Bugünün Üzüntüsü Bugüne Yeter

Yayınlama: 20.08.2026
A+
A-

İnsan bazen olanlardan değil, olabileceğini düşündüğü şeylerden yorulur. Hatta çoğu zaman henüz yaşanmamış bir günün yükünü bugünden sırtına alır. Kafamızda ihtimaller kurar, senaryolar yazar, sonra da kendi yazdığımız o senaryoların içinde kaygılanmaya başlarız.
Ortada henüz yaşanmış bir şey yoktur ama zihnimiz çoktan yarına gitmiştir.
“Ya olmazsa?”
“Ya kötü giderse?”
“Ya düşündüğüm gibi sonuçlanmazsa?”
Bir bakmışız, bugün elimizde dururken biz yarının ihtimalleriyle mücadele ediyoruz.
Üstelik insan zihninin ilginç bir tarafı var: Geleceği düşünürken çoğu zaman güzel ihtimallerden önce kötülerini sıralıyor. Sanki olumsuzu önceden düşünürsek ona hazırlıklı olacakmışız gibi… Oysa çoğu zaman hazırlanmıyor, sadece iki kez üzülüyoruz: Birincisi henüz olmamış bir şey için, ikincisi gerçekten olursa yaşandığı zaman.
Belki de bu yüzden “Bugünün üzüntüsü bugüne yeter.” sözü bana çok anlamlı geliyor.
Çünkü yarının ne getireceğini bilmiyoruz. Ama bilmediğimiz bir yarını kontrol etmeye çalışırken, bildiğimiz tek zamanı, yani bugünü, heba ediyoruz.
Burada kastettiğim elbette plansız yaşamak değil. İnsan plan yapmalı, hedef koymalı, tedbirini almalı. Yarınını düşünmeli. Fakat plan yapmakla geleceği kontrol etmeye çalışmak aynı şey değil.
Plan yapmak, elinden geleni yapıp sonrasını akışına bırakabilmektir.
Kontrol etme çabası ise bütün ihtimalleri hesaplamaya, henüz gelmemiş günlerin sorunlarını bugünden çözmeye çalışmaktır. Ve hayatın bütün ihtimallerini kontrol etmek mümkün değildir.
Belki de öğrenmemiz gereken tam olarak budur: Planladığını akışa bırakabilmek.
Tohumu ekmek ama her gün toprağı kazıp “Acaba büyüyor mu?” diye bakmamak…
Elinden geleni yapmak ama sonucu zihninde yüzlerce kez yaşamamak…
Yarını düşünmek ama yarının korkusuyla bugünü kaçırmamak…
Çünkü bazen hayatı zorlaştıran yaşadıklarımızdan çok, yaşayabileceğimizi düşündüklerimizdir. Olmamış konuşmaların kırgınlığını yaşar, gerçekleşmemiş olayların kaygısını taşır, belki de hiç gelmeyecek kötü günlerin yasını bugünden tutarız.
Sonra dönüp baktığımızda fark ederiz: Korktuğumuz şeylerin birçoğu hiç yaşanmamış ama biz onların kaygısını gerçekten yaşamışızdır.
Akışta kalmak, “Ne olursa olsun” diyerek hayatı boş vermek değildir. Tam tersine; yapabileceğini yapmak, değiştirebileceğini değiştirmek, planını yapmak ve gücünün yetmediği yerde hayatın da kendi sözünü söylemesine izin vermektir.
Çünkü hayat yalnızca bizim planlarımızdan oluşmuyor.
Bazen plan değişir.
Bazen yol değişir.
Bazen de kötü olacağını düşündüğümüz bir şey, bizi hiç hesap etmediğimiz güzel bir yere götürür.
O yüzden belki yarına biraz daha az hükmetmeye, bugünü biraz daha fazla yaşamaya ihtiyacımız var.
Yarın geldiğinde onun da derdi, sevinci, telaşı kendisiyle birlikte gelecektir.
Bugünün üzüntüsü bugüne yeter.
Yarının yükünü bugünden taşımaya ne gerek var?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.