Bazı insanlar vardır; yaşadıkları şehirde sadece iş yapmaz, iz bırakırlar. Onların emeği, sözleri, ahlakı şehirle bütünleşir. İşte merhum Mehmet Alimoğlu da Afyon’un böyle değerlerinden biriydi.
1935 yılının Ocak ayında Afyon’un Mecidiye Mahallesi’nde dünyaya gelen Mehmet Alimoğlu’nun çocukluğu, o dönemin samimi aile ortamında, geniş bir hanede geçti. O büyük evde herkes bir aradaydı; aynı sofrada yemek yenir, aynı avluda oyunlar oynanırdı. Komşuluklar, akrabalık ilişkileri bugünkü gibi değil, yürekten yaşanırdı.
Lisede Sanat Okulu’na giden Mehmet Alimoğlu, marangozluk bölümünü bitirdi. El emeğine, ustalığa, üretime olan ilgisi daha o yıllarda belli olmuştu. Askerliğini İskenderun’da, marangoz atölyesinde tamamladı. Askerden döndüğünde babasının yanında çalışmaya devam etti ve iş hayatında adım adım büyüdü.
Yurt dışında ki gelişmeleri merak ederdi. İtalya’ya gitti. Gördüğü teknoloji ve düzen onu derinden etkilemişti. Döndüğünde, Afyon’daki mermer sektöründeki yenilikleri hayata geçirmeye başladı. Bu ilerici görüş sayesinde işleri hızla büyüdü; sadece Afyon’un değil, Türkiye’nin önemli mermer projelerine imza attı.
Hacettepe Üniversitesi’nin 4.500 metrekarelik mermer döşeme işini başarıyla tamamladılar. Dönemin rektörü İhsan Doğramacı, işi beğenince 100 bin metrekarelik yeni bir projeyi daha onlara verdi. Ardından Bilkent Üniversitesi, Marmara Oteli, Sheraton Oteli, İzmir Efes Oteli gibi prestijli yapıların mermer işlerinde de onun imzası vardı. Hatta Anıtkabir’in blok mermerlerinin bir kısmı da onun elinden çıkmıştı.
Bir çok ülkeye gitti. Bir gün, Afyonlu mermercilerle birlikte Vatikan’a yapılan bir geziye katıldı. Sarayda gördüğü devasa mermer sütunları hayranlıkla izlerken, yakından baktığında bunların Afyon mermeri olduğunu fark etti. O an yaşadığı gurur, onun hayatındaki en unutulmaz anlardan biri oldu.
Hayatta sadelikten, dürüstlükten ve çalışkanlıktan asla vazgeçmedi. Her fırsatta “Verdiğiniz sözü tutun, işçinizin maaşını zamanında ödeyin” derdi. Kıyafetine özen gösterir, ütüsüz bir gömlekle asla dışarı çıkmazdı.
Afyon’un potansiyelini her zaman dile getirirdi. “Bu şehir dörtyol ağzında ama hak ettiği yerde değil” diye üzülürdü. Mermercilerin bir araya gelmesini, güçlerini birleştirmesini çok isterdi. Gittiği her ülkede mermerle ilgili yenilikleri takip eder, döndüğünde bunları uygulamaya koyardı.
Ailesine düşkündü.Torunlarıyla beraber patates, köfte, pilav, etli bamya yemeyi severdi. Onlarla oyun oynar, seyahatlere gider, anı biriktirirdi. Dostlarını ihmal etmez, sevdiği insanı sonuna kadar desteklerdi.
Ne yazık ki, bu güzel insan 2020 yılı Kasım ayında aramızdan ayrıldı. Ama ardında sadece iş başarıları değil, dürüstlüğüyle, vizyonuyla, insanlığıyla dolu bir miras bıraktı.
Bana göre o her zaman “Mehmet Amca” idi. Babam yaşındaydı, ama dost gibiydi. Her hafta ziyaretine giderdim. Gidemediğim zaman arar, “Gel, biraz sohbet edelim” derdi. Onunla Afyon’u konuşmak, geçmişi dinlemek ayrı bir keyifti.
Mehmet Alimoğlu, sadece mermercilik sektörünün değil, Afyon’un gönül tarihine adını yazdırmış bir insandı. Herkesin yardımına koşar, okuldan camiye, kütüphaneden, hastaneye öğrenciye kadar nerede bir ihtiyaç varsa destek olurdu.
Yüreği güzel, yüzü güzel bu insanı rahmetle, saygıyla ve özlemle anıyorum.
Nur içinde yat Mehmet Amca…