MERMERCİLERİN AĞASI: MEHMET CADIL

MERMERCİLERİN AĞASI: MEHMET CADIL
manset-ustu-reklam-ph
Yayınlama: 24.11.2025
A+
A-

Onun yaşam hikâyesi Antalya’nın Korkuteli ilçesinde başlıyor. Ardından hayat yolu Burdur’un Bucak ilçesinde devam ediyor. Türkiye’nin kamyoncu memleketi olarak bilinen Bucak’ta akücülük yaparak işe başlayan, o dönem sadece kamyoncuların tanıdığı Mehmet Cadıl’ın kaderi 1990’lı yıllarda tamamen değişiyor.

Türkiye’nin mermer merkezi olan Afyonkarahisar’a rakip olabilecek düzeyde mermer yataklarının bulunmasıyla Bucak’ın çehresi değişmeye başlıyor. Traverten ve bej mermerin keşfi şehrin kaderini adeta yeniden yazıyor. Bir avcının “Dağlarda dev oyuklar var, burada bir şey aranmış olmalı; mermer olabilir” sözleriyle başlayan süreç, Bucak’ta mermerciliğin ilk adımlarını oluşturuyor.

Zamanla, mermerin merkezi sayılan Afyonkarahisar’ı teknolojik olarak geride bırakan Bucak ilçesi, bugün Amerika’dan Güney Afrika’ya kadar 20’den fazla ülkeye mermer ihraç eder hâle geliyor. Port-San ile başlayan mermer fabrikası serüveni, bugün 40’ın üzerine çıkan tesislerle ilçeyi dev bir üretim üssüne dönüştürmüş durumda. Yeni kurulan organize sanayi bölgesinde de mermer üzerine gelen yoğun talep, bu yükselişi destekliyor.

Mehmet Cadıl’ın başarısı ise planlı, tutumlu ve çalışkan karakterinin bir yansıması. Mermeri bir hazineye benzeten Cadıl, “Mermerle birlikte biz geliştik, bizimle birlikte Bucak gelişti. Bugün 40’ın üzerinde fabrika kuruldu ve hepsi büyüdü. Eskiden göç veren bir ilçeyken, mermer sayesinde göç alan konuma geldik. Bu, Bucak’ın büyümesinde çok önemli bir rol oynadı. Ben mermer sayesinde Mehmet Cadıl oldum, mermer sayesinde Kırkpınar’da Ağa oldum. Mermer bize Allah’ın bir hediyesi” diyor.

500 Kişinin Çalıştığı Dev Bir Fabrika

Mehmet Cadıl’ın küçük bir akücü dükkânında başlayan ticari hayatı, sürekli bir yükselişle bugüne gelmiş. Tek başına çalıştığı atölyeden bugün 500 kişinin ekmek yediği bir tesis ortaya çıkarmayı başarmış. Bucak’ın mermercilikte hızlı yükselişinin temelinde teknolojiye hâkimiyet yatıyor. Cadıl bu durumu şöyle özetliyor: “Bu sektöre en son giren yer olmamıza rağmen teknoloji olarak herkesi geride bıraktık. Çünkü Bucak sanayi kültürüne sahip bir yer. Mermerciliğe başlayanların çoğu sanayicilikten geliyor. Bu nedenle yenilikleri çok daha hızlı uyguladık. Ayrıca traverten ve bej mermerde bir adım öndeyiz.”

Bugün sadece Cadıl’ın fabrikasında 500 kişi çalışıyor. İlçede 40 fabrika ile birlikte yaklaşık bin 500 kişiye iş imkânı sağlanıyor. Yıllık ekonomik katkı ise 40 milyon dolar civarında. Bucak gibi 35 bin nüfuslu bir ilçe için bu rakam son derece önemli.

