Ben Bir İnsanım ve Yılbaşını Kutlarım

Yayınlama: 30.12.2025
A+
A-

Ajitatif bir başlık attığımın farkındayım. Birilerini ajite ederek (kışkırtarak ya da sarsarak) prim yapmak gibi bir amacım da yok. Olamaz da. Ancak bazı gerçekleri ifade ederken dikkat çekici bir giriş yapmak, çoğu yazı ya da diskurun (söylev, nutuk) olmazsa olmazıdır. Bunun en iyi örneklerini Kur’an’da bulmak mümkündür. Kur’an, dikkat çekmek istediği bir konuyu anlatmaya başlarken Hurûf-u Mukattaa adı verilen ve “Yâ Sîn” gibi harflerden oluşan dikkat çekici ifadeler kullanmıştır. Ben de benzer bir metodu kullanarak yazıma dikkat çekmek istedim.

Yılbaşı, insanlığın varoluşundan bu yana farklı zamanlarda ve farklı kutlama biçimleriyle de olsa devam edegelen ortak bir kültürdür. Antropolojik ve arkeolojik araştırmaların ortaya koyduğu kadarıyla, hemen hemen bütün insanlık tarihi boyunca da kutlanmıştır.

Ayrıca “kutlamak” sözcüğü Türkçede “kut” (kutsallık ve kutluluk) kökünden türemiş olup “bereket” ve “yaşam” gibi anlamlar içerir. Kutlama, dinî ritüeller şeklinde olabileceği gibi tamamen yemek, içmek, eğlenmek, dans etmek, oyun oynamak, ateş yakmak ve hediyeleşmek gibi dünyevî biçimlerde de gerçekleşebilir.

Türklerdeki “Nardugan” ve İran ile Türk geleneğindeki “Nevruz” kutlamaları da bu bağlamda ele alınabilir.

İslam dünyasında, modern zamanlardaki gibi Hicrî yılbaşı kutlamaları yaygın olmasa da, İslam’ın ilk yıllarından bu yana Ramazan ve Kurban bayramları kutlanmaktadır. Bu kutlamaların, dinî ibadetlerin yanı sıra yemek, içmek, hediyeleşmek, güzel elbiseler giymek ve özellikle çocuklara yönelik eğlenceler düzenlemek şeklinde gerçekleştiği de yadsınamaz bir gerçektir.

Günümüzde 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gün ve gece, bütün dünyada —hemen hemen bütününde— yılbaşı olarak kutlanmaktadır. Ayrıca modern dünyada yılbaşı, büyük ölçüde seküler, küreselleşmiş ve kültürel olarak melezleşmiş bir kimliğe bürünmüştür.

Dolayısıyla küreselleşen ve adeta bir köy hâline gelen dünyada, yılbaşı kutlamalarının bütün insanlığın ortak bir etkinliğine dönüştüğü düşünüldüğünde, buna karşı çıkmanın çok da olası olmadığı kanaatindeyim.

Kutlayıp kutlamamak tamamen kişisel bir tercih meselesidir. Bu kutlamalar ister dua, ister tefekkür, ister seküler bir eğlence biçiminde olsun, yine bireysel tercih olarak kalmalıdır.

Bu bağlamda ne bireyler ne de resmî ya da sivil kurumlar karşılıklı suçlama yoluna gitmemeli; dinî ya da kültürel temelde ötekileştirici bir tutum sergilememelidir.

İşte ben de insanlığın ve insanlık tarafından oluşturulmuş bu ortak kültürün bir ferdi olarak, yılbaşını hem bir yenilenme hem de bir muhasebe anlamında, içeriğini kişisel tercihlerim doğrultusunda belirleyerek kutlayacağım.

Yeni yıl; inançlarımızı ve farklılıklarımızı değil, ortak insanlığımızı hatırlattığı; ayrıştırmak yerine birleştirdiği bir başlangıç olsun. Barışın, sağduyunun ve umudun yılı olması dileğiyle. Nice yıllara!

 Not: Yılbaşı ve kutlama konusunda hala kafası karışık olan varsa, 26.12.2025 tarihinde aynı gazetede ‘’Yılbaşı Kutlamalarının Tarihi Kökeni ve Günümüzdeki Yansımaları’’ yazıma bakabilirler. Yılbaşı geleneğinin Hıristiyanlığın değil, insanlığın ortak bir kültürü olduğunu da görür. https://starafyonhaber.com/yilbasi-kutlamalarinin-tarihi-kokeni-ve-gunumuzdeki-yansimalari/

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.