
Sağlık varken hayat güçlüdür.
Bir sabah uyanırsınız, başınız ağrır.
Bir gün nefesiniz daralır.
Kiminin annesi, kiminin babası, kiminin evladı…
Bir tetkik, bir sonuç, bir teşhis…
Ve işte o an anlarsınız.
Sağlık sadece bir nimet değil, hayatın kendisidir.
Hastalık yalnızca bedeni yormaz;
insanın ruhunu da yorar.
Ailesini de yıpratır.
Hele bir de maddi sıkıntılar varsa…
Hele gidecek bir kapı yoksa…
İnsan, çaresizliğin ortasında kalakalır.
Tam da böyle zamanlarda toplumun vicdanı ortaya çıkar.
İnsanlar bir isim söyler:
“Şunu ara.”
“Buna ulaş.”
Afyon’da sağlık söz konusu olduğunda birçok insanın aklına gelen iki isim var:
Milletvekili Dr. Hasan Arslan ve eski milletvekili Dr. Mahmut Koçak.
Bunu sadece duymuyorum;
gözümle görüyor, kulağımla işitiyorum.
“Mahmut Koçak’ı aradım, çok yardımcı oldu.”
“Hasan Arslan’ı aradım, hemen ilgilendi.”
Sağlık meselesi vicdan meselesidir.
Çünkü söz konusu olan insan hayatıdır.
Ve insan hayatına dokunmak, en büyük hizmettir.
Dr. Hasan Arslan da Dr. Mahmut Koçak da Afyonlu hemşehrileriyle yakından ilgileniyor. Dosyayı sadece iletip kenara çekilmiyorlar; bizzat takip ediyorlar. Hastane koridorlarında, telefon trafiğinde, çözüm arayışında isimleri geçiyor.
Ve arkadan edilen o dualar var ya…
Bir annenin gözyaşıyla ettiği dua,
bir babanın “Allah razı olsun” deyişi,
bir yaşlının titrek sesiyle söylediği teşekkür…
İnsan duyduğunda içi ısınıyor.
Yalnız olmadığını bilmek…
Mesele, zor zamanda ulaşılabilir olmak.
Mesele, çaresizliğe çare olmaya çalışmak.
İnsanın aklından şu geçiyor:
“Benim de imkanım olsa da yapsam…”
Belki de toplumu ayakta tutan tam olarak bu duygudur:
İyiliğin bulaşıcı olması.
Bir el uzanırsa, diğer elin de uzanmasına vesile olur.
Gençken gençliğimize güveniriz,
yaş aldıkça merhamete…
Ve insan anlıyor ki;
bu hayatta en büyük zenginlik sağlıktır.
Sağlık için hizmet edip dua alanların değeri ise her şeyin üzerindedir.
İyiki varsınız…
Yardımcı olduklarından dolayı rabbim kendilerinden ALLAH razı olsun, saygılarımla.