Ne hâle geldik? Bu kadarı da olmaz derken bu kadarı da oldu. Dünya, bu kadar çirkinliği sadece izliyor. Sessizce izlemeye de devam ediyor.
Gerçekten dünya bu kadar kötü müydü? Her zaman güçlüler zayıfları ezer ve istedikleri her şeyi onlar yaptığında meşruluk mu kazanırdı? Evet, dünya var olduğundan beri böyle. Adalet her zaman güçlünün yanında; artık bu adaletsiz sistemde canı yananlar sadece yetişkinler de değil, küçücük çocuklar, özellikle de kız çocukları. Bir düzine şöhret sahibi, kana susamış zengin zümre tarafından insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldılar. Ve dünya, her olup biteni yeni öğreniyor.
Daha önce Gabriella, “insan eti yiyorlar” diyerek haykırışta bulunduğunda ona hiç kimse inanmamış, hatta deli muamelesine maruz bırakılmıştı. Şimdi görüyoruz ki Gabriella haklıymış; gerçekten insan kanı içiliyor ve pedofilinin döndüğü bir örgütlenme söz konusuymuş.
ABD Adalet Bakanlığı’nın, Donald Trump’ın imzasıyla Epstein dosyaları kamuoyuna açıldığında; dosyalarda, mülkiyeti Jeffrey Epstein’e ait olan adada, en küçüğü 14 yaşında olan kız çocuklarına yapılan taciz, tecavüz ve can yakıcı daha birçok eylemin gerçekleştiği ortaya çıktı. Siyasetçilerden Hollywood yıldızlarına, kraliyet ailelerinden ünlü iş insanlarına kadar yüzlerce ismin dosyalarda adı geçiyor. Fakat bazı dosyalardaki isim ve resimlerin karartılmış olması, bu isimlerden çok daha güçlü kişilerin de olabileceği düşüncesini ortaya koyuyor.
Dosyalarda 1.500’den fazla ismi geçen Donald Trump’ın yanında, Türkiye’den de bazı isimler var. Adı geçen bu kişiler, her ne kadar bu dosyalarla ilgilerinin olmadığını açıklasalar da kamuoyu tam olarak tatmin olmuş değil.
Dizilerden ve filmlerden ayıplayarak izlediğimiz pedofili çetelerini gerçek hayatta görüyor ve küçücük çocuklara neler yapıldığını yayınlanan dosyalardaki kadarıyla bilebiliyorken, sadece ve yine sadece izlemeyi tercih ediyoruz.
Her kim ve hangi ırktan, hangi milliyetten olursa olsun, bu duruma tepki gösterebilmesi gerekmektedir.
Güçlünün adaleti yerine haklının adaletinin geçerli olduğu; çocukların korkudan değil, neşelerinden çığlık atarak sokaklarda yeniden oyun oynayabildiği günlerin hasretiyle…
Şehri TÜRKER