“Ben Olsaydım…”

Yayınlama: 06.07.2026
A+
A-

“Ben olsaydım…” Ne kadar da tanıdık bir cümle… Belki de günlük hayatta en çok kurduğumuz, en çok duyduğumuz cümlelerden biridir. Bir başkasının hayatına uzaktan bakarken dudaklarımızdan öyle kolay dökülür ki… “Ben olsaydım affetmezdim.” “Ben olsaydım giderdim.” “Ben olsaydım buna asla izin vermezdim.”
Oysa hayatın en büyük yanılgılarından biri, uzaktan bakınca her şeyin kolay görünmesidir. Çünkü uzaktan bakınca yük hafif, acı küçük, karar basit görünür. Ama o yükü omuzlayan bilir ağırlığını. O acıyı yaşayan bilir gecesini. O kararı vermek zorunda kalan bilir içinde kopan fırtınaları.
İnsan, yaşamadığı hayatın en cesur kahramanıdır. Sınanmadığı imtihanın en başarılı öğrencisidir. Henüz içine düşmediği ateş için büyük büyük konuşur. Çünkü hiçbir fırtına kıyıdan izlendiği kadar korkutucu değildir. Denizin ortasında kalanla sahilden ahkâm kesenin cesareti aynı değildir.
Eskiler boşuna söylememiş; “Bekâra karı boşamak kolay.” Çünkü dışarıdan bakınca herkes çözüm ustasıdır. Kimisi tek cümlede yılların emeğini siler, kimisi bir kalemde bitirilmesi gerektiğini söyler. Fakat mesele yalnızca gitmek ya da kalmak değildir. Bazen insanı bulunduğu yerde tutan sevgi olur, bazen vicdan, bazen çocuklar, bazen umut, bazen de kimsenin bilmediği ağır bir yük…
İşte tam da bu yüzden, sınanmadığımız konularda kesin hükümler vermek kolaydır. Zor olan ise hüküm vermeden önce anlamaya çalışmaktır. “Neden böyle yaptı?” demeden önce “Acaba neler yaşadı?” diye sorabilmektir. Çünkü iletişim kurmaya gönlü olan insan anlamaya çalışır; koparmaya niyeti olan ise ilk fırsatta “Ben olsaydım…” diyerek cümleyi noktalar.
Ne gariptir ki hayat, en büyük derslerini kibirle konuşanlara verir. Bugün “Asla yapmam.” dediğin şeyi yarın yapmak zorunda kalabilirsin. Bugün eleştirdiğin bir kararın tam ortasında kendini bulabilirsin. Çünkü şartlar değiştiğinde insanın sadece fikri değil, bakışı da değişir. Hayat bazen öyle bir yerden sınar ki, dün eleştirdiğin insanın sessizliğini bugün sen yaşamaya başlarsın.
Bu yüzden büyük konuşmaktan değil, büyük anlamaktan yana olmalıyız. Her gördüğümüz hikâyenin görünmeyen sayfaları olduğunu unutmamalıyız. Her insanın içinde kimsenin bilmediği savaşlar vardır. Dışarıdan gördüğümüz sadece sonuçtur; sebebi ise çoğu zaman yalnızca yaşayan bilir.
Belki de en doğru cümle, “Ben olsaydım…” diye başlamak değildir. Çünkü sen, hiçbir zaman tam olarak onun yerinde olmadın. Aynı anne babaya sahip olmadın, aynı yaraları almadın, aynı kayıpları yaşamadın, aynı gecelerde sabahlamadın. Aynı hayatı yaşamadan aynı kararı vereceğini söylemek, sadece bir tahminden ibarettir.
Hayatın en ince adaleti de burada gizlidir. Gün gelir, kınadığın kapıyı sen çalarsın. Eleştirdiğin yolda sen yürürsün. “Asla.” dediğin cümleleri kendi dilinden duyarsın. O gün anlarsın ki insanı konuşturan bilgi değil, yaşadıklarıdır.
Bu yüzden bir daha “Ben olsaydım…” demeden önce durup düşünmek gerekir. Çünkü hayatın sana hazırladığı sınavı henüz bilmiyorsun. Belki de yarın, bugün yargıladığın insanın yerinde sen olacaksın.
Ve o gün keşke daha az konuşup, daha çok anlamaya çalışsaydım diyeceksin. Çünkü hayatın en acı ironisi şudur: İnsan en çok, “Ben olsaydım asla…” dediği yerde sınanır.

Yazarın Son Yazıları
14.04.2026
07.05.2026
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.