Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
MÜSİAD Ne İşe Yarar? – II
Ekonomi Masaya Yatırıldı; Peki Masadan Ne Çıktı?
28 Temmuz 2026 Salı günü “Mesela MÜSİAD Ne İşe Yarar?” başlıklı yazım yayımlandı. Yazının çıktığı akşam MÜSİAD Afyonkarahisar Şubesi, sosyal medya hesabından geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirdiğini duyurdu. Çok geçmeden Türkeli Gazetesi’nin internet sayfasında, toplantının fotoğraflarıyla birlikte “MÜSİAD Afyonkarahisar’da Ekonomi Masaya Yatırıldı” başlıklı bir haber yayımlandı.
Bir köşe yazarının düşebileceği en büyük yanılgılardan biri, yaşanan her gelişmeyi kendi yazısına bağlamasıdır. Bu nedenle toplantının benim yazım üzerine yapıldığını veya paylaşımın yazıya cevap vermek amacıyla hazırlandığını iddia etmiyorum. Toplantı daha önceden planlanmış da olabilir. Fakat yazı ile paylaşım arasındaki dikkat çekici zaman yakınlığı, toplantının ekonomi ağırlıklı bir gündemle duyurulması ve birlik-beraberlik vurgusunun öne çıkarılması, paylaşımın dolaylı bir cevap niteliği taşıdığı izlenimini doğuruyordu.
MÜSİAD’ın açıklamasında, aylık olağan üye toplantısının yoğun katılımla gerçekleştirildiği, ekonomik ve güncel konuların ele alındığı, birlik ve beraberlik içinde alınacak kararların şube ve şehir için hayırlı olmasının dilendiği belirtiliyordu.
Bunların hepsi güzel…
Paylaşımın metni kadar toplantı fotoğrafı da dikkat çekiciydi. Fotoğrafa bakıldığında neşeli ve rahat bir toplantı görüntüsünden ziyade ciddi, temkinli ve yer yer gergin bir hava hissediliyordu. Fakat fotoğraf, nihayetinde zamanın içinden çekilip alınmış tek bir andır. İnsanların gerçek duygu durumlarını ve toplantıda neler yaşandığını yalnızca yüz ifadelerinden hareketle kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Bu nedenle fotoğrafı bir kanıt olarak değil, toplantının kamuoyuna yansıyan atmosferi olarak değerlendirmek gerekir.
Yine de bu yazının asıl konusu, bir fotoğraftaki yüz ifadelerinden kişisel sonuçlar çıkarmak değil, MÜSİAD’ın kurumsal faaliyetlerini ve kamusal sorumluluğunu değerlendirmektir. Tam bu noktada, MÜSİAD’a yönelttiğim eleştirinin yaklaşan Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde bir tarafı desteklemek amacıyla yapıldığı düşünülebilir.
Bunu açıkça ifade edeyim: MÜSİAD hakkındaki eleştirilerimi ATSO seçimlerinde taraf olmak veya herhangi bir adayı desteklemek amacıyla kaleme almadım. Böyle bir düşünceyi aklımın ucundan dahi geçirmedim.
Eğer mutlaka bir tarafta duracaksam benim tarafım kişiler değil, değişim ve demokratik görev devridir.
Yeniden aday olan Hüsnü Serteser, 2009 yılından beri ATSO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir. Yeniden adaylığını, birçok kişinin kendisinin görevine devam etmesini istediği gerekçesine dayandıran Mehmet Mühsürler de 2009’dan bu yana Afyonkarahisar Ticaret Borsası Başkanlığı görevindedir. Mahmut Emin Birliktir, Madeni Sanatkârlar Odası başkanlığını 26 yıl sürdürmüştür. Muharrem Uslu ise Demiryol-İş Sendikası Afyonkarahisar Şube Başkanlığı görevinde 29 yıl bulunmuştur.
