Dünyanın dört bir yanında “böl, yönet, yeniden tasarla” reçetesini dolaşıma sokan bir akıl için artık sıra kendisine gelmiş olabilir mi?
Küresel ölçekte güçlü bir aktör, alışkanlıkları itibarıyla müdahale ustası olan bu ülkenin 50 eyaleti bir sabah uyanıp “Biz de kendi yolumuza gidiyoruz” dese, bu ne kadar uzak bir ihtimal?
Her yere çökmeye çalışan Amerika, başkalarının sınırlarıyla oynarken kendi sınırlarında da oynamalar başlamış olabilir mi?
Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde her şey yerli yerinde görünebilir. Ancak geniş bir coğrafyada, farklılıklar gerçekten birer zenginlik mi, yoksa yarının ayrışma başlıkları mı?
En sağlam görünen yapılar bile içten içe biriken gerilimleri taşır.
Başkalarının haritasını cetvelle yeniden çizen bir akıl, kendi haritasının da başkaları tarafından çizilmeye başlandığını fark ediyor olabilir mi?
Şimdi bir an için düşünelim. 50 eyaletin içinden 20-25 yeni devlet çıktı.
Kimi tek başına yol alıyor, kimi “bölgesel birlik” adı altında birkaç eyaletle birleşiyor.
Yeni bayraklar, yeni anayasalar, yeni başkentler… Bugün dünyanın kaderiyle oynayan bir devlet, yarın kendi haritasını yeniden çizmek zorunda kalabilir mi?
Belki bugün hiçbir şey değişmeyecek. Belki de değişim en beklenmeyen yerden başlayacak.
Ve o zaman, yıllarca başkalarına önerilen reçete bu kez aynaya tutulacak:
“Bölün, yeniden kurun, kendinizi yönetin.”
Ait olmadığınız bir savaşın içindeyken, bir gün aynı senaryonun sizin kapınızı çalması ihtimal dışı mı?
Ortadoğu’da, Asya’da yeni devletler tasarlama fikri dolaşıma sokulurken, bir sabah Amerika kıtasında onlarca yeni devletle uyanmak…
Olur mu?
Olur.
İmkansız mı?
İmkansız da değil.
Harita değişir mi?
Değişir.
Amerika Birleşik Devletleri’nden kaç devlet çıkar?
Kim bilir…
GO HOME, AMERICA