Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Her yeni gün bir habere uyanıyoruz. Hatta artık gün içerisinde önemli ve herkesi ilgilendiren birkaç olay yaşanması rutinimiz olmaya başladı. Bu da güne haberle uyanıp, günü haberle kapatmamıza neden oluyor. Peki bir insan vücudu bu kadar hızlı gerçekleşen gelişmelere dayanıklı mı? Hayır! Ne fizyolojik yapımız ne de psikolojik yapımız buna elverişli değil.
İnsan beyni düzeni ve aşina olduğu, tanıdığı, bildiği şeyleri sever ve bu alanda daha sakin, konforlu ve üretken olabilir. Biraz yakın geçmişimizden bugüne kadar geçen zaman dilimine bakalım. Çok değil 10-20 yıl öncesineden bu yana geçen şu zamana. Sizce neler değişmiş farklılaşmış olabilir? İnsa düzeni ve bildiğini sevse de bir o kadar da uyumlanmaya programlıdır. O yüzden naşlarda yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışsa da yetişemediği anda ya da sonuca ulaşamadığı anda otomatikleşerek uyumlanmaya başlar. Onun gibi giyer, onun gibi konuşur, onun gibi düşünür ve hatta onun gibi de hissetmeye başlar. Zaman içerisinde oluşan bu aynılaşma ise bize gerçekleşen değişimi fark ettirmemeye, fark edilse de kolayca sindirebilmeye olanak sağlar/sebep olur.(Bu bitiriş kelimelerini siz istediğiniz gibi seçin)
Durup değişen şeyler üzerine düşünmeye başladığımızda fark edebildiğimmiz bazı noktalara bakalım. Eskiden elli milyona(o zamanlar sıfırlar vardı şimdi buna tl diyelim) Özdilek’ten bir araba dolusu yapılabilen alışverişe karşılık şimdi beş bin de versek parmakla sayabileceğimiz ürün miktarını alabilmemiz. Eskiden arkadaşlarımızla oynayabilmek ve vakit geçirebilmek için saati gelmeden gittiğimiz okularımıza karşı şimdi sınıf mevcudunun yarısından fazlasının okula gitmek istememesi. Bununla birlikte saygı ve sevgi çerçevesinde oturduğumuz sıralarımız ve kurduğumuz arkadaşlıklarımıza karşı birbirinden bir haber, para ve popülerliğimiz kadar arkadaş edinenebildiğimiz, sürekli ve acımasızca birbirini zorbalayan ve dijitalde yürüyen arkadaşlıklar… Eskiden sokaktaki gülen yüzler ve birbirini anlamaya çalışan insanlara karşı sürekli mutsuz, tükenmiş, birbirine karşı hiç toleransı olmayan ve birbirinin açığını gözeten insanlar… Ülke siyaseti ve sürdürülebilir yaşamdan bahsetmeyeceğim bile.
Harap ve bitap düştük. Damarlarımızdaki asil kanda dolaşan yenilenme ve başarma inancı olan ben, o ve onlarla bir şeyleri yeniden düzene sokabilir miyiz dersiniz? Bence sokabiliriz! Umutsuz olmayın çünkü nerelerden ne şekilde dönülebilindiğini tarihimiz biliyor!
Tuba Çavaş