
Dostluklar…
Öyle sıradan değil; kale gibi sağlam, kolay yıkılmayan, zamana direnen dostluklar…
Afyonkarahisar Kalesi gibi…
Yüksek, heybetli, gölgesi bile güç verir. Güneş vurduğunda o gölge şehrin üzerine düşer; hatta bir suya denk gelirse yüzeyine kadar uzanır.
İşte bazı dostluklar da böyledir. Sadece yan yana durmaz, birbirine gölge olur. Zor zamanda serinlik, dert anında sığınak olur.
İyi gününde senden daha çok sevinen, kötü gününde elini omuzundan çekmeyen, sıkıntı anında kapısını çalabildiğin, seni görmeyince özleyen, seni merak eden dostlar…
Çünkü gerçek dostluk, iyi gün fotoğraflarında değil; insanın en saçma, en hatalı, en savunmasız anlarında belli olur.
Merhum İlber Ortaylı’nın dediği gibi:
“İyi dost, bir iş yaparken senin salaklıklarına tahammül edendir.”
Evet, dostluk biraz da katlanabilmektir. Kusura, hataya, bazen de anlamsızlığa…
Herkes yan yana durabilir ama herkes birbirine dost olamaz. Dost olmak, emek ister, cesaret ister, sabır ister, fedakarlık ister.
KIYMETİNİ YAŞARKEN BİLMEK
Bazen düşünüyorum da… Bu dünya gerçekten garip bir yer.
Kimi zaman insanın içini ısıtan, kimi zaman da omuzlarına ağırlık gibi çöken bir yer…
Ama ne olursa olsun, bütün güzelliğini hala iyi insanların yüreğinde saklıyor.
Hani böyle hayatımıza giren insanlar vardır ya… Anlatması zor, tarif etmesi daha da zor.
Şehre kattıkları değeri anlatmaya kelimeler yetmez. Her biri ayrı güzel, ayrı kıymetli.
Dönüp bakıyorum da, “Hangisini anlatsam?” diye kalakalıyorum. Çünkü biri eksik kalsa, içime sinmeyecek gibi…
Bu insanlar var ya… Gerçekten başka oluyor.
Birinin gözlerinde güven buluyorsun, diğerinin sözlerinde huzur.
Bazen sadece bir tebessümle bütün günün değişiyor.
Bazen de tek bir cümleyle içindeki karanlık dağılıveriyor.
Farkında bile olmadan hayatına dokunuyorlar…
Ve sonra anlıyorsun ki seni sen yapan yolculukta en derin izleri onlar bırakmış.
Belki oturup tek tek anlatamam yaptıkları iyilikleri.
Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Hayatımın en güzel tarafı, böyle insanların kalbime dokunmuş olması.
Bir de şunu fark ediyorum… Ben de onların kalbinde bir yer edinmişim. Öyle karşılıksız, öyle temiz bir sevgiyle…
Beni gördüklerinde gözlerinde oluşan o içten ışıltı yok mu, işte onu unutmak mümkün değil.
Bir bakışta samimiyet, bir gülüşte koca bir iyilik saklıydı sanki.
Onlar bana değer verdi, ben de o değeri kalbimin en özel köşesine koydum.
Çünkü öğrendim ki sevgi, saygıyla tamamlanıyor.
Sonra zaman geçiyor… Hem de sessizce.
Ve o güzel insanlar, birer birer aramızdan ayrılmaya başlıyor. Her gidiş, insanın içinde ince bir sızı bırakıyor. Tarif etmesi zor bir boşluk…
Ama bir yandan da kalpten kalbe kurulan o görünmez bağlar, en kıymetli hatıra olarak kalıyor.
Şimdi dönüp baktığımda içimde iki duygu var: Şükür ve hüzün.
Şükür… Böyle güzel insanları tanımış olmaya.
Hüzün… Onları birer birer uğurlamaya…
Ama inanıyorum… Bir gün yine buluşacağız.
O zamana kadar onların hatıraları içimde yaşamaya devam edecek. En kıymetli mirasım olarak…
Gidenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanları nur, kabirleri cennet olsun. Kalanlara ise sağlık, huzur ve uzun ömür…
Çünkü bu dünyanın hala iyi insanlara ihtiyacı var. Daha dokunulacak çok kalp, ısıtılacak çok gönül var.
Ve şunu hiç unutmayalım…
Onların kıymetini yaşarken bilmek lazım…