FARK-ANDAYIM, ÖYLEYSE VARIM
Bugün bu yazımızda biraz yerine ve zamanına göre değişebilen duygu ve algımızdan bahsedelim. Bazen bazı duygular bazı olaylara, kişilere ya da zamana bağlıdır. Bazen bizi normalde hiç etkilemeyecek bir davranış onu yaşadığımız an çok etkileyebilir.
Size hiç olmadı mı? Ayşe’nin söylediği şeyi dikkate bile almamışken çok benzer bir şeyi Fatma’nın demesi sizi çok üzebilir veya sevindirebilir. O zaman burada diyebiliriz ki bizi etkilen o olay değil bizim onu anlamlandırma biçimimiz. Yani durumların A-B-C’si. A bizim yaşadığımız olay diyelim, C ise olaya verdiğimiz tepki. Biz sanıyoruz ki A olayı C tepkisini vermemize sebep oldu. Burada yanılıyoruz çünkü böyle olsaydı bir olayı her yaşadığımızda ya da bunu yaşatan herkese her şeye karşı hep aynı tepkiyi verirdik.
Peki anlamlandırmalarımızın biyolojisi ve psikolojisi nedir? Hepimiz doğuştan bu yana yanımızda getirdiğimiz şemalara sahibiz. Evet bu şemalar bebeklik yaşantılarımızdan itibaren oluşmaya başlıyor. Yaşadığımız deneyimler bizim bu gün nasıl davranacağımızı şekillendiriyor. Tıpkı bir bebeğin ateşe yaklaştırdığında elinin yanması üzerine bir daha ateşle karşılaştığında ona mesafeli durması gibi.
Ders çıkarmak ve bugünümüzü şekillendirmek üzerine görevi olan şemalarımız maalesef her zaman yararlı görev görmüyor; bizim bazı ön yargılar, bazı olumsuz duygular hissetmemize sebep oluyor. Bizler bu durumu kontrol altına alamazsak mutsuz, insanları sevmeyen ve sürekli güven problemi yaşayan biri olmaktan kendimizi alıkoyamayız.
Duygular anlık oluşur ve buna pek karşı koyamayabiliriz fakat bu duyguları referans alıp bir davranış sergileyip sergilememek bizim elimizde. O duyguyu ya da düşünceyi sadece bir duygu ve düşünce olarak kabul edip hayatımıza devam edebildiğimiz sürece her şey sağlıklı devam edebilir demektir. Ama biz bu duygu ve düşüncelere yenik düşersek yani yaşadığımız olayı sadece bir olay olarak değerlendiremeyip bir kişilik problemi olarak anlamlandırırsak istemediğimiz tepkiler de beraberinde gelecektir elbette. Dahası tekrar söyleyeyim bu tepkiyi vermemize o olay değil anlamlandırma biçimimiz sebep olmuştur.
Size güzel bir haber vereyim; biz bu anlamlandırma biçimimizi, yıllarca yanımızda getirdiğimiz şemalarımızı istersek değiştirebiliriz. Nasıl mı? Sadece farkındalıkla. Şimdi ve buradayı yaşayarak. Kendimizi fark ederek, biraz da bir adım geri çıkıp çerçeveye bakıp mantığımızı kullanarak. Aslında “bilmek” eylemine sahip olarak. Çünkü insan bildiği şeye her zaman müdahale edebilir, bilinmezlikten ise korkar. O halde herkesi “fark-andalık”a davet ediyorum.
Psikolojik Danışman & Aile Danışmanı
Tuba Çavaş