Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Araştırma yayımlandıktan sonra birçok yerel gazete ve sosyal medya hesabı sonuçları paylaşmaya başladı. Özellikle Yeni Parti’yi destekleyen bazı hesaplar, Afyonkarahisar merkez ile Aydın’daki AK Parti oylarının düştüğü iddiasını öne çıkardı. Afyonkarahisar ve Aydın belediye başkanlarının CHP’den AK Parti’ye geçmesinin halk tarafından desteklenmediği, tersine tepkiyle karşılandığı ve bu tepkinin AK Parti oylarında büyük düşüşe yol açtığı savunuldu.
Böyle bir tepkinin bulunması mümkündür. Seçmen, kendi oyuyla bir partiden seçilen belediye başkanının daha sonra başka bir partiye geçmesini siyasi temsil ve seçmen iradesi açısından sorgulayabilir. Parti değişikliğini hizmet gerekçesiyle destekleyenler olabileceği gibi bunu seçmen tercihinin aşılması olarak görenler de bulunabilir.
Fakat “mümkündür” demekle “araştırma bunu kanıtlamıştır” demek aynı şey değildir.
Belediye başkanlarının parti değiştirmesi ile AK Parti oylarındaki muhtemel düşüş arasında nedensellik kurulabilmesi için katılımcılara doğrudan bu konunun sorulması gerekir. Örneğin seçmene parti değişikliğini destekleyip desteklemediği, bu gelişmenin oy tercihini değiştirip değiştirmediği ve önceki seçimde hangi partiye oy verdiği sorulmalıdır. Bu sorular yöneltilmeden yalnızca iki oran arasındaki ilişkiye bakarak “Oy düşüşünün sebebi belediye başkanının parti değiştirmesidir.” hükmüne varılamaz.
Üstelik Afyonkarahisar’da kaç kişiyle görüşüldüğü, bu kişilerin hangi mahallelerden seçildiği ve merkez ilçedeki farklı toplumsal kesimlerin örnekleme nasıl yansıtıldığı açıklanmamıştır. Dolayısıyla ortada önce yöntemi belirsiz bir il oranı, ardından bu oran üzerine kurulmuş kesin bir siyasi sebep-sonuç anlatısı bulunmaktadır.
Manipülasyon bazen yanlış bir rakam üretmekle başlamaz. Kaynağı ve sınırları açıklanmamış bir rakama, kanıtlayamayacağı anlamları yüklemek de kamuoyunu yanıltabilir.
Çalışmayı yayımlayan Murat Kızılboğa’nın geçmiş seçimlere ilişkin tahminleri de bu nedenle önemlidir. Önceki yıllarda paylaştığı birçok tahmin, analiz ve simülasyonun gerçekleşen sonuçlarla uyuşmadığı yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Bunların en dikkat çekici örneklerinden biri 2024 Afyonkarahisar Belediye Başkanlığı seçimidir.
İlk değerlendirmelerinde Burcu Köksal’ın yükselişini yeterince göremediği ve yarışın AK Parti ile İYİ Parti arasında geçeceğini ileri sürdüğü belirtilmektedir. Afyonkarahisar’dan gelen itirazların ardından Burcu Köksal’ın da yarışın güçlü adaylarından biri olduğu kabul edilmiştir. Seçim sonucunda ise Burcu Köksal belediye başkanı seçilirken İYİ Parti beklentilerin oldukça altında kalmıştır.
Bu örnek iki ihtimali gündeme getirir: İlk tahminin dayandığı model yerel siyasi hareketliliği yakalayamamıştır veya başlangıçtaki değerlendirme yeterli saha verisine değil, genel siyasi kabullere dayanmıştır. Sosyal medyadaki tepkilerden sonra tahminin değiştirilmesi de yöntemin veriden mi, yoksa kamuoyundan gelen itirazlardan mı etkilendiği sorusunu doğurmaktadır.
Genel seçimler ve farklı iller için yayımlanan bazı analizlerin de özgün bir saha araştırmasından çok mevcut anketlerin ortalamaları, önceki seçim sonuçları ve güncel siyasi eğilimlerin birleştirilmesine dayandığı izlenimi doğmaktadır. Böyle bir çalışma bütünüyle değersiz değildir. Dünyada “anket ortalaması”, “seçim modeli” ve “simülasyon” adı altında benzer çalışmalar yapılmaktadır. Ancak bunların anket olmadığı açıkça belirtilir; hangi araştırmaların kullanıldığı, her birine ne kadar ağırlık verildiği ve modelin hangi varsayımlarla çalıştığı kamuoyuyla paylaşılır.
Kişisel kanaatim, söz konusu paylaşımların zaman zaman mevcut siyasi görünümü betimlemekten çok ortaya çıkması arzulanan bir tabloyu yansıttığı yönündedir. Bir eleştirmenin sert ifadesiyle bu hesap “astrologdan hallice” bulunmuştur. Ben aynı dili kullanmayı doğru bulmam; ancak bu benzetmenin arkasındaki itirazı önemsiyorum: Yöntemi açıklanmayan kesin tahminler, bilimsel analiz ile sezgisel öngörü arasındaki sınırı belirsizleştirir.
Bununla birlikte hakkaniyeti de elden bırakmamak gerekir. Murat Kızılboğa’nın seçim verilerine uzun yıllardır ilgi gösterdiği, geçmiş sonuçları takip ettiği ve sürekli simülasyonlar hazırladığı anlaşılmaktadır. Bu uzun süreli uğraşın analizlerine belirli bir iç tutarlılık kazandırdığı da söylenebilir. Her tahmininin yanlış olduğunu ileri sürmek doğru olmayacağı gibi bazı başarılı tahminlerinden hareketle bütün yönteminin bilimsel olduğunu kabul etmek de doğru değildir.
Asıl yapılması gereken, tahmin sahibinin kişiliğini değil, yöntemini tartışmaktır. Hangi veriler kullanılmıştır? Bu veriler nasıl ağırlıklandırılmıştır? İl sonuçları hangi modelle üretilmiştir? Geçmiş tahminlerdeki hatalar ölçülmüş müdür? Model, sonuç açıklandıktan sonra mı değiştirilmiştir? İsabetli ve isabetsiz tahminlerin tamamı kamuoyuna gösterilmekte midir?
Bu sorular cevaplandırılmadan Afyonkarahisar için açıklanan tabloyu kesin bir siyasi sonuç gibi okumak mümkün değildir. Yapılan çalışma, belli şartların gerçekleşmesi hâlinde ortaya çıkabilecek sonuçlardan birini gösteren bir simülasyon olarak değerlendirilebilir. Fakat simülasyon, gerçeğin kendisi değildir.
Sorun yalnızca ilk veriyi paylaşan kişinin muhtemel yönlendirmesi de değildir. Yöntemi açıklanmamış oranları alıp kendi siyasi beklentilerimize göre yorumladığımızda ikinci bir manipülasyon halkası oluştururuz. Ardından bu yorumlar sosyal medyada tekrarlandıkça ihtimal kanaate, kanaat bilgiye, bilgi görüntüsü verilen iddia da siyasi hakikate dönüşür.
Elimizde ihtimaller vardır; fakat ihtimalleri gerçekmiş gibi anlatmak kamuoyunu aydınlatmaz. Sadece siyasi beklentilerimizi rakamlara giydirir.
Hüseyin BAY