Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Bazı insanlar vardır; isimlerinden önce güven gelir. Yıllar boyunca yaptıkları iyiliklerle, dokundukları hayatlarla, hiçbir karşılık beklemeden uzattıkları ellerle hafızamızda yer edinirler. Haluk Levent de bu ülke için uzun yıllardır böyle bir isim oldu. Yardıma ihtiyacı olanın umudu, çaresizin sesi, binlerce insanın “İyi ki var.” dediği bir isim…
Bugün ise hakkında ortaya atılan iddialarla gündemde.
İtiraf etmeliyim; okumak istemedim. “Bir yanlışlık vardır.” dedim. “Bir açıklaması vardır.” dedim. Hâlâ da öyle olmasını diliyorum. Çünkü bazı insanların düştüğünü görmek sadece onları değil, insanın güven duygusunu da yaralıyor.
Fakat tam da böyle zamanlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, sağduyudur.
Bir iddia, tek başına bir insanı suçlu yapmaz. Gerçekler ortaya çıkmadan verilen her hüküm, adaletin değil önyargının eseridir. Bugün konuşulanların ne kadarı doğrudur, gözaltına alınma süreci nasıl gerçekleşmiştir, kamuoyuna yansıyan bilgiler gerçeği ne kadar yansıtmaktadır; bunların hiçbiri henüz yargı kararıyla kesinleşmiş değildir. Bu yüzden beklemek, konuşmaktan daha değerlidir.
Evet, Haluk Levent’in geçmişte ceza aldığı olaylar hatırlatılıyor. Elbette bu durum bazı insanların aklına “Acaba?” sorusunu getirebilir. Ancak bir insanın geçmişinde yaptığı bir hata, hayatı boyunca aynı hatayı yapacağı anlamına gelmez. İnsan ders çıkarabilir, değişebilir, kendini yeniden inşa edebilir. Eğer buna inanmayacaksak, ikinci şans diye bir kavramdan da söz edemeyiz.
Bugün beni en çok üzen şey ise insanların ne kadar kolay yargıç kesilebildiğini görmek. Daha dosyanın ayrıntıları ortaya çıkmadan, savunmalar dinlenmeden, mahkeme karar vermeden insanlar çoktan hükmünü vermiş durumda.
Peki ya yarın?
Ya bütün bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkarsa…
Bugün en ağır sözleri söyleyenler, en sert yargıları dağıtanlar aynı cesaretle çıkıp “Yanılmışız.” diyebilecek mi? Yoksa sessizce başka bir gündemin peşine mi düşecekler?
Bana göre bir insan hakkında “Yapmamıştır.” diyerek yanılmak, “Yapmıştır.” diye peşinen mahkûm etmekten çok daha masumdur. Çünkü ilki güvenin, ikincisi ise önyargının sonucudur.
Ben hâlâ beklemek istiyorum.
Gerçeklerin ortaya çıkmasını…
Çünkü bir insanı kaybetmekten daha acı olan şey, adalet duygusunu kaybetmektir.
Belki sonunda büyük bir hayal kırıklığı yaşayacağız, belki de bugün kurulan cümlelerden utanç duyacağız. Bunu zaman gösterecek. Ama bildiğim tek bir şey var:
Bir insanı mahkeme karar vermeden vicdanlarımızda mahkûm etmek, adalet değil; peşin hükümdür.
Ve son bir soru…
Ya masumsa?