Bugün birine “Yarın Afyonspor’un maçı var, gidelim mi?” deseniz, alacağınız cevap büyük ihtimalle şöyle olur:
“Hangi Afyonspor’u?”
Çünkü Afyonkarahisar, 2024 yerel seçimlerinden sonra sadece siyasette değil, futbolda da ikiye ayrıldı. Şehirde artık aynı isim etrafında dönen iki farklı takım var. İlki, yılların Afyonsporu. Yüklü bir borçla yaşam mücadelesi veriyor. 60-70 milyon TL’lik borç yüzünden transfer tahtası kapalı. Belediye sahiplenmedi, kaldığı yerden dahi çıkarıldı. Profesyonel ligde amatör ruhla, altyapıdan çıkan çocuklarla direniyor. Ligde son sırada, ama bir gerçek var ki taraftarın kalbinde hâlâ “gerçek mücadele”nin adı onlar.
Bu takım yarın Eskişehirspor’la karşılaşacak. Eskişehir de benzer acıları yaşadı ama şehir takımı terk etmedi; 30 bin kişiyle yeniden ayağa kaldırdı. Afyon’un bu maç öncesi hatırlaması gereken şey belki de tam olarak budur: “Bir şehri bir arada tutan şey sadece skor değildir.”
Öte yandan, belediyenin yeni dönemde oluşturduğu ve “5 yılda Süper Lig” hedefiyle sahaya sürdüğü 1923 Afyonkarahisar Spor var. Başında Yüntaş Genel Müdürü Kemal Doğan, arkasında ise Beşiktaş’ın eski teknik direktörü Önder Karaveli gibi önemli bir isim bulunuyor. Takıma 40 milyon TL civarında transfer yapıldığı söyleniyor. Ancak Bölgesel Amatör Lig’in ilk iki haftasında iki beraberlik, sıfır gol… Takımı izlediğinizde kötü değil ama eksik olduğunu görüyorsunuz: Regista tarzı bir 6 numara yok, pivot 9 eksik, topsuz koşu yapabilen hızlı kanat oyuncusu yok, stoper rotasyonu riskli. Orta saha akıllı ama ileriye taşıyacak istasyon oyuncusu olmayınca takımın bütünlüğü sahaya yansımıyor. Özetle sorun oyuncu kalitesi değil, “taşıyıcı parçaların” eksikliği.
Bu tablo sadece futbolda karşımıza çıkmadı. Kadın voleybolunda da aynı süreç yaşandı. Belediye ilk yılında “Zaferin Sultanları” adıyla gurur duyulacak bir takım kurdu. Hemen ardından aynı ligde bu kez “Bizim Gızlar” adıyla ikinci bir takım daha sahaya sürüldü. Burada iki takım rekabeti doğru yönetilirse kente güç kazandırabilir. Ama yanlış yönetilirse “hangi takımı tutacağız?” sorusu futboldan voleybola da sıçrayabilir.
Oysa bu şehir kavga etmek zorunda değil. Bir takım altyapıya, diğeri profesyonel başarıya adanabilir. Futbol da voleybol da doğru planlamayla birbirini tüketen değil, birbirini besleyen iki sistem haline gelebilir. Çünkü mesele iki takımın olması değil, bu iki yapının “aynı şehrin hedefleri için aynı masada planlanıp planlanmadığıdır.”
Bugün karşımızda iki Afyonspor var gibi görünüyor. Ama belki de asıl soru şu:
Biz bir şehrin takımlarını birbirine rakip mi göreceğiz, yoksa aynı başarının iki yolu olarak mı?
Cevap doğru verilirse, Afyon bir gün şu soruyu sormayacak:
“Hangi Afyonspor?”
Onun yerine şöyle diyecek:
“Bu şehir her kulvarda koşuyor, birlikte kazanıyoruz.”