Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Bu yazı 8 Eylül 2025 tarihinde, yani tam tamına bir yıl önce yazıldı.
Şimdi Mahmut Önder Artuk’un avukatı çıkmış, “Bu yazı ATSO seçimlerinde aday olan müvekkilime karşı yazılmıştır” diyor.
Avukat kardeşim acemi misin, işimi bilmiyorsun anlamadım…
Bırak stajyer bir avukat, hukuk okuyan bir öğrenci bile bu yazıyla Atso seçimlerinin hiç bir alakası olmadığını anlar.
Neyse o Önder Artuk ile avukatının sorunu.
Yazı bir yıl önce yazılmış!
Üstelik yazının hiçbir yerinde ATSO kelimesi geçmiyor.
Dahası…
Yazının hiçbir yerinde Mahmut Önder Artuk’un adı bile geçmiyor.
Ama evet…
Bu yazıda adı geçmeyen kişi Mahmut Önder Artuk.
Hani diyorsun ya:
“Hiçbir kanıta dayanmıyor.”
Tam tersi.
Bu yazıda anlatılanlar, Önder Artuk ile benim aramda geçen olaylardan yazıya döküldü.
Yani duyum değil.
Dedikodu değil.
Başkasından dinlenmiş bir hikâye değil.
Bizzat yaşanmış bir olay.
Ben Önder Artuk’un nasıl bir adam olduğunu o gün gördüm ve öğrendim.
Madem bir yıl sonra bu yazıyı yeniden hatırlattınız…
O zaman yayınlayalım.
Bir yıl sonra tekrar okuyalım.
Önder Artuk nasıl biriymiş, okuyucu karar versin.
Yazının ATSO seçimleriyle bir alakası var mıymış, yok muymuş?
Ona da okuyucu karar versin.
ÖNDER ARTUK BEYCİĞİM, SEN KİMSİN?
Sen kimsin ki Anadolu Basın Birliğini kapatın diyebiliyorsun?
Sen kendini ne sanıyorsun da; “Ben istesem hiçbir il başkanı sizin toplantılarınıza katılmaz” diyebiliyorsun?
Üç-beş internet sitesi, haftalık bir gazete ve batmakta olan bir televizyon kanalıyla kendini Afyon’un medya baronu mu sanıyorsun?
Bir de unutma…
Ben Dinç Bilgin’in Sabah Gazetesi’nde, Aydın Doğan’ın Hürriyet Gazetesi’nde çalışmış bir gazeteciyim.
Sendeki ego, kibir ve ukalalık…
İnan bana, onlarda yoktu.
Sen kendini cemiyet başkanı olarak Afyon basınının sahibi sanıyorsun.
Ama o işler öyle değil.
Cemiyet başkanı olmak, gazetecilerin sahibi olmak değildir.
Gazete sahibi olmak, gazetecilerin sahibi olmak değildir.
Televizyon sahibi olmak, gazetecilerin sahibi olmak değildir.
İnternet sitesi satın almak da gazetecileri satın almak değildir.
Hele ki…
ATSO Başkanı olursan bu kez “Afyon benim” demeye hiç çekinmeyeceksin herhalde.
Ama kusura bakma.
Bu işler o kadar kolay değil.
GELELİM BİR YIL ÖNCE YAZDIĞIM YAZIYA
Şimdi bir yıl önce yazdığım “Ahlaksız Teklif” başlıklı yazıya dönelim.
Tarih:
8 Eylül 2025.
Yani ATSO seçimlerinin bugün konuşulduğu dönemden çok önce.
Şimdi bir daha okuyalım.
Sonra herkes kendi kararını versin.
AHLAKSIZ TEKLİF
Hayatını sadece gazetecilik yaparak geçinen biriyim.
Sabah, Hürriyet, Cumhuriyet gibi ülkenin ana akım gazetelerinin amiral gemilerinde 20 yıla yakın süre çalıştım.
Hayatımın büyük bölümünü de Afyonkarahisar’da sürdürdüm.
Çok şükür bugüne kadar adımız olumsuz bir olaya karışmadı.
Bilerek ve isteyerek asla birine kötülük etmedim.
Asla hak etmeyen birisi için yazı yazmadım.
Yazdıklarımızın da sonuna kadar arkasında durduk.
Onlarca dava açıldı.
Hepsinden yüzümüzün akıyla çıktık.
Çünkü ben gazeteciyim.
Bugüne kadar yüzlerce köşe yazısı yazdım.
Binlerce haber yazdım.
Birilerinin hoşuna gitmediği için çok fazla tehdit aldım.
Çok fazla sansürlendim.
Hatta kovuldum.
Sineye çektik.
“Olur böyle şeyler” dedik.
“Nasıl sana iş teklifi yapılıyorsa, kovulmasına da katlanacaksın” dedik.
Ama sonra insanın bir gün birbirinin yüzüne bakacak yüzü olacak.
Bugüne kadar yüzüne bakamayacağım, elini sıkamayacağım insan olmadı.
Tüm haksızlıklara rağmen unuttum hepsini.
