​DİLİM DİLİM OLDU DİLİM!

Yayınlama: 10.03.2026
A+
A-

​Bir milletin hafızası dilidir. Dil yara aldığında yalnız kelimeler değil, düşünce de yaralanır. Bugün Türkçe sessizce parçalanıyor… Dilim dilim. Eskiden bir cümle kurmak bir düşünceyi anlatırdı. Kelimeler anlamın taşıyıcısıydı, edebiyat ise ruhun diliydi. Şimdi ise kelimeler hızın ve kolaycılığın kurbanı oldu. “nbr”, “slm”, “tmm”, “ok” gibi kısaltmalarla başlayan bu süreç, bugün bambaşka bir boyuta ulaştı.

​Artık günlük konuşmalarımızın içine yeni bir jargon yerleşti. Özellikle sosyal medya kültürünün etkisiyle gençler arasında farklı bir dil doğdu. Bu bir “Ergen dili ve dijital lehçe.” Bugün gençler Ergen dilinde;
​”Güno” diyerek günaydını kastediyorlar.
​”Aşko” diyerek hitap ediyorlar.

​Bir şeyi çok iyi yaptıklarında “slay yaptın” hatta “slaay” diye uzayınca anlamı da derinleşiyor. Kafalarına takılan bir şeyler için “overthink yapıyorum”, hesaplarını gizlemek için “priv aldım”, birinin sosyal medyasını gizlice incelemek artık “stolklamak.” Dilimize giren bu kelimelerin çoğu ne tam Türkçe ne de tam yabancı. Yalnız yeni nesil ile aramızda uçurum oluşturacak kadar tesirli. Nedeni mi? Çünkü bu yeni dile hakim değilsen yeni nesille iletişim tehlikede; eski, geri düşünceli olup onların deyimiyle “bizimle değilsin!” Sonuçta ortaya çıkan argo üretimi melez bir dil.

​İşte dilimizin parçalanması tam da burada başlıyor. Oysa bu tehlike yeni fark edilmiş bir durum değil. Yıllar önce bilim insanı Oktay SİNANOĞLU, “Bye Bye Türkçe” adlı eserinde Türkçe’nin karşı karşıya olduğu tehlikeyi açıkça dile getirmişti. Ona göre yabancı kelimelerin kontrolsüz biçimde dilimize girmesi yalnızca kelime kaybı değil, aynı zamanda düşünce biçimimizin değişmesi demekti.

​Benzer bir uyarıyı yazar Feyza HEPÇİLİNGİRLER de “Türkçe Off” adlı kitabında yapmıştı. Hepçilingirler’e göre dilin yozlaşması sessiz ilerler; önce kelimeler değişir, sonra anlamlar kaybolur. Teknoloji bu süreci daha da hızlandırdı. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital kültür dili hızlandırırken aynı zamanda yoksullaştırıyor. Çünkü teknoloji hız ister, hız ise çoğu zaman kısaltılmış, anlamı daralmış, duygudan mahrum kalmış düşünce demektir.
​Bir zamanlar cümleler kurardık, şimdi kelimeleri kırpıyoruz. Bir zamanlar anlamı büyütürdük, şimdi ifadeleri küçültüyoruz.

​Oysa Türkçe yalnızca bir iletişim aracı değildir. Yunus Emre’nin nefesi, Karacaoğlan’ın türküsü, Yahya Kemal’in mısrası, Nazım Hikmet’in haykırışıdır. Bu dil yüzyılların birikimiyle oluşmuş kültür hazinesidir. Ama bugün o hazine hız çağının içinde harf harf eksiliyor, dilim dilim oluyor. Sorun sadece gençler değil, sorun dilin değerinin öğretilememesi. Türkçe’nin güzelliğini, derinliğini, zenginliğini anlatamamak. Kolaycı bir toplum yetiştirip kolayı seçmelerini izlemek.

​Ve bir gün fark edeceğiz ki… Kelime haznesi küçüldükçe düşünce dünyamız da küçülmüş. Cümleler kısaldıkça fikirler de sığlaşmış. İşte o gün dilimizin neden “dilim dilim” olduğunu daha iyi anlayacağız. Çünkü bir milletin dili parçalandığında, aslında parçalanan şey yalnızca kelimeler değildir… Kültürün ve neslin kendisidir.
​Sibel ŞENOCAK
10 Mart (AYNAYA BAK)

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 3 Yorum
  1. Cemre Su Edis dedi ki:

    emeğinize sağlık 🥳

  2. meskalkan10@gmail.com dedi ki:

    Değerlendirmeniz farklı bir pencere açtı bizlere teşekürler

  3. Buĝlem sare Kılıç dedi ki:

    Hayatımızın göstermek ,kabul edemediğimiz yerlerine dokunulmuş hissettim çok anlamlıydı.