Direnme, Bırak

Yayınlama: 07.05.2026
A+
A-

İnsan bazen bir şeyi sevdiği için değil, onsuz kalmaktan korktuğu için tutunur. Çünkü bazı insanlar, bazı alışkanlıklar, bazı duygular hayatımızın bir parçası olur. Biz de onları kaybetmeyi değil, onlarsız kalmayı kabullenemeyiz. Oysa hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır: Her şeyin bir ömrü vardır.

Ve bir şey senin hayatındaki görevini tamamladıysa, er ya da geç gidecektir. Bunu kabul etmek gerekir.“Elinden geleni yaptıysan, elinden giden umrun olmasın” sözü tam da bu yüzden değerlidir. Çünkü insanın içini en çok acıtan şey giden değil, “Acaba daha fazla ne yapabilir miydim?” düşüncesidir. Eğer gerçekten mücadele ettiysen, çabaladıysan, emek verdiysen; artık bazı şeyleri zorla hayatında tutmaya çalışmak yalnızca seni yorar. Çünkü bitmiş bir şeyi ayakta tutmaya çalışmak, yıkılmasını izlemekten daha ağırdır.

Bizler çoğu zaman yüzleşmekten kaçan insanlarız. Biteni görmemek için görmezden gelir, sırf alıştığımız düzen devam etsin diye olmaması gereken şeyleri oldurmaya çalışırız. Çünkü kabul etmek bize kaybetmek gibi gelir. Oysa bazı şeylerin gitmesi, kötü olduğu için değil; ömrünü tamamladığı içindir. Hayatındaki rolü bitmiştir ve artık sana başka bir yoldan devam etmeyi öğretmeye çalışıyordur.

Üstelik bu sadece insanlar için geçerli değildir. Bazen bir eşya, bir şehir, bir dönem, hatta insanın içindeki bazı duygular bile görevini tamamlar. Hayatta hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Kimi insanlar sana bir şey öğretmek için gelir, kimilerine ise sen bir şey öğretirsin. Bazıları uzun süre kalır, bazılarıysa yalnızca kısa bir duraktır. Ama hepsi hayatında bir iz bırakır. Bu yüzden gideni sadece kayıp olarak görmek yerine, neden hayatına girdiğini de düşünmek gerekir.

Fakat insan çoğu zaman bırakmayı değil, tutunmayı seçiyor. Çünkü gitmesine izin vermek yerine, kaybetmekten korkuyor. Halbuki bazen hayat senden savaşmanı değil, akışa güvenmeni ister. Sürekli duyduğumuz “Seni yoranı bırak” sözü de aslında tam olarak bunu anlatır. Çünkü insanı yoran şey çoğu zaman hayat değil, bitmiş olanı hâlâ taşımaya çalışmaktır.

Gün içinde bile bununla ilgili sayısız işaret alıyoruz aslında. Kaçırdığımız fırsatlar, bozulan planlar, geciken şeyler, karşımıza çıkan insanlar… Çoğuna “şans” deyip geçiyoruz. Oysa belki de hayat bize sürekli yön göstermeye çalışıyor. Ama biz alıştığımız yerden çıkmak istemediğimiz için o işaretleri göremiyoruz.

Yıkılmış bir binanın harabe olarak bırakıldığını pek görmezsiniz. Önce yıkılır, sonra temizlenir, ardından yeniden inşa edilir. Süreci zordur belki ama sonunda ortaya daha sağlam bir yapı çıkar. İnsan da böyledir. Bazen bazı şeylerin yıkılması gerekir ki yenisi kurulabilsin. Çünkü hayat boşluk bırakmaz; sadece eskiyi alıp yerine yenisini hazırlamak için zaman ister.
Belki de bu yüzden bazı gidişler ceza değildir. Sadece hayatın, ömrünü tamamlayan şeyi senden usulca çekip almasıdır. Ve insanın içini en rahatlatan şey de sonunda şunu diyebilmektir:

“Ben elimden geleni yaptım.”

Sibel ŞENOCAK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.