Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Türkeli Gazetesi sahibi Mahmut Önder Artuk…
Hani şu 75 yıllık Türkeli Gazetesi’ni günlük yayından haftalık yayına dönüştüren isim.
Bildiğiniz gibi kendisi, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığına aday.
Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla MÜSİAD’ın desteğini alıyor.
Ancak anlaşılan o ki MÜSİAD cephesinde de bu adaylık konusunda tam bir fikir birliği yok.
Bazı üyelerin, Artuk’un siyasi ve yaşam tarzı tercihleri nedeniyle adaylığa mesafeli durduğu konuşuluyor.
MÜSİAD, adı “Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği” olsa da kamuoyunda daha muhafazakâr ve inanç hassasiyeti yüksek iş insanlarının oluşturduğu bir yapı olarak biliniyor.
Mahmut Önder Artuk’un profili ise bu beklentilerle ne ölçüde örtüşüyor, bunu elbette MÜSİAD kamuoyuna açıklamalı.
Fakat bugün asıl mesele, Artuk’un siyasi kimliği ya da yaşam tarzı değil.
Asıl mesele, yöneticiliğini ve sahipliğini yaptığı gazetenin okurlarına karşı sorumluluğudur.
Sayın Artuk,
Siz Türkeli Gazetesi için çok sayıda kişiden yıllık abonelik bedeli topladınız.
Bu abonelikler, doğal olarak, gazetenin yıl boyunca günlük yayımlanacağı beklentisiyle yapıldı.
Ancak yılın ortasında, altı gün çıkan gazete haftada bir yayımlanan bir gazeteye dönüştü.
Şimdi kamuoyu adına soruyorum: Günlük gazete beklentisiyle alınan yıllık aboneliklerin, yayın periyodu değiştiğinde nasıl telafi edildiğini abonelerinize açıkladınız mı? Kullanılmayan abonelik günlerinin karşılığı iade edildi mi? Abonelere ek süre, mahsup ya da başka bir telafi yöntemi sunuldu mu?
Çünkü mesele basit bir yayın politikası değişikliği değildir.
Ortada, okurla yapılan bir abonelik ilişkisinin şartlarının yıl içinde değiştirilmesi vardır.
Bu değişikliğin abonelere açıkça bildirilmesi ve mağduriyet oluştuysa giderilmesi gerekmez mi?
Burada sorulması gereken soru şudur: İnsanlardan günlük gazete bedeli alınarak başlanan abonelik süreci, gazetenin haftalığa dönüşmesiyle birlikte fiilen farklı bir hizmete çevrilmiş olmuyor mu? Eğer öyleyse, bunun hesabı okura nasıl verilecektir?
Bu durumun “ahlaki”, “vicdani” ve “hukuki” açıdan nasıl değerlendirildiğini merak ediyorum.
Kesin hüküm vermek elbette yetkili mercilerin işidir; ancak ortada cevap bekleyen ciddi sorular olduğu da açıktır.
Okurun parasını almak kadar, okura taahhüt edilen hizmeti sunmak da sorumluluktur.
Aslında burada küçük bir niteliklşi ve organize dolandırcılık olayı yok mu?
Bir başka konu daha var.
Devlet tarafından basın kuruluşlarına sağlanan reklam ve ilan imkânları, gazetelerin ekonomik sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.
İddialara göre Türkeli Gazetesi’ne ait reklam ve ilan gelirleri başka bir kuruma devredildi ya da toplu biçimde tahsil edildi.
Eğer böyle bir işlem yapıldıysa, bu gelirlerin hangi şartlarla alındığı ve yayın periyodundaki değişikliğin bu anlaşmalara nasıl yansıdığı da kamuoyuna açıklanmalıdır.
Bir gazetenin günlük yayımlanacağı varsayımıyla elde edilen reklam gelirleri sonrasında gazetenin yılın yarısında haftalık yayına dönüştürülmesi, en hafif ifadeyle ciddi bir etik tartışma doğurur.
Sayın Artuk, siz çeşitli platformlarda gazetecilik faaliyetlerinizi ve yayıncılık anlayışınızı anlatıyor, yaptıklarınızı kamuoyuna sunuyorsunuz.
O hâlde bu sorulara da açık ve şeffaf cevap vermeniz gerekir.
Çünkü gazetecilik, yalnızca başkalarına hesap sormak değildir.
Gazetecilik, gerektiğinde kendi hesabını da kamuoyunun önüne koyabilmektir.
Bir gazetenin geçmişi 75 yıllık olabilir.
Fakat o gazetenin itibarı, yalnızca geçmişiyle değil; bugün okuruna, çalışanına, reklam verenine ve kamuoyuna karşı ne kadar dürüst davrandığıyla ölçülür.
Şimdi beklenen şudur: Türkeli Gazetesi’nin günlükten haftalığa geçiş süreci, abonelik bedelleri, iade veya telafi uygulamaları ve reklam gelirleri konusunda açık bir bilgilendirme yapılmalıdır.
MÜSİAD da bu tabloya bakıp kendi değerlendirmesini yapmalıdır.
Zira muhafazakâr kimlik, inanç vurgusu ve ahlaki söylem; yalnızca kürsülerde, toplantılarda ve tanıtım metinlerinde değil, ticari ilişkilerde ve kamuoyuna karşı hesap verme noktasında da sınanır.
Sözün özü şu: İnsanların parasını almak kolaydır. Zor olan, o paranın karşılığını eksiksiz vermek ve en zor sorular karşısında susmamaktır.
Mahmut Önder Artuk’tan ve ilgili kurumlardan kamuoyunu aydınlatacak net bir açıklama bekliyoruz.