Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Afyonkarahisar’ın ikinci uydu kanalı olacağı büyük umutlarla duyurulan TV3’te işler, beklendiği gibi gitmiyor.
Aslında TV3’ün kuruluş süreci daha en başından itibaren yılan hikâyesine dönmüştü. Yaklaşık dört yıl önce, “çok yakında” sloganıyla tanıtımları başlayan kanalın yayın hayatına geçmesi bir türlü mümkün olmadı. O “çok yakında” ifadesi aylar boyunca gazete sürmanşetlerinde kaldı; fakat beklenen yayın bir türlü başlamadı.
Ortaklar arasında yaşanan sorunlar ve anlaşmazlıklar nedeniyle proje yarım kaldı. Ortaklık yapısında ayrılıklar yaşandı, ardından kanal yolculuğu yeniden toparlanarak yola çıkıldı. Onlarca personel istihdam edildi. Yine “çok yakında” denildi, aylar geçti ve nihayet TV3 yayın hayatına başladı.
Ancak kanalın daha bir yılı bile dolmadan, bu kez başka bir tablo ortaya çıktı.
Kamuoyunda TV3’ün, Mahmut Önder Artuk’un Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri için yaptığı bir yatırım olduğu yönünde yorumlar yapılıyordu. Bu yorumların doğru olup olmadığını elbette zaman gösterecek. Fakat bugün görünen gerçek şu: Kanal, güçlü ve istikrarlı bir yayın kadrosu oluşturmakta zorlanıyor.
TV3’ün yönetim kadrosunda yer alan isimler birer ikişer ayrıldı. Kamuoyuna verilen bazı sözlerin ve vaatlerin karşılanmadığı iddia edildi. Ardından bazı muhabirler ve teknik ekip çalışanları görevlerinden ayrıldı ya da işten çıkarıldı.
Bir televizyon kanalının en büyük gücü, yalnızca stüdyosu, vericisi ya da ekran yüzü değildir. Asıl güç; deneyimli, birbirine güvenen ve uzun süre birlikte çalışabilen bir kadrodur. TV3’ün bugün en büyük sorunu da tam olarak burada ortaya çıkıyor: Kadro istikrarı sağlanamıyor.
Mahmut Önder Artuk, Sezer Küçükkurt ve Bekir Yeşilay’ın ortaklığıyla kurulan kanalın aylık yaklaşık 3,5 milyon lira gideri olduğu, buna karşılık geliri neredeyse hiç yok.
Eğer bu rakamlar gerçeği yansıtıyorsa, ortada ciddi bir finansal tablo var demektir.
Şimdi sorular açık:
Bu giderler daha ne kadar karşılanabilecek? Ortaklar bu yükü daha ne kadar taşıyabilecek? Kanalın sürdürülebilir bir gelir modeli var mı? Yoksa TV3, her ay ortakların cebinden finanse edilen bir yayın organı olarak mı devam edecek?
Bilinen bir başka gerçek ise şu: TV3, kuruluşundan bu yana üst düzey yönetim kadrosunda istikrar sağlayamadı. Yönetimde kim varsa değişti. Yerlerine getirilen isimlerin ise oluşan boşluğu doldurmakta ne kadar başarılı olduğu tartışmalı.
Bir diğer önemli mesele de kanaldan ayrılan çalışanların ücret ve tazminatlarıdır. Bu konuda kamuoyuna farklı ve çelişkili bilgiler yansıyor. Büyük vaatlerle başka şehirlerden veya kurumlardan getirilen bazı çalışanların kısa süre içinde, hatta bir ay bile geçmeden işlerinden ayrıldığı ya da çıkarıldığı belirtiliyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, mesele artık yalnızca bir televizyon kanalının yayın politikası olmaktan çıkar. Bu, aynı zamanda çalışan emeği, verilen sözler ve işveren sorumluluğu meselesidir. İnsanlara büyük hedefler anlatıp onları işe aldıktan sonra kısa süre içinde yolları ayırmak, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir yönetim anlayışıdır.
TV3’ün kuruluşu neredeyse beş yıl boyunca konuşuldu. “Ulusal yayıncılık yapılacak”, “Afyonkarahisar’dan güçlü bir televizyon kanalı çıkacak” denildi. Peki bugün gelinen noktada ne var?
Sık değişen kadrolar, karşılanmadığı ileri sürülen vaatler, tartışmalı ayrılıklar ve sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri bulunan bir mali yapı…
Bazen hayallerle gerçekler birbirine hiç benzemez.
Şimdi asıl merak edilen şu: Afyonkarahisar’ın ulusal yayıncılık iddiasıyla yola çıkan TV3’ünün ömrü gerçekten uzun soluklu olacak mı? Yoksa bu proje, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi bir seçim yatırımından ibaret mi kalacak?
Seçim yatırımlarının ömrü, çoğu zaman seçim takvimiyle sınırlı olur. Ancak televizyonculuk böyle yürütülemez. Ekran; kişisel hesapların, siyasi hedeflerin veya günübirlik planların aracı değil, ciddi bir kamu sorumluluğudur.
Bakalım TV3’teki bu yaprak dökümü nereye kadar sürecek? Ve daha önemlisi, bu kanalın mumu gerçekten yatsıya kadar mı yanacak, yoksa uzun soluklu bir yayıncılık hikâyesine mi dönüşecek?