Bu isimlerin görev sürelerini hatırlatmak, onların çalışmalarını bütünüyle değersizleştirmek veya haklarında kişisel bir hüküm vermek değildir. Buradaki temel mesele, demokratik kurumların belirli kişilerle özdeşleşmesi ve zamanla görev ile kişinin birbirinden ayrılamaz hâle gelmesidir. Bir kurum, başkanından daha uzun ömürlü olmalıdır. Kurumsal hafıza korunmalı; fakat yönetim kadroları yenilenebilmelidir.
Bu konudaki görüşlerimi daha önce aynı gazetede yayımlanan “Yerelden Ulusala Demokratik Çöküş: Odalar, Sendikalar, Dernekler, Vakıflar ve Siyasi Partiler” başlıklı yazımda ayrıntılı biçimde anlatmıştım. Benim açımdan mesele, bir başkanın başarılı veya başarısız olmasıyla sınırlı değildir. Asıl mesele, hiçbir başkanın kendisini temsil ettiği kurumun vazgeçilmez unsuru olarak görmemesidir.
2013 yılında oda ve borsa başkanlıkları için getirilen iki dönem sınırlamasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması, sınırsız görev süresini demokratik bakımdan zorunlu veya doğru hâle getirmez. Hukuken mümkün olan her şey, demokratik kültür bakımından sağlıklı olmayabilir.
Bana göre dört yıllığına seçilen başkan ve yöneticiler en fazla iki; iki yıllığına seçilenler ise en fazla üç dönem görev yapabilmelidir. Bu süreyi tamamlayan kişi, bir daha aynı kurumun başkanlığına aday olmamalıdır. Bilgisini ve tecrübesini yeni yönetime aktarabilir; fakat yeniden koltuğa oturmak yerine kurumun önünü açmalıdır. MÜSİAD ve TÜSİAD gibi yapılardaki görev devri geleneğini de bu nedenle değerli buluyorum.
Ben kişilerin doğuştan gelen özelliklerinin, ailelerinin ve özel hayatlarının eleştiri konusu yapılmasına karşıyım. Bunları ne insani ne de etik bulurum. Ancak bir kişi kamuya ait veya kamuyu ilgilendiren bir kurumun yönetimini üstlenmişse onun görevine ilişkin kararları, uygulamaları ve kurumsal performansı doğal olarak kamusal eleştiriye açıktır.
MÜSİAD eleştirisi de Ercan İşlek’in veya yönetimdeki herhangi bir ismin özel hayatıyla, kişiliğiyle yahut şahsi ilişkileriyle ilgili değildir. Mesele, MÜSİAD Afyonkarahisar Şubesi’nin şehir ekonomisi adına ne ürettiği ve ürettiklerini kamuoyuna ne ölçüde açıklayabildiğidir. Kurumsal eleştiriyi kişisel saldırı gibi okumak, tartışmayı fikirlerden ve kurumsal sorumluluktan uzaklaştırarak niyet okumalarına hapsetmektedir.
MÜSİAD’ın ekonomik meseleleri görüşmek üzere toplantı yapması elbette olumlu bir gelişmedir. Fakat toplantının yapılmış olması, daha önce yönelttiğimiz soruları kendiliğinden cevaplamıyor. Bir toplantının gerçek bir cevap sayılabilmesi, yalnızca yapıldığının ilan edilmesine değil, ortaya koyduğu fikirlerin, aldığı kararların ve ürettiği sonuçların kamuoyu tarafından görülebilmesine bağlıdır.
Çünkü bir iş insanları derneğinin başarısı, ekonomiyi kaç defa masaya yatırdığıyla değil, o masadan hangi fikirleri, projeleri ve çözümleri kaldırdığıyla ölçülür.
Ekonomi masaya yatırılmışsa, o masadan Afyonkarahisar adına ne çıktığını sormak bir adaya destek vermek değildir. Bu, şehir adına söz söyleyen kurumlardan açıklık, üretkenlik ve hesap verebilirlik beklemektir. Ben herhangi bir adayın değil; değişimin, demokratik görev devrinin, kurumsal yenilenmenin ve kamusal yararın tarafındayım.
Demek ki kişiler arasında taraf tutmadan da ilkelerden yana taraf olunabilir.
Taraf olmadan da taraf olunabilir.