BİR SELFİE UĞRUNA KAYBETTİKLERİMİZ..

Yayınlama: 17.03.2026
A+
A-

Bir zamanlar insan yaşardı, şimdi ise insanlar yaşadığını ispat etmeye çalışıyor.
Teknoloji gelişti, dünya küçüldü, iletişim hızlandı… Ama bir şey aynı hızla geriye gitti: ahlak. Eskiden ayıp olan, şimdi “trend”; eskiden mahrem olan, şimdi “story” oldu. Üstelik bunu sadece gençlere bağlamak kolaycılık olur. Maşallah, yaş ortalaması da aldı başını gidiyor. Herkes aynı sahnede, aynı rolün peşinde: görünmek.
Bugün bakıyorum; insanlar yaşamak için değil, paylaşmak için yaşıyor. Giydiği kıyafet, gittiği mekan, yediği yemek… Hepsi birer içerik. Sanki hayatın kendisi değil de fragmanı yaşanıyor. O anın tadını çıkarmak yerine, o anın nasıl göründüğüyle meşgulüz. Çünkü mesele artık “yaşamak” değil, “izletmek”.
Bu gösteriş çağının en acı örneklerinden birini, değerli hocamız İlber Ortaylı’nın cenazesinde gördük. Bir gencin, hocanın en yakın dostu Celal Şengör ile selfie çekme çabası… Ve Şengör’ün, edebinden ses çıkarmayışı… İşte tam da burası kırılma noktası.
Sormak lazım:
Orası bir hatıra fotoğrafı çekilecek yer mi, yoksa bir vedanın, bir saygının mekânı mı?
Sen oraya bir “ünlü” görmek için mi geldin, yoksa bir büyüğünü uğurlamak için mi?
Bir “başın sağ olsun” demek, bazen bin fotoğraftan daha değerlidir. Ama biz artık değeri ölçemiyoruz. Çünkü ölçü birimimiz değişti: beğeni sayısı.
Sosyal medya çılgınlığı sadece bununla sınırlı değil. İnsanlar artık bunun için giyiniyor, bunun için geziyor, bunun için yemek yiyor. Herkesin elinde kamerası yüksek, hafızası dolu ama kalbi boş cihazlar… Her an kayıt altında, her an paylaşılmaya hazır.
Ve sonuç: şeffaf hayatlar.
Ama işin ironik tarafı şu; biri bize hayatımızla ilgili bir şey söylediğinde hemen “özel hayat gizliliği” diyoruz.
Neyin gizliliği?
Herkes hayatını zaten açık açık yaşıyor.
Mahremiyet, kendi elimizle ifşa ettiğimiz bir kavrama dönüştü.
Oysa ahlak; görünmeyeni de koruyabilmekti.
Saygı; herkesin içinde değil, yalnızken de aynı kalabilmekti.
Değer; paylaştıkça azalan değil, yaşadıkça derinleşen bir şeydi.
Şimdi elimizde teknoloji var, ama ölçümüz yok.
Görüntü var, ama anlam yok.
Kalabalık var, ama derinlik yok.
Ve en acısı…
Her şey gözümüzün önünde olurken, biz asıl kaybettiklerimizi göremiyoruz.
Belki de artık sormamız gereken soru şu:
Biz teknolojiyi mi kullanıyoruz, yoksa teknoloji mi bizi tüketiyor?

Sibel Şenocak

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Ferhat 2 dedi ki:

    Yaşanılan anı anılarıma eklemeyi tercih edip fotoğraf çekmek aklıma gelmeyen biri olarak yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum, altına imzamı atarım.