ARTIK O ERGENİ ANLAYIN
Var mı aramızda ergenlik sürecini sıfır problemle geçirebilen? Muhtemelen buna evet cevabı verebilen çıkmaz. Biliyorum çünkü bu süreci tüm yönleriyle tanıyorum. Fizyolojik, psikolojik, bedensel ve duygusal… bu dönem bir kimlik arayışı ya da kimlik bunalımı dönemidir. Birey burada “Ben Kimim?”i bulmaya çalışır. Bir sürü farklı deneyimden geçer. Bunlar bazen normal standartlarda bazen de uçarı deneyimler olabilir. Sonunda da ya ders alır ve yeni olumlu alana yönelir ya da olumsuz davranışları pekiştirilir ve olumsuz deneyimlerle kalır. İşte burada bu ayrım anını etkileyen en büyük etmen aile ve yaklaşımıdır.
Bazen ergenin aksine aile daha çok bunalım yaşar gibi olur bu süreçte. Laf söz dinlememeler, kapı çarpmaları, eşya fırlatılması, saygısızlıklar ve akranların önemi/değeri… tüm bu süreçler doğru yönetilemeyince zaten bunalım veya tükenme kaçınılmaz bir sondur. Bunun üzerine ergenlik dönemindeki çocuğumuzla iletişim ve duygusal kopukluğumuz da bunalımın üzerine bal kaymak olur.
Özellikle danışmanlık almaya gelen ergen ailelerinde gözlemlediğim sorun şu ki kendi başlarına baş edemedikleri o şeylerin altında zaman içerisinde inanılmaz eziliyor ve olumsuz bir kısır döngü ya da büyük bir düğümle geliyorlar. Halbuki bu olumsuz sinyaller gelmeye ilk başladığında kendi sistemleriyle çözemediklerini fark ettiklerinde bir yardıma başlasalar işler çok daha kolay ilerleyebilir. Çünkü her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişi olduğu gibi her sorunun da ayrı ama mutlaka çözümü vardır.
Ergenlik sürecinde ailelerin yapması gereken en önemli şey çocuklarına birey olduklarını hissettirirken biraz esnek olmakla sınır koymak arasında bir dansçı edasıyla ilerlemeleri. Biz biliyoruz ki bu süreçte çocuklar aileleriyle bir şey yapmaktan pek fazla keyif almıyorlar onun yerine tüm zamanlarını arkadaşlarıyla geçirmek istiyorlar. Bırakın her yere sizinle gelmek zorunda olmasınlar ama haftada bir gün de sizinle zaman geçirmeleri gerektiği sınırını da koyun. Bu duygusal desteği hissedebilmeleri ve aranızda sıcak, güvenli bir ilişkinin oluşması için gerekli.
Onların olumsuz davranışlarına çok büyük tepkiler vermeyin çünkü onlar dikkat çektikçe daha da ilerleteceklerdir bu davranışlarını. Bu kuralsız olun demek değil sınırımız her yaşta olmalı. Olumlu davranışların pekiştirilmesi, olumsuzların da bazen görmezden gelinmesi olumluları artıracak olumsuzları söndürecektir.
Çocuğunuzun sorumluluğunu ona devredin. Onun yerine sürekli bir şeyleri siz yapmayın. Yemeğe gelmiyorsa odasına yemek götürmeyin, sabah uyanmıyorsa ısrarla siz uyandırmaya çalışmayın, ödevini yapmıyorsa sürekli yap yap demeyin. Bırakın yemeğe gelmiyorsa o öğün aç kalsın bu bir şey kaybettirmez. Uyanmıyorsa bir şeyden mahrum kalacağını bilsin, ödevini kendi yapmıyorsa öğretmeninden azar yiyeceğini bilsin. Ama siz bir şeyleri onlar yerine yapmaya devam ederseniz yarın dışarıda kendine güveni olmayan, oraya aidiyet hissedemeyen, diğerleri tarafından dışlanan biri haline gelir.
Tüm bunların dışında da koşulsuz sevgi sunmayı asla ihmal etmeyin. Sevginizi koşullara bağlamayın. Şunu yaparsan seni severim, buraya gidersen senin annen baban olurum gibi bir duruma onları asla sokmayın. Siz sevginizi esirgemedikçe onlar eninde sonunda doğruu bulacaklardır.
Psikolojik Danışman & Aile Danışmanı
Tuba Çavaş