Başlığın çok uzun ve alışılmadık bir başlık olduğunun farkındayım. Anlatmak istediğim konunun açık ve seçik bir şekilde tanımlanabilmesinin yolu, böyle bir başlangıçtan geçtiği için uzun ve alışılmadık bir başlık kullanmak zorunda kaldım

Başlığın
çok uzun ve alışılmadık bir başlık olduğunun farkındayım. Anlatmak istediğim
konunun açık ve seçik bir şekilde tanımlanabilmesinin yolu, böyle bir
başlangıçtan geçtiği için uzun ve alışılmadık bir başlık kullanmak zorunda
kaldım. Eskilerin deyişiyle “efradını cami, ağyarını mani” bir başlık
olabilmesi, böyle bir başlığı zorunlu kıldı.
İlk
etapta, “mazeret” ve “temaruz” kelimelerini vuzuha kavuşturmam gerekecek.
İkinci etapta ise, başlıkta söz konusu olan “Söz Konusu Afyon’sa Gerisi
Teferruattır.” buluşmalarının üçüncüsü olan son buluşmayla örnekleyerek yazıyı
tamamlamam gerekecek.
Mazeret: Arapça kökenli
bir kelime olup ʿA.Z.R
kökünden gelir; “özür dilemek, affedilmek, mazur görmek” anlamlarını taşır.
Yine Arapça maf‘alet
kalıbından türetilmiştir. Bu kalıp, “bir şeyin yapıldığı yer, zaman veya araç”
anlamına gelir.
Kelimenin tam anlamı “özür beyan edilen şey; kişiyi mazur gösteren sebep”tir.
Bu özür, ister gerçek bir neden isterse uydurulmuş bir bahane olsun, fark
etmez. Dilimizde de bu anlamlarda sıkça kullanılmaktadır.
Temaruz: Bu ikinci
kelimemiz de Arapça kökenli bir sözcüktür ve M.R.D kökünden gelir; bu kök “hastalık” anlamını taşır. Aynı
kökten türetilen “maraz” (hastalık) ve “maraza” (hastalar) kelimeleri,
dilimizde de benzer anlamlarda kullanılmaktadır.
Temaruz, Arapça tefa‘ul
kalıbından türetilmiş bir kelimedir ve “yapıyormuş gibi görünmek, numara
yapmak, bir şeyi üstlenmek” anlamlarına gelir. Yani, gerçekte hasta olmadığı
hâlde hasta olduğunu iddia etmek ve bu iddiayı bir bahane olarak ileri
sürmektir.
Zamanla temaruz kelimesi, asıl anlamı olan “hasta numarası yapma”nın
ötesine geçerek, mecazî bir anlam kazanmıştır. Günümüzde “bir işe gitmemek”
veya “bir sorumluluktan kaçınmak için yapay bir mazeret göstermek” anlamında
mecazî kullanımı daha yaygındır.
Mazeret
ve temaruz kelimelerinin hem sözlük anlamlarını hem de günlük dildeki
kullanımlarını açıklığa kavuşturduktan sonra, “Söz Konusu Afyon’sa Gerisi
Teferruattır.” buluşmalarının üçüncüsü olan son buluşmayla ilişkilendirmeye
geçebiliriz.
Toplantı,
Anadolu Basın Birliği Afyonkarahisar Şubesi tarafından, siyasi partilerin
katılımıyla “Söz Konusu Afyon’sa Gerisi Teferruattır.” adı altında, ayda bir —
her ayın üçüncü günü — düzenlenmektedir.
Buluşmaların üçüncüsü olan son toplantıya, siyasi partilerin 13 il başkanı
davet edilmiştir.
Ancak bu davete il başkanı düzeyinde katılım sağlayan parti sayısı yalnızca
beştir:
•
MHP İl Başkanı Ahmet Kahveci
• Gelecek Partisi İl Başkanı Niyazi Ertaş
• BBP İl Başkanı Süleyman Çağlar
• Millet Partisi İl Başkanı Selahattin Genç
• Demokrat Parti İl Başkanı Hikmet Bülbül
Davete,
il başkanları katılmayıp bir temsilci göndererek katılım sağlayan siyasi
partiler CHP, Saadet Partisi, Yeniden
Refah Partisi ve Anahtar Parti olmuştur.
Davete, herhangi bir temsilciyle de olsa, hiç katılım sağlamayan partiler ise
sırasıyla AK Parti, İYİ Parti, DEVA
Partisi ve Zafer Partisi İl Başkanlıklarıydı.
Toplantı,
her ayın üçüncü günü yapılmakta; toplantı bitiminde bir sonraki buluşmanın
tarihi, yeri, konusu ve hangi partinin ev sahipliğinde olacağı bir ay
öncesinden belirlenip ilan edilmektedir.
Toplantı günü il başkanlarının katılmamaları ya da katılamamaları bir mazeret
olarak görülemez kanaatindeyim.
Sadece İYİ Parti, ilk toplantıya davet edildiğinde açıkça katılmayacağını ve
bundan sonraki hiçbir toplantıya da katılmalarının mümkün olmadığını
belirtmiştir.
Birçok
il başkanının davete temsilci göndermiş olması, her ne kadar nezaketen olumlu
bir tavır gibi görünse de; toplantı günü ve saatinin bir ay öncesinden
belirlenmiş olduğu düşünüldüğünde, gerçekten önemli bir gerekçe bulunmadığı
sürece bunun geçerli bir mazeret olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmek
gerekir.
Toplantının “Söz Konusu Afyon’sa Gerisi Teferruattır.” mottosuyla düzenleniyor
olması ve adındaki “teferruatta” boğulup kalınması ise garipsenecek bir
durumdur
Yazının
başlığında ele alınan mazeret/temaruz ikiliğine dönecek olursak; toplantıya
katılmayan, temsilci göndermeyen ya da temsilci göndererek görevini yerine
getirdiğini düşünen il başkanları, aslında mazeret sunmamış; temaruz’a, yani
“bahane üretmeye” başvurmuş sayılırlar.
Reel politikanın yerine popülizmin öne çıktığı aktif politika bağlamında, bu
durum il başkanlarının sorumluluktan kaçınarak toplumsal algıyı — il kamuoyunu
— yönlendirme ve manipüle etme eğilimini göstermektedir.
Böylece, mazeret ile temaruz arasındaki fark somut bir şekilde gözler önüne
serilmektedir.
Özetle, ilgililerin büyük çoğunluğunun toplantıya katılmaması, mazeretten
ziyade temaruz örneği oluşturmaktadır.