İLBER HOCA GİBİ DEĞERLERİMİZ ADINA: OKUYALIM, İYİLEŞELİM, İYİLEŞTİRELİM

Yayınlama: 18.03.2026
A+
A-

Her birimiz ayrı ayrı bir varoluşsal çizgide hayatlarımızı sürdürüyoruz. Ve yine her birimizin bunu sürdürme biçimi kendine özgü. Kimi derin bir sakinlikle sürdürürken, kimi yoğun heyecanla, kimi öfkeye mahkum olarak kimi ise tüm bunları dengeleyerek sürdürüyor.

Her birimiz farklıyız. Farklı bakıyor, farklı görüyor, faklı düşünüyoruz. Ama bu toplum, bu sistem onca farklılıklarımıza rağmen bizlerden aynı düşünmemizi, aynı davranmamızı ve aynı bakmamızı istiyor. Ortalama her insanda iki göz, bir burun, iki kol ve bacak vs bulunurken hiç biri birbirine benzemiyor ama bir arada farklı görünüşlerimizle yaşayabiliyoruz. Tıpkı bunun gibi bizlerin, tüm insanlığın farklı görüş ve bakış açılarıyla bir arada yaşamayı bilmeye ve öğrenmeye ihtiyacı var.

Bugün toplumda, okulda, işte, hatta evde farklı olanı ayrıştırma/dışlama eğilimindeyiz. Bunun yanı sıra farklı olanımız da gün geçtikçe kendini anlatmaktan, ifade etmekten korkar ya da vazgeçer oldu. Kabul edilmek için aynı kalıplarda yaşamak gerektiği düşüncesi günden güne çocuklarımızda, kadın ve erkeklerimizde yayılmakta. O yüzden toplumsal kalıplarımız var oluyor. “Erkek adam ağlamaz!”, “Çocuklar çok konuşmaz fikir belirtmez, anneleri babaları ne derse odur!”, “Eğer dul bir kadınsan öyle çok dışarı çıkıp istediğin her yerde gezemezsin!”… Ağlamak, üzülmek, mutlu olmak çok insani eylemler, duygulardır ve bunları herkesin yaşaması çok çok doğaldır. Bir erkek de yeri gelir ağlar, bir kadın da yeri gelir öfke krizi geçirir. Asıl olmaması gereken erkek ağladı diye onu ‘zayıf’, ‘kız mısın olum’ gibi nitelendirmek, kadın öfke krizi geçirdi diye ‘kaba saba’, ‘erkek gibi’ diye nitelendirmek!

“İnsan gibi yaşamak” kavramından gün geçtikçe uzaklaşıyoruz. İnsan gibi yaşamak, duygularımızla, farklı düşünce ve davranışlarımızla yaşamayı gerektirir. Farklılıkların farkındalığını ve kabulünü gerektirir. Tüm bu farkındalık ise okuyarak, düşünerek, öğrenerek gelişir. Bilinçlilik halimiz arttıkça bir diğerine olan tahammülümüz artar. Bir diğeriyle yaşayışımız kolay ve kabul edilir olur.

Yakın dönemde çok önemli bir değerimizi kaybettik. İlber hocamızı… Onun her konuşmasında insanca yaşamanın ve farkındalığın formülleri vardı. Toplumsal dayatmalara göre değil okuyarak, gezerek, öğrenerek hayata devamlılığı savunurdu. Sevenlerinin konuşmalarını dinledikçe ise İlber hoca hakkında tek bir olumsuz cümle duymadıklarının söylemi onun doğru bir yaşam düsturunda ve bakış açısında olduğunu bize gösteriyor.

Şimdiden sonra her birimiz üzerimize düşen görevi yapalım. Okuyalım, okutalım, farkında olalım ve toplumda farkındalık gelişmesi üzerine çalışalım. Bir diğerini yargılamayı, eleştirmeyi, kötülüğü bir kenara bırakalım. Hepimiz insanız ve her birimiz saygıyı, sevgiyi, değeri hak ediyoruz. Kötülüklerden, savaşlardan, çıkarlardan uzaklaşıp “Diğerkam” olabilelim. Ben mutluluğun ve sevginin bulaşıcı olduğuna inanıyorum, tıpkı öfke ve mutsuzluk gibi. Birbirimize iyilik, mutluluk bulaştıralım…

 

Psikolojik Danışman & Aile Danışmanı

Tuba Çavaş

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Sibel Senocak dedi ki:

    Toplumumuza miras olmuş kalıplaşmış yanlışlar var onları düzeltemediğimiz vakit o kalıpların içine dahil oluyoruz. İlber hocamız gibi değerli hocalarımızın mücadelesi inşallah boşa çıkmasın.