Bu yazınının konusu ergenlik, namı-diğer: asilik, çatışma, anlaşmazlıklar… Bebeklik ve çocukluk problemleri ardından takip eden ve karşımıza çıkan bir diğer önemli süreç “ergenlik” meselesidir. Çoğu aile, ebeveyn ergenlik dönemindeki çocuklarından şikayet eder, yaşadığı türlü türlü sıkıntıdan bahseder.
Ergenlik dönemi yaklaşık 11’li yaşlarda başlayıp 20’lere kadar süren bir dönemdir. Kimi bilim insanı bu dönemi “fırtına” dönemi olarak adlandırır. Bu dönemde ergen, kimlik arayışı içerisindedir. “Ben kimim?” sorusuna cevap arar ve kendini bulabilmek için türlü türlü deneyimler yaşamaya çalışır. Bunun yanı sıra tam bu dönemlerde arkadaşlık ve dış çevre ilişkileri önem kazanmaya, aile ikinci plana atılmaya başlanır. Arkadaşların her dediği, yaptığı çok önemsenirken ailenin söylediği şeyler ergene hep olumsuz görünür. Bir bağımsız olma isteği ve bu konu için mücadele söz konusudur. Aile ile bir yerlere gitmek, bir şeyler yapmak istenmez. Özgür olmak istenir ama bu özgürlük isteği bazen ya da çoğu zaman kurallara ve sınırlara aykırılığı da beraberinde getirir. Duygusal dalgalanmalar yaşanır, anlık olarak hissedilen duygular değişebilir. Tüm bu sosyal hayat ve aile ilişkilerinin yanında bir de akademik alanda kendini gerçekleştirme kaygıları başlar. Gelecek kaygısı, iş kaygısı, meslek seçimi… Kendi yaşantısını ve kimliğini bulmaya çalışan çocuk ile onu korumaya çalışan aile arasında ise sık sık anlaşmazlıklar yaşanır. Bu anlaşmazlıkları çözme becerisinin olmaması durumu ise çatışmaya sebep olur. Bu dönemde ergen ve ailesi arasında daha çok kural ve sınır konularında, özgürlük isteği ve ebeveynlerin kontrol çabası alanlarında, iletişim eksikliği veya yanlış yaklaşım tarzları sebepleriyle çatışmalar yaşanır. Peki bu süreci nasıl sağlıklı atlatacağız? Her şeyden önce bunun bir geçiş dönemi olduğunu, biz buraya yanlış müdahale edersek olumsuz tutumların kalıcı hale gelebileceği unutulmamalıdır. Hem ebeveynler hem de çocuk kendini sakin ve açık bir şekilde ifade etmeyi öğrenmeli bu şekilde yaklaşım kurmalıdır. Aradaki güven bağı bu dönemin iyi atlatılması açısından çok önemlidir. Çocuklarımızla duygusal bağa önem verip onlara koşulsuz sevgi sunmalıyız. Her iki taraf da birbirlerinin bakış açısından olaylara bakmayı öğrenmeli, empatiyi en büyük anlaşma aracı olarak elimizde tutmalıyız. Yasaklar yerine ortak kurallarda buluşmalı birbirimize ve alanlarımıza saygı göstermeliyiz. Ebeveynler olarak her zamankinden biraz daha esnek düşünebilmeli ve o şekilde yaklaşım sunmalıyız.
Unutmayalım bu dönem tıpkı bebeklik, çocukluk gibi geçici bir evre ve hepimiz bir zamanlar bu evreden geçtik. Bizler bunun bilincinde olup bu dönemi nasıl sağlıklı atlatabileceğimiz üzerine düşünmeliyiz. Kendi başımıza bunu atlatamazsak da birbirimize zarar vermeden bir uzman desteğine başvurmalıyız.
Psikolojik Danışma & Aile Danışmanı
Tuba Çavaş