Taşların Dili Rehbersiz Konuşmaz

Yayınlama: 16.02.2026
A+
A-

Anadolu… Açık hava müzesi.

Zaman buldukça bu toprakların antik kentlerini, müzelerini geziyorum. Kimine göre yalnızca bir “taş yığını” olan bu yerler, bana göre yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan bir hafıza. O taşlara dokunduğunuzda, bir zamanlar orada yaşamış insanların izine, düşüncesine, sanatına temas ediyorsunuz. İşte bu yüzden her ziyaret benim için sıradan bir gezi değil, geçmişle kurulan sessiz bir bağ.

Geçtiğimiz hafta sonu yolum Afrodisias ve Nysa antik kentlerine düştü.

Afrodisias’a vardığımda, 21 Şubat Dünya Rehberler Günü kapsamında eğitim çalışması yapan bir rehber grubuyla karşılaştım. Aydın Turist Rehberleri Odası üyeleri sahadaydı.

Arkeolog ve profesyonel turist rehberi Ümit Işın, antik kentin tarihsel gelişimini büyük bir akıcılıkla anlatıyordu. Sadece bilgi aktarmıyor; taşlara anlam kazandırıyordu. Aynı zamanda TRT 2 de “Anadolu Arkeolojisi” programını hazırlayıp sunmuş bir isim. Kültürel içeriklerin neden sürdürülemediğini sorgulamamak elde değil.

Bir başka sohbetimde ise Profesyonel Turist Rehberi ve  Aydın Turist Rehberleri Odası delegesi Oğuz Kutucu’nun şu cümlesi dikkat çekiciydi:

“Afrodisias, Anadolu’nun Floransa’sıdır.”

Gerçekten de öyle. Dönemin en önemli heykellerinin üretildiği bu kentte sanat, yalnızca estetik değil aynı zamanda ekonomik bir güç olmuş. Yumuşak mermer dokusu, ustalığı beslemiş; kent, sanat üzerinden ticari bir marka değerine dönüşmüş. Öyle ki Roma İmparatorları dahi bu şehirden eser ve ustalık talep etmiş.

Ancak geçmişin ihtişamına rağmen bugünün bazı sorunları dikkat çekiyor.

Antik kent bir deprem kuşağında yer alıyor. Son yıllarda yaşanan depremler nedeniyle müze ziyarete kapalı. Görünürde ciddi bir hasar olmasa da, içerideki eserlerin güvenliği gerekçe gösteriliyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün bu süreci şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kültürel miras yalnızca korunmamalı, aynı zamanda erişilebilir de olmalı.

Günün anlamı gereği rehberlerle yaptığım sohbet ise meselenin başka bir boyutunu ortaya koydu.

Türkiye’de yaklaşık 15 bin turist rehberi var. Bölümlerin artması mezun sayısını yükseltirken, iş bulma imkânı aynı hızda artmıyor. Dışarıdan bakıldığında “gezerek para kazanılan” bir meslek gibi görünse de gerçek çok farklı.

Rehberler yalnızca bilgi aktarmıyor. Bir grubun güvenliğinden, kriz anındaki yönetimine kadar büyük bir sorumluluk taşıyorlar. Yaz sezonu dışında gelir güvencesi yok. Sigorta hakları düzensiz. Günlük ücretler emekle orantılı değil. Genç rehberler ise gelecek kaygısı taşıyor.

Bir başka önemli mesele de şu: Antik kentlerdeki bilgilendirme tabelaları çoğu zaman yetersiz. Girişte görevli personelin dahi detaylı bilgi aktaramadığı alanlar var. Oysa bu alanlarda sürekli görev yapan profesyonel rehberler hem ziyaretçi deneyimini artırır hem de kültürel bilinci güçlendirir. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bu hususta üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir.

Turizm, ülkemizin en önemli gelir kalemlerinden biri. Çözüm yalnızca yeni oteller açmak, yatak kapasitesini artırmak değil. Asıl çözüm, tarihi hazinelerimizi doğru anlatmakta.

Ve o anlatımı yapanlar turist rehberleridir.

Taşlar tek başına suskundur. Onlara sesi rehberler verir. Eğer o sesi desteklemezsek, Anadolu’nun hafızasını da zayıflatmış oluruz.

21 Şubat Dünya Rehberler Günü kutlu olsun.

 

Yazarın Son Yazıları
26.12.2025
18.02.2026
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.