SORU İŞARETİ

Yayınlama: 23.09.2026
A+
A-

Sessizce uyandı. Tüm gece üzerinde bir fil varmış gibi uyumuştu. Elini yüzünü yıkadı. Aynaya bakmayı yıllar önce bırakmıştı.
Tüm noktalama işaretlerinden en çok aklında kalan soru işaretiydi. Zihninde bir duvardan diğerine çarpıp duruyordu soru işaretleri. Bu kadar basit bir işaretin neden bu kadar çok anlamı vardı?
Nokta cümleyi bitirirken soru işareti yeni bir cümlenin, yeni bir sorunun ve belki de yeni bir arayışın başlangıcıydı.
Ağzını tuzlu suyla çalkaladı. Her zaman dağınık olan saçlarını suyla ıslattı. Saçları gibi dağınık yatağının üzerine eşofmanlarını atmıştı. Kendisi için hiçbir şey ifade etmeyen renkli dolabından gri tonlarında birkaç kıyafet aldı, isteksizce üzerine geçirdi.
Küçük bir camdan giren güneş, odayı az da olsa aydınlatıyordu.
Her gün tek isteği, eve dönerken soru işaretlerini dışarıda bırakmaktı. Acı, keder, hüzün, sevinç… İnsan bütün bu duyguların zihninde bıraktığı karmaşayla yaşamayı bir şekilde öğreniyordu. Ama o, soru işaretleriyle yaşamayı öğrenememişti.
Yıllardır çözülemeyen bir fizik ya da matematik sorusu gibi zihni bulanıklaşmıştı.
Herkes soruyu biliyor ama cevabı bilmiyordu.
Dağınık ve soğuk evinden, sessizce uyandığı gibi sessizce ayrıldı. Evde kimse olmamasına rağmen birini rahatsız edecekmiş gibi kapının kolunu yavaşça çevirdi. Kapıyı usulca açtı.
Acele edecek bir nedeni yoktu. Zaten acele edeceği bir yer de…
Ellerini boş bırakmak istercesine çantasını sırtına aldı ve adına sokak denen yere çıktı. Gözü, dağınık ve yerinden çıkmış taşlara takıldı. Yıllardır üzerinde yürüdüğü bu sokakların ne anlama geldiğini merak ediyordu.
Peki ya insanlar?
Giydikleri, geçen yaşlar, yıllar, işler… Bunların hangisi gerçekten bir anlam taşıyordu?
Bu düşünceler eşliğinde yürümeye devam etti. Sokaklar uzadıkça soru işaretleri çoğalıyordu. İnsan, çözümü olmayan şeyleri düşündükçe cevaplara değil, yeni sorulara ulaşıyor gibiydi.
Yürüdükçe yaşadığı muhit, zihninde çekilmemiş bir film gibi darmadağın oluyordu.
Gece rüya görüp o rüyanın içinde kalmak istiyordu. Hiçbir rüya bitmesin istiyordu.
Sokağın başında durdu.
Geriye dönüp baktı.
En sevdiği rüyanın gerçek olması için birkaç kelime söyledi. Fakat yeni bir soru, peşinden başka bir soruyu getirdi.
Sokağın başında bir taksi gördü.
Gördüğü her güzel rüya, sabah olduğunda bir kâbusa dönüşüyordu.
Her kâbus bir soru işaretiydi.
Peki bu kadar kâbusun, bu kadar soru işaretinin ve değersizlik hissinin içinde insanın hâlâ yaşamaya devam etmesini sağlayan şey neydi?
Belki de hayat, bütün soruların cevabını bulmak değildi.
Belki de insanı hayatta tutan, cevabını bulduğu sorular değil; cevabını hâlâ aradığı sorulardı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.