BİR  HİKAYE DE  SEN  YAZ…  AFYONKARAHİSAR  KALESİ’NDE …

Yayınlama: 24.12.2025
A+
A-

Şehre adını veren kale, Yüksek Tepe şehrinden Yüksek Kale’ye, Hisar-ı Devlet’ten Karahisar-ı Sahip’e, Afyon’dan Karahisar’a kadar farklı adlarla anılmıştır.

Şair Arif Nihat Asya, “gökyüzündeki balkon” demiştir.

Bana göre Afyonkarahisar Kalesi, yeryüzünden gökyüzüne açılan bir penceredir. Bir gün Afyon büyükşehir olursa, merkez ilçesinin adı umarım Karahisar olur.

Yıllar önce…. Çok öfkeli, alev saçan  Taş Devin fırlattığı alev topları  o kadar büyükmüş ki  vadiler de farklı şekilde büyüklükte kayalıklar  oluşmasına sebep olmuş.

Alev saçmadığı bir gün dolunayı fark eder. Onun nur saçan yüzünü seyretmeye doyamaz. Kendi alevinden dolayı onun ışığını daha önce fark etmemiştir. Dolunayı tekrar görebilmek için alev çıkarmaktan vazgeçer. Öfkesi bitmiş, alevleri sönmüş; dolunaya sevdalı bir kaleye dönüşmüştür.

Kale  dolunayın gökyüzünü aydınlatan yüzünü seyretmeye  doyamaz. O yüzden hiç uyumaz. Dolunayı bekler….

Tacını hilal ve yıldız süsler. Dostları rüzgarla ve yağmurla konuşur. Rüzgar efsanelerini taşır; yağmur ise dertlerini, üzüntülerini akıtır. Sırları, sevdası yağmur damlalarında toprağa karışır. O sırlarla, sevdayla toprak bereketlenir.

O kadar güven veren bir kale ki, sultanlar hazinelerini burada saklamış. Şehri gözetir, şehrin bekçisi olur. Savunması ise dillere destandır.

Afyonkarahisar’a hangi yoldan gelirseniz gelin, sizi ilk karşılayan şey kaledir.

Sanki “buradayım” demez de, varlığıyla hissettirir kendini.

Afyonkarahisar Kalesi’ni sadece şehrin tepesinde duran bir kaya parçası sananlar çok yanılır. O; yönümüzü bulduğumuz bir pusula, hikayelerimizi süsleyen bir masal, eve dönüş yolumuzu gösteren sessiz bir bekçidir.

Kale oradaysa sorun yoktur. Sanki şehrin kalbi orada atar; biz de onun etrafında nefes alırız.

Kale sabrı öğretir. Dik yokuşlarını tırmanırken nefesini ayarlamayı, düşmeden yürümeyi, vazgeçmemeyi… Her çıkışın bir inişi, her yorgunluğun bir manzarası vardır. Zirveye vardığınızda Afyonkarahisar’ı izlersiniz, evler küçülür, dertler hafifler.

Şehir büyüdü, sokaklar kalabalıklaştı…

Afyonkarahisar Kalesi’nde yaşlanmak; taşla, rüzgarla, tarihle arkadaş olmaktır. Dik durmayı, yokuş çıkmayı, sabretmeyi öğrenmektir.

Aslında bu kale, Afyon’un sabrını anlatır. Direncini, bekleyişini, her seferinde yeniden ayağa kalkışını… 625 basamakta farklı bir tarih yazar. Sen hangisini istersen oku ve anlat.

Afyonkarahisar Kalesi şehrin dört bir yanından görünür ve her noktadan farklı bir yüzünü gösterir.

Mevlevi Camisinden kaleyi seyredersin, “Allah Allah” seslerini duyar, huzur bulursun.

Hıdırlık’tan baktığında Hz. Ali’nin atı Düldül ile kaleye uçtuğunu hayal edersin; sen de Hıdırlık’tan kaleye uçmak istersin.

Zafer Meydanı’ndan baktığında gücünü görür, yalnız olmadığını hissedersin.

Dertleşmek istersen kalenin eteklerine git. Seni dinler. Dök içini… O da sana anlatsın Battalgazi’nin hüzünlü hikayesini.

Bazı geceler dolunaya olan sevdasını görürsün. Bir dolunaya, bir kaleye bakar durursun. Hissettiklerin tarifsizdir. Dolunay gökyüzünden ayrılırken Afyonkarahisar Kalesi’ni bir hüzün kaplar. İç çekişini duyarsın…

Kalenin kayalıklarında dolaşırken susarsın. Tam su içecekken kayalıklar Çavuş Dede’nin hikayesini anlatır sana. Çavuş Dede’nin  kılıç darbesiyle kayalardan sular fışkırır. Askerlerin hayatını kurtaran o suların sesi hala duyulur.

Bir gün Afyon’a gelen biri sadece “kalesi var” demesin isterim.

“Hikayesini dinledim” desin.

O zaman bu şehir, sadece geçilen bir yer olmaktan çıkar; durulan, hatırlanan bir yere dönüşür.

Kaleye nereden bakarsan bak, ne hissedeceğine sen karar ver.

Hissedeceklerini merak ediyorsan Afyonkarahisar Kalesi seni bekliyor.

Ben onun eğilmeyen dik duruşuna hayran kaldım.

Bir hikaye de sen yaz Afyonkarahisar Kalesi’nde… Anılarında yer alsın..

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.