Zaman zaman ister işim gereği deyin, ister geçmişin alışkanlıkları sebebiyle deyin, siyasi ortamlarda bulunmak durumundayım. Aynı zamanda internet üzerinden yayınlanan bir gazetede yazı yazmam dolayısıyla, özellikle Afyonkarahisar ile ilgili yazı ve haberleri de yakından takip ediyorum.
Bütün bu ortamlarda, AK Parti İl Başkanı Turgay Şahin hakkında bazı yanlış bilgiler ve haksız ithamlarla rastlıyorum. Bu konuda yazmak, benim için bir vefa borcu hâline gelmiştir. Bu sebeple, bu yazı bir siyasi yazı olmayacak; açıkça ifade ediyorum ki bir vefa yazısı olacaktır.
İlk olarak, Turgay Başkan’ın Afyonlu olup olmadığı meselesine değinmek istiyorum. Benim Turgay Başkan’la tanışmam, Konya’daki öğrencilik yıllarıma dayanır. İlahiyat öğrencisi olduğum dönemde, Konya’da faaliyet gösteren bir vakfın öğrenci evlerinde kalıyordum. Turgay da aynı vakfın başka evlerinde kalıyordu ve kendisi Hukuk Fakültesi öğrencisiydi. Tanışmamız, vakfın düzenlediği bir etkinlikte gerçekleşti. Farklı okullardan öğrenciler birbirleriyle tanışırken ben Afyonlu olduğumu söyledim; o da Afyonlu olduğunu ifade edince, iki hemşeri olarak sohbetimiz başlamış oldu. Sonraki etkinliklerde zaman zaman karşılaştık ve iki Afyonlu olarak bu tanışıklığı sürdürdük. Aramızdaki ünsiyeti sağlayan asıl bağ, Afyonluluğumuzdu.
Herhangi bir zorunluluk ya da menfaat ilişkisine dayanmayan aidiyet duygusu, gerçek ve katıksız bir aidiyettir. Bu duyguyu taşıyan birine “Afyonlu değil” ithamında bulunmak, bana göre ya kıskançlığın ya da siyasi gevezeliğin ürünü olan boş laflardır. Kaldı ki yaklaşık otuz yıla yakın bir süredir Afyon’da hizmet etmiş olması ve yıllarca baro başkanlığı yapmış bulunması dikkate alındığında, bu ithamları dile getirenlerden daha Afyonlu olduğunu dahi iddia edebilirim.
İkinci olarak değinmek istediğim konu ise, Turgay Başkan hakkında ortaya atılan “FETÖ’cü” olduğu iddiasıdır. Geçtiğimiz günlerde bir mecliste, bu iddiayı son derece rahat ve kesin bir dille dile getiren bir siyasiyle karşılaştım. Bu kadar rahat ve isnatsız bir suçlamayla karşılaşmak, açıkçası beni hayrete düşürdü. Neredeyse kırk yıla yakın bir süredir tanıdığım Turgay’ın, böyle bir ithama konu edilebilecek son kişilerden biri olması bir yana, bana göre asla böyle bir sıfatla anılmaması gerekir.
Benim de yetişmemde ve tahsil hayatımda katkısı olan vakfın hiçbir müntesibinin —özellikle vakfın çalışmalarında ve etkinliklerinde aktif rol almış öğrencilerinin— FETÖ ile anılması mümkün değildir. Yetişme şartları, okudukları kitaplar, dünya görüşleri, geçmiş ve gelecek tasavvurları, dindarlık anlayışları ve siyasi bakış açıları tamamen farklıdır. Turgay Başkan gibi entelektüel kapasitesi yüksek bir kişinin bu yapıyla ilişkilendirilmesi hem haksız eleştiri hem de yakışıksız bir ithamdır.
Geçmişte söz konusu olan yapıyla aynı ortamlarda bulunmuş olabileceği iddiası dile getirilseydi, belki “olabilir” diyebilirdim. Türkiye’de yaşamış olup da bu yapıyla yolu kesişmeyen kaç kişi vardır ki? Hatta bu ithamları dile getirenlerin, Turgay Başkan’dan çok daha fazla kesişmiş olma ihtimali dahi vardır. Eğer yolu kesişen herkes “FETÖ’cü” kabul edilecekse, bu ülkede masum kalan kaç kişi kalır?
Fikren ve siyaseten farklılaşmış olabilirim. Kendisi iktidar kanadında siyaset yaparken ben muhalif bir çizgide yer alabilirim. Ancak siyasi eleştirilerimi bir kenara bırakarak, bu tür itham ve haksız suçlamalara cevap vermeyi kendime bir görev addediyorum. Siyaseten farklı olmak, vefa duygusuna engel olmamalıdır; vefa duygusu da siyasi eleştiriye mani olmamalıdır. Ben bu bilince sahibim.
Günümüz şartlarında pek çok insani değeri yitirdiğimiz gibi, vefa duygusunu da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Ben henüz bu duyguyu kaybetmedim. Bu sebeple bir kez daha altını çizerek söylüyorum:
Bu yazı siyasi bir yazı değil, sadece bir vefa yazısıdır.
Hüseyin BAY
Vefalı insan
Vefasını konuşturmuş
Tebrikler teşekkürler
Tebrik Ederim sayın başkanım size yakışan bi vefa örneği olmuş.