Keşkelerle Yaşayıp İyikileri Katletmek

Yayınlama: 04.06.2026
A+
A-

 

 

 

İnsan bazen geçmişin dar sokaklarında o kadar uzun süre dolaşır ki önünde uzanan yolu göremez olur. Her dönüp baktığında aynı yarayı yeniden kanatır, aynı cümleyi tekrar eder, aynı acıyı yeniden yaşar. Oysa zaman ilerlemiştir. Hayat, olduğu yerde beklememiştir. Değişen sadece takvim yaprakları değil, insanın kendisi de olmuştur. Fakat bazıları bunu görmek yerine keşkelerin gölgesine sığınmayı tercih eder.
Sürekli kendine acımak, kaderin en büyük yükünü yalnızca kendi omuzlarında taşıdığını düşünmek, çoğu zaman gerçekle yüzleşmekten daha kolay gelir. Çünkü “Başaramadım.” demek cesaret ister. “Yanlış yaptım.” demek sorumluluk ister.

Bunun yerine bahanelere tutunmak, mağduriyetin güvenli limanına sığınmak daha kolaydır. İnsan bazen yapamadıklarının yükünü taşımak yerine yaşadıklarının ardına saklanır.

Oysa ömür dediğimiz şey sandığımız kadar uzun değildir. Ortalama yetmiş yıllık bir hayatın yarısını düne ağlayarak geçirir, kalan yarısında ise bugünü kaçırdığımız için yakınırız. Geçmişte zorluklar yaşamış olabiliriz. Kırılmış, incinmiş, haksızlığa uğramış olabiliriz. Bunların hiçbiri inkâr edilemez. Fakat yaşananı sürekli canlı tutmak, onu her gün yeniden yaşamak, yarayı iyileştirmek yerine kabuğunu kaldırmaya benzer. Acıyı unutamamakla onu beslemek arasında büyük bir fark vardır.

Belki de mesele affetmek değildir. Her şeyi affetmek zorunda değiliz. Bize zarar verenleri haklı görmek zorunda da değiliz. Asıl mesele, yaşananın geçmişte kaldığını kabul edebilmektir. “Oldu ve bitti.” diyebilmektir. Çünkü bazı şeylerin geri dönüşü yoktur. Sürekli geçmişi değiştirmeye çalışmak, kapısı çoktan kapanmış bir odaya yeniden girmeye çalışmak gibidir.

Bir söz vardır; “Olmuş ile ölmüşe çare yok.” Ölen birini toprağa veririz. Özleriz, anarız, zaman zaman gözlerimiz dolar. Ama hayatın devam ettiğini de biliriz. Güzel anıları yaşatır, sevgisini kalbimizde taşır ve yürümeye devam ederiz. Peki geçmişte yaşanmış bir olayı neden aynı olgunlukla uğurlayamıyoruz? Neden üzerine toprak atmak yerine her gün yeniden kazıyoruz? Neden yaşanmış olumsuzlukları büyütürken elimizdeki iyileri küçültüyoruz?

Belki de bunun sebeplerinden biri anlaşılma ihtiyacımızdır. İnsan görülmek ister, duyulmak ister, anlaşıldığını hissetmek ister. Fakat bazen bunu yalnızca acılarımız üzerinden yapabileceğimizi sanırız. Birileri bize üzülsün, merhamet göstersin, yanımızda olsun isteriz. Oysa sevgi görmek için yaralı olmak gerekmez. Anlaşılmak için sürekli acı çekmek gerekmez. İnsan sadece insan olduğu için de değer görebilir.

Hayatın en büyük kayıplarından biri, yaşanmış kötü anıları büyütürken yaşanabilecek güzel anları kaçırmaktır. Çünkü her “keşke”, bir “iyi ki”yi sessizce öldürür. Geçmişe dönüp dönüp bakarken bugünün güzelliklerini göremeyiz. Oysa hayat, geride kalanlarda değil; tam şu anda, nefes aldığımız bu anda saklıdır.

Belki de artık keşkeleri beslemeyi bırakıp iyikilere yer açmanın zamanı gelmiştir

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.