Afyon’la İlgili Ankette Rakam Var, Araştırma Nerede?

Yayınlama: 11.09.2026
A+
A-

Birkaç gündür ilimizde bir kamuoyu yoklaması konuşuluyor. Özellikle sosyal medya platformlarında herkes açıklanan rakamları kendi siyasi konumuna göre yorumluyor. Kimi sonuçları partisinin yükselişinin kanıtı sayıyor, kimi de araştırmanın siyasi amaçlarla hazırlandığını ileri sürüyor.

Dün Starafyonhaber yazarları olarak siyasi partilerin il başkanlıklarına yaptığımız ziyaretlerde de söz dönüp dolaşıp bu çalışmaya geldi. Yeni Parti İl Başkanlığı açıklanan sonuçlardan bir hayli memnun görünüyordu. Anahtar Parti İl Başkanlığı ise memnuniyetsizliğini açıkça ifade ederek araştırmanın künyesine ve yöntemine ilişkin eleştirilerini dile getirdi.

Bu eleştirilerin önemli bir bölümüne ben de katılıyorum.

Sosyoloji alanında lisans eğitimi almış, iki yıl yüksek lisans derslerine devam etmiş, on beş yıl aktif siyaset yapmış ve uzun yıllardır okuyup yazan biri olarak açıklanan oranlardan önce araştırmanın künyesine baktım. Çünkü bilimsel bir kamuoyu araştırmasında ilk bakılması gereken yer sonuç tablosu değil, bu sonuçların nasıl üretildiğini gösteren teknik bilgilerdir.

Basına ve sosyal medyaya yansıyan açıklamalara göre çalışma, veri analisti Murat Kızılboğa tarafından “Türkiye’nin Veri Haritası” adıyla paylaşılmıştır. Verilerin 24-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında toplandığı, Türkiye genelinde 1.520 kişiyle görüşüldüğü ve katılımcılara “Bu pazar genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği belirtilmektedir. Çalışmada Türkiye geneli seçmen eğilimlerinin yanı sıra Afyonkarahisar, Çanakkale ve Aydın gibi illere ilişkin özel kırılımlar ile milletvekili simülasyonları da yer almaktadır.

Bazı sosyal medya aktarımlarında araştırmanın CATI, yani bilgisayar destekli telefon görüşmesi yöntemiyle yapıldığı belirtilse de basına yansıyan bütün haberlerde aynı teknik açıklamaya rastlanmamaktadır. Daha önemlisi, yalnızca “telefonla görüşüldü” denilmesi araştırmanın bilimsel yeterliliğini göstermeye yetmez.

Şu soruların da cevaplandırılması gerekir:

Telefon numaraları hangi listeden ve nasıl seçildi? Katılımcılar rastgele mi belirlendi, yoksa yaş, cinsiyet ve bölge kotaları mı kullanıldı? Hedef kitle Türkiye’de yaşayan bütün yetişkinler mi, kayıtlı seçmenler mi, yoksa sandığa gitmesi muhtemel seçmenler mi? Ulaşılamayan veya görüşmeyi reddeden kişilerin yerine kimler alındı? Veriler yaş, cinsiyet, eğitim, yerleşim yeri ve önceki oy tercihi gibi değişkenlere göre ağırlıklandırıldı mı? Kararsız seçmenler nasıl değerlendirildi? Çalışmanın finansmanını kim sağladı? Hata payı ve güven düzeyi hangi örnekleme varsayımına göre hesaplandı?

Açıklanan sınırlı künyede bu soruların cevaplarını göremiyoruz.

Burada özellikle önemli bir metodolojik sorun bulunmaktadır. Türkiye genelinde 1.520 kişiyle yapılan bir araştırma, örneklem doğru kurulmuşsa ülke genelindeki seçmen eğilimi hakkında yaklaşık bir fikir verebilir. Fakat aynı örneklemden Afyonkarahisar, Aydın veya Çanakkale için güvenilir il sonuçları çıkarmak ayrı bir meseledir.

Türkiye genelindeki 1.520 kişinin illere nüfusları oranında dağıtıldığını düşünelim. Bu durumda bazı illerde yalnızca birkaç düzine kişiyle görüşülmüş olabilir. Böyle küçük alt örneklemler üzerinden bir ilin parti dağılımını kesin oranlarla açıklamak bilimsel açıdan son derece sakıncalıdır. Her il için ayrı sonuç yayımlanacaksa o ilde kaç kişiyle görüşüldüğü, bu kişilerin nasıl seçildiği ve il düzeyindeki tahminin hata aralığı mutlaka açıklanmalıdır.

Milletvekili simülasyonları için de aynı sorun geçerlidir. Türkiye genelindeki seçmen eğilimini doğrudan illere dağıtarak milletvekili hesabı yapmak mümkün değildir. Çünkü partilerin oyları her ilde aynı oranda artıp azalmaz. Aday listeleri, yerel teşkilatların gücü, bölgesel siyasi yapı, ittifaklar, seçim çevresinin milletvekili sayısı ve geçmiş seçim davranışları sonucu etkiler. Bu nedenle kullanılan model ve varsayımlar açıklanmadan yayımlanan milletvekili dağılımları ölçüm değil, senaryo niteliği taşır.

Araştırmayı paylaşan kişinin resmî internet sitesine, ayrıntılı yöntem raporuna, kurumsal araştırma yapısına veya kamuoyunun denetleyebileceği bir veri setine ulaşamadım. Bu, ortada hiçbir çalışma bulunmadığını tek başına kanıtlamaz. Fakat kamuoyuna kesin oranlar açıklayan kişinin, bu oranları doğrulanabilir hâle getirme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bir araştırmanın güvenilirliği, onu yayımlayan kişinin kendisine “veri analisti” demesiyle sağlanamaz. Renkli haritalar, yüzdelik oranlar ve milletvekili tabloları da tek başına bilimsel kanıt değildir. Bunlar ancak verinin nasıl toplandığı ve işlendiği açıklanırsa anlam kazanır.

Elbette her kamuoyu araştırması yanılabilir. En ciddi ve kurumsal araştırma şirketleri bile seçmen davranışındaki son değişimleri göremeyebilir. Buradaki temel mesele tahminin mutlaka doğru çıkması değildir. Bilimsel çalışmayı kişisel öngörüden ayıran şey, yöntemin açık, denetlenebilir ve gerektiğinde eleştirilebilir olmasıdır.

Kısacası elimizde bazı rakamlar bulunmaktadır; fakat bu rakamların hangi bilimsel süreç sonunda üretildiğini gösterecek yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle açıklanan sonuçlara şimdilik “anket sonucu” kesinliğiyle değil, belirli varsayımlara dayanan bir analiz veya simülasyon ihtiyatıyla yaklaşmak gerekir.

Çünkü araştırmanın künyesi eksikse rakamlar konuşur görünür; gerçekte ise onları hazırlayan kişinin varsayımları konuşur.

Hüseyin BAY

 

MOBİL REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.