Son günlerde herkes Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı adeta topyekûn bir savaş açmış durumda. Arkasından söylenmedik söz, edilmedik hakaret bırakılmıyor. Ne kadar vefasız, ne kadar saygısız, ne kadar iki yüzlü olmuş insanlar.
14 yıla yakın bir süre CHP Genel Başkanlığı yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a başlattığı Adalet Yürüyüşü, Türk siyasi tarihinde eşi benzeri olmayan bir olaydı. 25 gün süren o yürüyüşte Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı karede görünmek, yan yana yürümek için adeta birbirini ezenler, bugün dönüp ona ağız dolusu hakaret ediyor. Dün fotoğraf için yarışanlar, bugün küfür yarışına girmiş durumda.
Ayıptır. Yazıktır. Günahtır.
İşin daha da acı tarafı, bunu onunla birlikte CHP yönetiminde yer alan, başarıyı da başarısızlığı da birlikte yaşamış insanlar yapıyor. O koltukta oturmanın ne kadar zor olduğunu en iyi onların bilmesi gerekirken, en büyük taşları yine onlar atıyor.
CHP gibi bir partinin genel başkanlığını yapmak kolay değildir. Karşınızda AK Parti gibi 25 yıldır bu ülkeyi yöneten, devletin en ince damarlarına kadar nüfuz etmiş, muhafazakâr tabanı güçlü bir siyasi yapı varken bu mücadeleyi vermek hiç kolay değildir.
Üstelik medyanın yüzde 90’ı AK Parti’ye yakın iş insanlarının kontrolündeyken, CHP’liler kendi çocuklarını, torunlarını bile gelecek kaygısıyla CHP’ye üye yapmaya çekinirken, o partiyi ayakta tutmak kolay değildir.
Kemal Kılıçdaroğlu emekliye 14 maaş dedi, asgari ücret artışı dedi, ekonomik reformlar anlattı. Bugün o vaatlerin birçoğu AK Parti ve MHP tarafından kopyalandı. Toplum “CHP’nin vaatleri güzel ama inandırıcı değil” dedi. Çünkü Kılıçdaroğlu kadar kimse çıkıp buna gerçekten inanarak sahip çıkmadı. Adam tek başına yük taşıdı, arkadakiler ise sadece alkış yapmayı tercih etti.
50+1 Cumhurbaşkanlığı sistemi nedeniyle kurduğu 6’lı masa başlı başına büyük bir başarıydı. Birbirinden tamamen farklı 6 partiyi aynı masada tutmak bile başlı başına siyasi başarıdır. Demokrasi adına da tarihi bir adımdı.
Meral Akşener o masadan kalkmasaydı bugün Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanıydı. Akşener o masayı neden dağıttı, neye karşılık yaptı, bunu zaman gösterecek. Ama bütün faturayı sadece Kemal Kılıçdaroğlu’na kesmek açık bir vicdansızlıktır.
Fırıldak gibi dönenler, dün Kemal Kılıçdaroğlu ile fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşmak için sıraya girenler, bugün ona küfretmeyi marifet sanıyor.
Ne kadar utanç verici…
Mustafa Kemal Atatürk’ten bugüne kadar CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturmuş bir insana yapılan bu muamele; sadece haksızlık değil, düpedüz yüzsüzlük ve siyasi ahlaksızlıktır.
CHP’linin CHP’liye yaptığını ne AK Partili, ne MHP’li, ne de diğer partiler yapmıyor. CHP ne zaman ivme kazansa, ne zaman toparlanma emaresi gösterse, hemen içeriden birbirini yemeye başlıyor.
Partinin bu kadar sorunu varken, memleketin bu kadar derdi varken, dönüp eski genel başkan üzerinden linç kampanyası yürütmek sadece rakip partilerin ekmeğine yağ sürer.
Aklınızı başınıza alın.
Önünüzde altın tepside sunulmuş tarihi bir fırsat var. Eğer onu da kişisel hırslarınıza, koltuk hesaplarınıza ve iç kavganıza kurban ederseniz, hepinizin siyasi sonu Kemal Kılıçdaroğlu’ndan çok daha ağır olur.
O gün geldiğinde suçlayacak kimse de bulamazsınız.