Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2026 yılı için 26 ilde düzenlenecek Kültür Yolu Festivali’nin müjdesini verdi.
Ben de Afyonkarahisar’a bir müjde gelir mi diye umut etmiştim.
O kadar gelip gitmesine rağmen Bakan Ersoy, Afyonkarahisar’ı listeye almadı.
32 şehri hissetmiş ama Afyonkarahisar’ı hissedememiş.
Sadece bakmış, görememiş.
Türkiye Kültür Yolu Festivali büyüyerek yoluna devam ediyor. Ülkenin dört bir yanında kültür, sanat ve turizm adına atılan adımlar her geçen yıl daha da genişliyor.
2026 yılı için açıklanan festival takvimi de bunun en somut göstergesi.
Şanlıurfa’dan başlayıp Adana’da sona erecek bu uzun rota, 26 şehri kapsayan büyük bir kültür yolculuğu sunuyor.
Listede; Şanlıurfa, Aydın, Mersin, Eskişehir, Manisa, Trabzon, Samsun, Bursa, Sakarya, Van, Konya, Nevşehir, Malatya, Erzurum, Ordu, Çanakkale, Kayseri, Kahramanmaraş, Ankara, İstanbul, Gaziantep, Diyarbakır, Mardin, İzmir, Antalya ve Adana yer alıyor.
Ancak dikkat çeken önemli bir eksiklik var: Afyonkarahisar bu listede yok. Üstelik yalnızca 2026’da değil, açıklanan 2027 planlamasında da yer almıyor.
2027 yılında listeye dahil edilen şehirler ise Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ olarak açıklandı.
Oysa bu festivalin şehir ekonomilerine sağladığı katkı göz ardı edilemez.
Dokuz gün süren etkinlikler boyunca oteller doluyor, restoranlar hareketleniyor, yerel esnafın yüzü gülüyor.
Kültür ve sanat etkinlikleriyle şehirler adeta yeniden canlanıyor.
Konserlerden sergilere, tiyatrodan operaya uzanan geniş program; yalnızca eğlence değil, aynı zamanda bir kültürel kalkınma modeli sunuyor.
Çocuklara yönelik atölye ve etkinlikler ise bu süreci geleceğe taşıyan önemli bir yatırım niteliği taşıyor.
Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Bu festival sadece büyük şehirlerin vitrini mi olmalı?
Eğer bir “kültür yolu”ndan söz ediyorsak, Afyonkarahisar neden yok?
Afyonkarahisar, nüfus bakımından Türkiye’de ilk 30 il arasında yer alıyor ve bazı büyükşehirleri geride bırakmış durumda.
Afyonkarahisar hissedilen bir şehirdir.
Bir kültürdür.
Bir tarihtir.
Bir turizmdir.
Ve aynı zamanda hem coğrafi hem kültürel bir kavşaktır.
UNESCO tarafından tescillenen gastronomisiyle Türkiye’nin en güçlü mutfaklarından birine sahiptir. Sucuğu, kaymağı ve lokumu yalnızca birer lezzet değil; köklü bir kültürel mirasın taşıyıcısıdır.
Üstelik termal turizmde de Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biridir. Bu özelliği, Afyonkarahisar’ı yalnızca günübirlik ziyaretler için değil, sürdürülebilir turizm açısından da stratejik bir noktaya taşır.
Afyonkarahisar, Anadolu’ya açılan bir kapıdır.
Kültür Yolu’nun tam ortasında yer alır.
Tüm bu özelliklerine rağmen festival rotasında yer almaması düşündürücüdür.
Belki de asıl mesele şu soruda gizli:
Büyükşehir olmak mı sesimizi daha güçlü kılar?
Bugün geldiğimiz noktada açıkça görülüyor ki yalnızca sloganlarla görünür olmak mümkün değil.
Afyonkarahisar’ı daha görünür kılmak için daha güçlü tanıtım, daha etkili temsil ve daha kararlı adımlar gerekiyor.
Eğer Afyonkarahisar, hak ettiği halde Kültür Yolu Festivali’nde yer alamıyorsa, burada bir eksikliği sorgulamak gerekir.
Bu eksiklik, güçlü bir kültür ve turizm temsilinin olmaması olabilir mi?
Kesinlikle Afyonkarahisar’ın bir turizm ve kültür elçisine ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim.
Bu noktada yapılması gereken açıktır:
Afyonkarahisar’ın potansiyelini daha güçlü şekilde ortaya koymak ve hak ettiği değeri almasını sağlamak.
Bakan Ersoy Afyonkarahisar’ı görür ve hissederse yine de umut var.
Çünkü bu hikaye henüz tamamlanmış değil. Festival her yıl büyüyor, yeni şehirler ekleniyor. Yani kapı tamamen kapanmış değil.
Ve belki de en büyük hedef:
Afyonkarahisar’ın büyükşehir statüsüne kavuşması.
Çünkü o gün geldiğinde, Afyonkarahisar bambaşka bir kimlikle anılacak.