ÖNCELİĞİMİZ OKULLARIMIZIN GÜVENLİĞİ

Yayınlama: 18.04.2026
A+
A-

“Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim” sözü, Osmanlı Maarif Nazırı Emrullah Efendi’nin (1859-1914) söylediği düşünülen meşhur bir sözdür.

Bazıları bu sözün ona değil, başkasına ait olduğunu söyler. Ancak eğitim sorunlarını dile getiren bu ironik ifadenin kime ait olduğundan çok, verdiği mesaj önemlidir.

Geçmişte yaşanan eğitim sorunları ile günümüz sorunları farklıdır.

Çünkü bugün; kontrolsüz internet kullanımıyla birlikte sosyal, ekonomik ve sağlık açısından ciddi risklerle karşı karşıyayız.

Sanal dünya, sosyal medya, şiddet, madde kullanımı, kumar, tehlikeli oyunlar, internet bağımlılığı ve akran zorbalığı…

Saymakla bitmeyen bu unsurlar, çocuklarımızı ve gençlerimizi adeta bir örümcek ağı gibi sarıyor.

İyinin değil, kötünün örnek alındığı bir dönemi yaşıyoruz.

Tarihte görülmemiş acı olaylar yaşadık. Okullarda meydana gelen bu olaylar, eğitim sisteminde uzun süredir biriken sorunları açıkça ortaya koyuyor.

Öğretiyoruz, anlatıyoruz, sınavlara hazırlıyoruz…

Ama ne yazık ki her zaman gerçek anlamda eğitemiyoruz.

Dünya giderek daha acımasız bir hal alıyor. Şiddet haberleri ve can kayıpları artık hayatın sıradan bir parçası gibi sunuluyor.

Ve bu karanlık tablo, en güvenli olması gereken yerleri, yani okulları da etkisi altına alıyor.

Yaşanan olaylar elbette emniyet güçleri tarafından aydınlatılacaktır.

Ancak gerçek şu ki; veliler, öğrenciler ve öğretmenler endişeli.

Çocukların korkması doğaldır. Bu korku görmezden gelinemez.

Ama aynı zamanda çocuklar korkutulmamalı, okuldan uzaklaştırılmamalı, eğitimden koparılmamalıdır.

Eğitim camiasında yaşanan bu sorunlar bir anda ortaya çıkmadı. Aksine, uzun süredir kendini hissettiriyordu.

Öğretmen, öğrenci, idareci, veli, bakanlık ve sendikalar arasındaki eksiklikler kamuoyuna yeterince yansımasa da toplum içinde konuşuluyor.

Sorunlar büyürken çözüm üretimi yetersiz kalıyor.

Son olayların ardından herkes konuşuyor; doğru yanlış pek çok fikir ortaya atılıyor. Ancak somut çözümler yeterince geliştirilemiyor.

Her sendika kendi düşüncesini savunuyor, her atanan bakan kendi anlayışını uyguluyor.

Bu durum eğitimde istikrarı zedeliyor.

Olayın yaşandığı bölgede veliler, öğretmenleri arayarak “Çok korkuyoruz, çocuğumuzu okula göndermek istemiyoruz” diyor.

Bir velinin telefonda titreyen sesiyle bu cümleyi kurması, aslında hepimiz için açık bir alarmdır.

Bu soru karşısında öğretmenler ne diyeceğini bilemiyor.

Öğrenciler ise bu süreçten derinden etkileniyor.

Bu noktada sorumluluk büyüktür.

Bu sorun yalnızca bir kesimin değil, hepimizin sorunudur ve çözüm de ancak ortak iradeyle mümkündür.

Okulların güvenliği sadece sözle değil, somut adımlarla sağlanmalıdır.

Okullarda ve üniversitelerde güvenlik önlemleri artırılmalı, gerekli teknolojik sistemler kurulmalı ve yeterli sayıda güvenlik görevlisi görevlendirilmelidir.

Tedbir, tedbir, tedbir… Takdir Allah’tan.

Okulların güvenliği öncelikli gündem maddesi olmalı ve gereği yapılmalıdır.

İnternet kullanımını öncelikle aile denetlemelidir.

Sosyologlar, psikologlar ve eğitimciler çözüm üretmelidir.

Yaşanan bu acı olaylar çocukları okuldan soğutmamalıdır.

Zaten eğitim sistemi başlı başına sorunlar barındırmaktadır.

Öğretmen-öğrenci-veli iş birliği yeterli düzeyde değildir.

İnternetin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine karşı çözüm üretmek zorundayız.

Amacımız sağlıklı ve bilinçli nesiller yetiştirmek değil mi?

Ahlaklı, onurlu ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmek değil mi?

Çocuklarımızı iyi yetiştiremezsek elimizde ne kalır?

Geleceği kime emanet ederiz?

Vatanı emanet edeceğimiz kim kalır?

Biz niçin yaşıyoruz?

Emanet edileni, layıkıyla devretmek için.

MOBİL REKLAM ALANI
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.