Afyon’un Kalbine Saplanan Kara Bıçak

Yayınlama: 11.08.2026
A+
A-

Her ülkenin, her şehrin, hatta aynı şehirdeki farklı mahallelerin bile kendine özgü karakteristik özellikleri vardır. Bu özellikler, bir şehri veya bölgeyi diğerlerinden ayırarak ona kimliğini, rengini ve ruhunu kazandırır. Bir bölgenin coğrafyası, iklimi ve topoğrafyası kadar mimarisi de o bölgenin kendine özgü biçimini ve görünümünü belirler.

Şehir kimliğini oluşturan unsurların başında mimari gelir. Çünkü mimari yalnızca binalardan ve sokaklardan ibaret değildir; aynı zamanda şehrin tarihini, kültürünü ve hayat anlayışını yansıtır. İnsanların yaşadıkları şehirle bağ kurmalarını, kendilerini oraya ait hissetmelerini ve orada yaşamayı istemelerini sağlayan en önemli etkenlerden biri, belki de başlıcası, şehrin mimari dokusudur.

Anadolu’nun birçok şehrinde, özellikle de tarih boyunca herhangi bir devlete veya imparatorluğa başkentlik yapmamış olanlarda, başkentlerde görülen ölçüde anıtsal ve görkemli bir mimari gelişmemiştir. Bununla birlikte bu şehirler; sivil, dinî ve ticari yapılarıyla kendilerine özgü bir mimari kimlik oluşturmuştur. Afyonkarahisar da tarihî evleri, çarşıları, camileri ve şehrin görünümüne hâkim olan kalesiyle belirgin bir tarihî kimliğe sahiptir. Ne var ki bu kimliğin çağdaş yapılaşmaya yeterince yansıtıldığını ve yeni yapılarla uyum içerisinde sürdürüldüğünü söylemek güçtür.

Bir şehrin mimari kimliğini yalnızca tarih, coğrafya, mekân, topoğrafya ve iklim gibi unsurlar belirlemez. O şehirde yaşayan insanların estetik beğenileri, kültürel birikimleri ve şehir tasavvurları da mimari dokunun oluşmasında önemli rol oynar. Dolayısıyla bir şehrin mimarisi, yalnızca geçmişten devralınan fiziksel bir miras değil, aynı zamanda o şehirde yaşayan insanların kültür ve estetik anlayışlarının somutlaşmış biçimidir.

Benim bugün asıl üzerinde durmak istediğim konu, şehrimizin merkezinde inşaatı devam eden Halkbank binasıdır. Şehrin en merkezî noktalarından birinde yükselen bu binanın kat sayısı imar planının sınırları içerisinde olsa bile kat yüksekliklerinin çevresindeki yapılara göre fazla tutulması, yapının yanındaki binalardan yaklaşık bir buçuk kat daha yüksek görünmesine yol açmaktadır. Üstelik kırma çatı biçimindeki üst örtüsü ve oldukça yüksek görünen kalkan duvarı, binanın çevresindeki yapılarla kurması gereken ölçü ve silüet ilişkisini daha da zayıflatmaktadır.

Meydandan görünen fotoğraf

Özellikle Uzun Çarşı’dan şehir merkezine doğru inerken, büyük emek harcanarak nostaljik bir görünüm kazandırılan tarihî dokunun ufuk çizgisinde yükselen bu bina, âdeta şehrin kalbine saplanmış kara bir bıçak gibi çirkin ve ürkütücü bir görüntü oluşturmaktadır. Ortaya çıkan bu manzara, yalnızca mimari ve estetik duyarlılığı gelişmiş insanları değil, dokuz yaşındaki çocukları bile rahatsız edecek kadar belirgindir.

 

Uzun Çarşı’nın tarihî ve nostaljik dokusunun ufuk çizgisinde yükselen bina.

 

Bu durumu fotoğraflayarak Belediye Başkanımız Sayın Burcu Köksal’a ilettim. Sağ olsun, konuyu Kent Konseyine bildireceğini ve yapılabilecek bir şey varsa gereğinin yerine getirilmesini sağlayacağını ifade etti. Göstermiş olduğu ilgi ve duyarlılık için kendisine teşekkür ediyorum.

 

Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım, meseleyi yalnızca Belediye Başkanımızın dikkatine sunmak değil; farkındalığı yaygınlaştırarak konuyu mimarların, mühendislerin, şehrimizin mimari kimliğine ve estetiğine önem veren duyarlı hemşehrilerimizin ve nihayet bütün Afyonkarahisar halkının gündemine taşımaktır.

Bina tamamlanıp kullanılmaya başlanmadan önce, bu konuda yetki ve sorumluluk sahibi olan herkesi göreve davet ediyor; estetik açıdan son derece uyumsuz olan bu görünümün bir an önce düzeltilmesi gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum.

Eğer bu duruma bir çözüm bulunamazsa hem şehrimize gelen ziyaretçilerin hem de bu manzarayı gören hemşehrilerimizin haklı eleştirilerine maruz kalacaktır. Ancak asıl mesele, tek bir binanın görüntüsünden çok daha büyüktür. Bugün müdahale edilmeyen ve zamanla sıradanlaştırılan her mimari uyumsuzluk, yarın benzer yapılaşmaların önünü açacak ve şehrimizin tarihî ve mimari kimliğini biraz daha aşındıracaktır. Çünkü şehirler yalnızca yanlış yapılan binalarla değil, bu yanlışlar karşısında gösterilen sessizlikle de kimliklerini kaybeder.

Bu yanlıştan en kısa zamanda dönülmesi umuduyla…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum
  1. Fevzi Kaya dedi ki:

    Hüseyin bey, çok güzel bir konuya parmak basmışsınız, teşekkür ederiz. Afyonkarahisar’da Mısri Camii Çevresi ile Gedik Ahmet Paşa (İmaret) Camii Çevresinde yapılacak olan kentsel dönüşümde yatay mimari değil, dikey mimari şeklinde ve 12-13 kat şeklinde olacak gibi. Bu hususta meslektaşın Murat Arısoy da bir yazı yazmıştı. Bu konuyu araştırarak bir yazı yazsan iyi olur kanaatindeyim. Kentsel dönüşüm daha başlamadı, çıkan resimlere bakınca “Afyonkarahisar’ın kalbine saplanan kara bıçak değil, kara bıçaklar olacak”.