydi ve bizim böyle bir eğitimi karşılayacak imkanımız yoktu. Liseyi bitirdikten sonra bir yıl Mimarlık okudum, sevmedim. Sonra Otelcilik Yüksekokulu’na başvurdum. O sırada bir arkadaşım, “İki gün sonra pilotluk sınavları var, istersen başvur” dedi. Gözlük kullandığım ve kız olduğum için kabul edilmem mümkün değil diye düşünüyordum ama yine de denemek istedim. 500 kişi başvurmuştu. Girmek için 2.500 Gulden yatırmak gerekiyordu, bankadaki paramı çekip yatırdım.

– Aileniz bu duruma nasıl tepki verdi?

-Babam vefat ettiği için bizi annem büyüttü. Malatya’nın bir köyünde doğduğu için bizim avukat ya da doktor olmamızı istiyordu. Anlayışla karşılamadı, hatta uçak korkusu olduğu için pilotluğu hiç istemiyordu. Sınavlar 5 gün sürdü. İlk gün geçti, ikinci gün geçti derken son güne kaldım. 500 kişiden sadece 30 kişi kalmıştık. 1993 yılında başlayan eğitim, 3 yıl sonunda 12 kişiyle tamamlandı ve o 12 kişiden birisi bendim. Benimle birlikte sadece bir kadın daha mezun olmuştu.

– Neden pilot? O yıllarda kadın pilot neredeyse yoktu.

-Ben hiç hostesliği düşünmedim. Aklımda sadece pilotluk vardı. Mimarlık ve turizme yöneldim ama ikisi de bana göre değildi. Bugün dönüp baktığımda iyi ki pilotluğu seçmişim diyorum.

– İlk solo uçuşunuzda neler hissettiniz? Eğitim süreci nasıldı?

-500 kişi arasından seçilmek kolay değildi. İlk yıl neredeyse hiç uçmadık, tamamen teorik derslerle geçti. 1993’te başlayan eğitimde ikinci yılın ocak ayında uçmaya başladık.

İlk uçuş için piste gittiğimizde karşıma Mickey Mouse gibi küçük, oyuncak gibi bir uçak çıktı. “Ben bununla uçmam” diye itiraz ettim. Yakıtı bile kendi ellerinizle koyuyorsunuz.

Ama uçağa ilk bindiğim anda hiçbir heyecan hissetmedim. Tam aksine, kendimi evimde gibi hissettim. 3,5 yılda okulu bitirdim ve 6 ay Amerika’ya gönderildim.

– Neden Amerika?

-Hollanda’da hava şartları iyi olmadığı için 6 ay Florida’da eğitim aldım. Eğitimin masraflı olması nedeniyle garsonluk yapıyordum. O dönem patronum olan Michel Jankman ile arkadaşlığımız vardı, ailemle tanışıyordu. Amerika’da eğitime giderken Michel, “Tatile senin yanına geliyorum” dedi. Las Vegas’ta bana evlilik teklifi etti ve orada evlendik.

– Eğitimi nasıl finanse ettiniz, aile destek oldu mu?

-Ailem pilotluk eğitimi karşılayacak güce sahip değildi. Banka kredisiyle okudum. Amerika’dan evli döndüm, 1997’de mezun oldum. İş olmadığı için sekreterlik ve genel müdür yardımcılığı yaptım. Daha sonra uçuş öğretmenliği teklif edildi. Ardından Türkiye’ye gelerek İstanbul’da Alfa Havayolları’nda 3. pilot olarak görev yaptım. 2,5 yıl sonra SunExpress’e başladım ve hâlâ 2. pilot olarak görevimi sürdürüyorum.

– 3. kaptandan 2. kaptanlığa geldiniz. Sol koltuğa ne zaman oturacaksınız?

-Dünya genelinde kaptan olmak için belirli kriterler var. Hollanda’da aldığım lisans Avrupa lisansı olsa da Türkiye’de de lisans almam gerekiyordu. Tüm şartları tamamladım. Kaptanlık için gereken 4 bin uçuş saatimi dolduruyorum. 2006’da inşallah kaptan olacağım.

– Erkek mesleği olarak bilinen pilotlukta kadın olmanız nasıl karşılandı?

-Beklediğim kadar olumsuz bir tepki almadım. İlk kez bir kaptanın yanına oturduğumda karşılıklı bir tedirginlik yaşadık. 27 yaşında genç bir kadındım. Kaptan biraz gerildi, sonra dönüp “Mualla, hoş geldin ama benim rahatlamam için bir küfür etmem lazım” dedi ve bir küfür sallayıp rahatladı. Sonra çok iyi anlaştık. Kokpit çok dar bir alan; birlikte saatler geçiriyorsunuz. İnsan ilişkilerinizin iyi olması şart. Büyük sorun yaşamadım ama kadın pilot hâlâ çok az.

– Yolculuklarınızda unutamadığınız bir anınız var mı?

-Elbette. Bir Antalya uçuşunu tamamlayıp THY ile İstanbul’a dönerken Hülya Koçyiğit ile yan yana oturdum. Tanıştık, “Ne kadar güzel, kadın pilotların olmasıyla gurur duyuyorum” dedi. Ama en ilginç olan bir amca ile yaşadığım olaydı. Ankara’dan yurtdışına gidecekti. Lastik ayakkabıları, çuval çantasıyla tipik Anadolu bir amcaydı. Beni görünce şaşırdı. Hostese “Bu kız ne iş yapıyor?” diye sordu. Hostes, “Pilotumuz amcacığım” deyince, “Nasıl yani? Bu uçağı bu kız mı uçuracak?” dedi. Sonra panikleyip “Ben inmek istiyorum” diye kapıya yöneldi. Zorlukla ikna ettik. O anı hâlâ unutmam.

ömer mazi’nin çeleik kanatlı melekler yazı dizisinden pilot mualla karcı

ömer mazi’nin çeleik kanatlı melekler yazı dizisinden pilot mualla karcı

ömer mazi’nin çeleik kanatlı melekler yazı dizisinden pilot mualla karcı

ömer mazi’nin çeleik kanatlı melekler yazı dizisinden pilot mualla karcı

ömer mazi’nin çeleik kanatlı melekler yazı dizisinden pilot mualla karcı

ömer mazi’nin çeleik kanatlı melekler yazı dizisinden pilot mualla karcı

MOBİL REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.