“İlkokulu Zor Bitirdim”

Mehmet Cadıl, çocukluk yıllarını anlatırken duygulanıyor. “O günleri unutmam mümkün değil ama çocukluğumla gurur duyuyorum” diyerek anlatmaya başlıyor: “Benim öğrencilik hayatım sadece beş yıl sürdü. Daha fazla okuyamadım. İlkokulu da zor bitirdim. Dersleri ortalama ile geçiyordum. Öğretmenlerim beni severdi; fakir ve gariban bir öğrenciydim. Çok zorluk çektim ama çok tutumluydum. İş hayatımda da öyle devam ettim. Sabırlı, azimli ve çalışkan biriyim. Bunları herkesten bekliyorum ama maalesef herkeste bu özellikler yok.”

Cadıl’ın unutamadığı anılardan biri ise Süleyman Demirel Üniversitesi’nde konferansa davet edilmesi: “Konferans salonu dolu, karşımda öğretim görevlileri, öğrenciler, profesörler… Ve ben ilkokul mezunu bir adam olarak yüzlerce kişiye ders veriyorum. Hayatta kaç kişi böyle bir duygu yaşar? Bunu unutmak mümkün mü?”

Akücü Çırağından Kırkpınar Ağalığına

Mehmet Cadıl’ın yaşamı tam anlamıyla bir başarı hikâyesi… Çalışmanın, sabrın ve umudu kaybetmemenin insana neler kazandırabileceğinin somut bir örneği. Odası ödüllerle dolu; valiler, oda başkanları, başbakanlar, cumhurbaşkanları… Ödül vermeyen neredeyse kalmamış. Yaptırdığı okullar, sağlık ocakları ise 5 yıldızlı otel konforunda. Ege İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu’nda yer alan Cadıl’ın Kırkpınar ağalığı serüveni de oldukça etkileyici. Korkuteli’nin güreş kültürünü anlatarak başlıyor:

“Çocukluğumdan beri güreşin içindeyim. Korkutelili Cengiz Elb ile Recep Gürbüz Kırkpınar’da başpehlivan oldular. O zaman dedim ki ‘Korkuteli’nden neden bir Kırkpınar ağası çıkmasın?’ Babamın ‘Kırkpınar’da ağa olmak herkese nasip olmaz’ sözü kulağımda kaldı. Ne pahasına olursa olsun ağa olacağım dedim.”

Zorlu geçen yarışlarda ağalık kazanmanın gururunu yaşayan Cadıl, bu yıl üçüncü kez seçilmeyi isterken, kendisi kadar istekli başka bir adayı görünce çekildiğini söylüyor. Amacı üç kez ağalık yapıp altın kemeri kazanmaktı. “Kırkpınar güreşleri vali, belediye başkanı ve ağa konuşmalarıyla başlar. Ertesi yılın tüm organizasyonu ağaya bağlıdır. Ağırlamalar, davetler, sanatçılar… Hepsi bir ay süren yoğun bir süreci gerektirir. Bu bir bayrak yarışı. Ben nasıl bir başkasından aldıysam, şimdi de biri benden aldı. Onu tebrik ederim.” Cadıl, Kırkpınar ağalığını Akdeniz ve Antalya’ya kazandırmanın kendisi için büyük bir gurur olduğunu belirtiyor.

“Ben Bu Topraklardan Kazandığımı Yine Bu Topraklara Harcadım”

Mehmet Cadıl’ın hayat çizgisi tek bir cümleyle özetlenebilir: “Sıfırdan zirveye…” Hayatı boyunca yokluktan geldiğini, azim ve inançla çalışarak bugüne ulaştığını vurguluyor. “Bu topraklardan kazandığımı yine bu topraklar için harcadım” diyor. Yaptırdığı okulların yanından geçerken çocukların sesini duymayı “dünyaya bedel” olarak tarif ediyor ve ekliyor: “Her şey gelip geçer; unvanlar, ödüller, hatta yaşam bile… Ama insan arkasında güzel bir iz bırakıyorsa işte o kalır.” İşte böyle anlatıyor kendini “mermercilerin ağası” Mehmet Cadıl… Sıfırdan başlayıp zirvenin tepesine çıkan bir adamın hikâyesi…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.