Çünkü ben gazeteciyim.
Ama bir şeyi sizlerle paylaşmak zorundayım.
Anadolu Basın Birliği Afyonkarahisar Şubesi’ni kurduk.
Ne olduysa bir anda şimşekleri üzerimize çektik.
Birkaç aylık dernek neden birilerini rahatsız etti, anlamadım.
Birkaç organizasyon yapmaya başladık.
Bir gazete patronu kahve içmeye davet etti.
Sonra…
“O derneği lağvedin.”
“İl başkanlarını bir araya getirme işini iptal edin ya da sonra bizimle birlikte yapın.”
“Biz istersek sizin programınıza hiçbir il başkanı katılmaz.”
“Bizi kimse karşısına alamaz.”
“Bizim sözümüzden hiçbir il başkanı çıkamaz.”
Gazete sahibi sandığımız adam, mafyavari bir tavırla değil…
Öyle aba altından sopa göstererek hiç değil…
Açık açık tehdit ediyor.
Üstelik bugüne kadar Afyon’da en kibar ve efendi bildiğimiz adam bunu yapıyor.
Ego ve kibir aklın önüne geçince bizim kibar adam, yılandilli bir şeytana dönüştü.
Hızını alamadı.
“Biz büyük bir grubuz.”
“Bizim hiçbir yayın grubumuzda Ömer Mazi yer alamaz.”
Tehditlerini sürdürdü.
Elbette bu ahlaksız teklife boyun eğecek değildim.
Çünkü gazetecilik yürek ister.
“Bu yaptığınız hiç hoş değil.
Hele ki sizin gibi birine hiç yakışmıyor.”
dedim.
“Unutmayın ki Ömer Mazi, sizin gazeteleriniz olmadan da Ömer Mazi’ydi.”
“Sizin bahsettiğiniz kurumların hiçbirine iş başvurusunda bulunmadım.”
“Yani beni onlar ve siz var etmediniz.”
“Sizin yayın kuruluşlarınız olmadan da ben gazeteciyim ve Ömer Mazi’yim.”
“Herkesin yolu açık olsun.”
“Allah sizin yayın kuruluşlarınıza muhtaç etmesin.”
“Siz bildiğinizi yapın.”
“Ben çıktığım bir yoldan sizden alacağım üç-beş kuruşa ve sizin tehdidinize boyun eğecek değilim.”
Hatta olayı bir adım öteye götürdü.
“Vali Hanım ve Başkan Hanım da senin hiçbir yerde yazmanı istemiyor.”
diyerek tehdidine valiyi ve belediye başkanını da dahil etti.
Olsun.
Onların da canı sağ olsun.
Sanmam ki koca devletin valisi, devlet ana ve topuklu efe belediye başkanı Ömer Mazi ile uğraşsın.
Öyle bile olsa canları sağ olsun.
Biz devlet adabını bilen, atanmış ve seçilmişlerine saygı duyan insanlarız.
Çünkü ben gazeteciyim.
Anlaşılan birileri Afyonkarahisar’da Ömer Mazi’yi istenmeyen adam ilan etmiş.
Kime ne zararım olduysa?
Bu olaydan gurur duydum.
Hakkımda hırsız, ahlaksız, yalancı, rüşvetçi gibi şeyler söyleyemeyenlerin kara listesinde olmak bana gurur verir.
Ben ne sizin tehditlerinize ne de AHLAKSIZ TEKLİFLERİNİZE boyun eğecek olsaydım zaten gazeteci olmazdım.
Şimdi bir yerde karşılaştığımızda nasıl yüzüme bakacaksın?
Mecbur kalıp elimi sıkman gerekirse nasıl gözlerime bakacaksın?
Bu ayıp ve utanç sana yeter.
Ömer Mazi işsiz de kalsa, senin gibilerinin AHLAKSIZ TEKLİFLERİNE boyun eğmez.
Ne diyor Nesimi?
Bir acaip derde düştüm herkes gider karına
Bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren Hüdadır kula minnet eylemem
Allah’ın vereceği rızka hiç biriniz mani olamazsınız.
ŞİMDİ SORUYORUM
Şimdi bu yazıyı tekrar okuduk.
Tarih belli:
8 Eylül 2025.
ATSO seçimleri nerede?
Yok.
Mahmut Önder Artuk’un adı nerede?
Yok.
ATSO adaylığı nerede?
Yok.
Ama yaşanmış olay var mı?
Var.
Tehdit var mı?
Var.
Ahlaksız teklif var mı?
Var.
Şimdi bir yıl sonra bu yazıyı alıp ATSO seçimlerine bağlamak…
Bana değil, hukukun ve okuyucunun aklına bırakılacak bir mesele.
Ben 35 yıllık gazeteciyim.
Çok şey gördüm.
Çok insan tanıdım.
Çok tehdit aldım.
Çok dava gördüm.
Ama hâlâ buradayım.
Çünkü benim gücüm bir gazete binasından, bir televizyon kanalından, bir internet sitesinden gelmiyor.
Benim gücüm gazeteciliğimden geliyor.