EYVAH! DİN GERÇEKTEN ELDEN GİDİYOR!

Yayınlama: 09.12.2025
A+
A-

Türkiye ve dünyadaki dinî kurumların en büyük problemlerinden biri—belki de en önemlisi—dinden uzaklaşan insanların önünün alınamaması ve yeniden dine yönlendirilememesidir. Bu durum, dünyada ve Türkiye’de yapılan birçok araştırmanın ortaya koyduğu bir olgudur. Özellikle kurumsal ve resmi dindarlık ile dini kurumlara olan güven her geçen gün azalmaktadır. Papalık başta olmak üzere, dünyadaki çeşitli kurumlar (ülkemizde Diyanet dâhil) bu konuda ne yapabileceklerini bilememekte ve çözüm bulmak için çaba göstermektedirler.

Peki, sekülerleşme diyebileceğimiz bu sürecin önüne geçerek gidişi tersine çevirmek mümkün mü? Bu soruya olumlu veya olumsuz cevap verebilmek için, dine ve dindarlığa karşı gelişen mesafe koyuşun sebeplerine bakmamız gerekmektedir.

Sekülerleşmenin (dünyevileşme veya dinden uzaklaşma) başlıca sebepleri şöyle sıralanabilir:

Kentleşme: Köy ve kasaba gibi geleneksel ve cemaatçi yapıların zayıflaması, insanların kentlerde bireyselleşmesine yol açmıştır. Kent ortamında bireyler, eski destekleyici dini yapıları kaybetmekte ve dinsel aidiyetleri zayıflamaktadır.

Teknolojideki gelişmeler: Teknoloji, dünyanın büyüsünü bozmuş; insanlar arası etkileşimi kolaylaştırmış ve daha önce olağanüstü veya dini mucize olarak görülen birçok olgu, günlük yaşamda olağan hâle gelmiştir.

Bilginin ve rasyonalitenin artışı: Bilgi ve rasyonel düşüncenin yükselmesi, doğaüstü ve tanrısal olarak kabul edilen birçok olayın (deprem, hastalık, doğal afet gibi) doğal, bilimsel ve rasyonel açıklamalarla izah edilebilir hâle gelmesine yol açmıştır.

Ekonomik refah ve insani gelişmişlik seviyesi: Ekonomik imkânların artması, yaşam kalitesini yükseltmiş, güvenlik duygusunu güçlendirmiş ve hayatta kalma riskini azaltmıştır. Bu durum, dindarlığa, ibadete ve dua gibi ritüellere olan ihtiyacı törpüleyerek azalmalarına neden olmuştur.

Yabancılaşma: Kentleşen, bireyselleşen ve teknolojiye alışan; maddi refahla farklılaşan ve geleneğe yabancılaşan günümüz insanının dine ve dini kurumlara olan ihtiyacı giderek azalmaktadır.

Dini ve ideolojik referanslarla yönetilen devletler: Bu referansları önceleyerek iktidara gelen muktedirler, huzurdan, refahtan ve barıştan çok yolsuzluk, kargaşa, kaygı, nefret ve düşmanlık üretmişlerdir. Bu durum, dine ve dindarlığa olan güveni zedelemiştir.

Cemaatler ve dini kurumların skandalları: Cemaatlerin, tarikatların, dini dernek ve vakıfların veya resmi ya da gayri resmi dini kurumların karıştığı adaletsizlik, hukuksuzluk ve skandallar da güveni sarsmaktadır.

Aile yapısındaki değişimler: Boşanmaların artması, aile içi şiddet ve huzursuzluk, çocukların dinden uzaklaşmasına yol açmaktadır.

Yukarıda sayılan sebepler ortadan kalkmadığı sürece, sekülerleşmenin ve dine karşı oluşan mesafenin önüne geçilemez. Dindarlığın gerilemesi yalnızca iman zayıflığıyla açıklanamaz; kurumsal, sosyal, kültürel ve psikolojik faktörlerin bir sonucudur.

Dünyanın çoğu yerinde ve Türkiye’de din:

Kişisel bir deneyime dönüşüyor.

Kurumsal gücünü kaybediyor.

Siyasal ve toplumsal açıdan yeni boyutlara evrilerek tanımlamalarında farklılıklar gerektiriyor.

Not: Türkiye’deki iktidarın bütün çabalarına karşın, dinden uzaklaşmanın önüne geçilememesinin sebeplerini de burada aramak gerekir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum
  1. Niyazi Ertaş dedi ki:

    Tebrikler çok güzel
    İnden uzaklaşma noktasında diyanetin ve imam hatipler ve imam garip okullarınında etkisi olduğu bu düşünüyorum selamlar

    1. Mustafa KARAMAN dedi ki:

      İlahiyatçı sosyolog olan kıymetli yazarımız Hüseyin Bay tarafından kaleme alınan köşe yazısı büyük önem arz etmekte , Din sosyolojisi çerçevesinde.. Tebrikler Hüseyin hocam……

  2. Özge Kaykısız dedi ki:

    Gerçekten çok güzel bir yazı ile karşı karşıyayız…Gittikçe dinimizle alakalı bilgilerimiz zayıflıyor..Ve başta evlilik olmak üzere hırsızlık zina gibi konuları insanlara hele hele gençlere iyi anlatmaliyiz bana göre bu ailenin bu konulari iyi bilmesi ve aktarması lazım..bir de sosyal medyada da bu konuların çok geçmesi lazım..