Park Afyon Alışveriş Merkezi’nde yaşanan talihsiz olay, hepimizi derinden sarstı. Genç bir kadın, ikinci kattan düşerek hayatını kaybetti. Acı bir kayıp…
Meseleye yalnızca tek pencereden bakmak, bizi eksik bırakır. Ben, başka bir pencereden bakmak istiyorum.
Uzağa gitmeye gerek yok. Devlet hastanesine… Orada, kat boşluklarında can kurtaran fileler var. Sessiz sedasız ama hayati bir tedbir.
Yıllardır Park Afyon’da böyle bir olay yaşanmamış olması, “olmaz” demek için yeterli mi? Hayat bize, “olmaz” denilen şeylerin bir gün kapımızı çalabildiğini defalarca göstermedi mi?
Boşluklar var. İnsan var. İnsanın olduğu yerde ihtimal de var. Yaşlısı var; tansiyonu düşer, başı döner. Çocuğu var; hareketlidir, bir anlık dalgınlık yeter. Kasıt ihtimali de var; denge kaybı da… Allah korusun.
Sormamız gereken soru basit: Ne yapmak lazım?
Devlet hastanesinde olduğu gibi file mi olur, başka bir koruyucu önlem mi alınır, bunu uzmanlar bilir. Ama bildiğimiz bir şey var: Bir şeyler yapılmalı. Çünkü güvenlik, “olduktan sonra” değil, “olmadan önce” konuşulmalı.
Bu noktada Park Afyon Alışveriş Merkezi yönetiminin gerekli çalışmalara başladığını duymak umut verici. Sadece katlar arasındaki boşluklar değil, teras katı da düşünülmeli. Her ayrıntı, her risk ihtimali masaya yatırılmalı.
Unutmayalım; şehirler akılla ayakta durur. Alışveriş merkezleri vitrinleriyle değil, güvenliğiyle hatırlanır. Tedbir, maliyet değil; insan hayatına verilen değerin ölçüsüdür.
Temennim odur ki, bu üzücü olay son olsun. Bir daha hiçbir aileye, hiçbir eve böyle bir acı düşmesin. Önce tedbir, sonra tevekkül… Gerisi zaten kendiliğinden gelir.