DAHA BAŞLAMADAN KÖKÜNÜ KURUTMAYIN

Yayınlama: 12.08.2026
A+
A-

Gençlere umut olmamız gerekirken, bazen farkında olmadan umutlarının önündeki ilk engel biz oluyoruz.
“Bu bölümü okuma, iş yok.”
“Üniversite okusan ne olacak?”
“Mezun olunca işsiz kalacaksın.”
“Onca yıl okuyup üç kuruşa çalışacaksın.”
Belki bunları söylerken gerçekçi olduğumuzu düşünüyoruz. Ekonomik şartlardan, işsizlikten, diplomalı gençlerin yaşadığı sıkıntılardan söz ediyoruz. Bunların hiçbiri yokmuş gibi davranamayız. Elbette üniversite, insanın kendisine bir gelecek hazırlamasının yollarından biridir ve gençlerin meslek seçimlerini yaparken ülkenin gerçeklerini görmeleri gerekir.
Ama gerçekçi olmak başka, daha bir genç yola çıkmadan onun hevesini kırmak başka.
Sürekli değersizleştirdiğimiz bölümlerin, “okunmaz” dediğimiz mesleklerin kökünü bazen kendi ellerimizle kurutuyoruz. Sonra da dönüp “Neden nitelikli insan yetişmiyor?” diye soruyoruz.
Üstelik üniversiteyi yalnızca “mezun olunca kaç lira maaş alacağım?” sorusuna indirgemek, üniversitenin insana kattığı koskoca bir hayatı görmezden gelmek demektir.
Çünkü üniversite yalnızca bir meslek öğrenme yeri değildir.
Belki de insanın hayatına gerçekten başlamadan önce yaşadığı en güzel, en anlamlı tatildir. Ama bu tatilde yalnızca dinlenmezsiniz; büyürsünüz.
İlk kez kendi kararlarınızı verirsiniz.
Ayaklarınızın üzerinde durmayı öğrenirsiniz.
Yanlış insanları tanırsınız, doğru dostluklar kurarsınız.
Bazen parasız kalırsınız, bazen sabaha kadar ders çalışırsınız.
Kaybedersiniz, kazanırsınız, yanılırsınız, yeniden denersiniz.
Kısacası üniversite, diplomanın yanında insana kendisi olabilme fırsatı verir.
Bir de şu soruyu sormak gerekiyor:
“Bu bölümü okuyacak ama mezun olduğunda iş bulamayacak” diyoruz.
Peki okumazsa?
Okuyup iş bulmakta zorlanabilecek bir gence, “Hiç okuma” demek nasıl bir çözüm olabilir? Bir kapının açılmama ihtimali var diye bütün kapıları daha baştan kapatmak neden?
Evet sevgili gençler, artık yalnızca diploma yetmiyor. Bunu da kabul etmek gerekiyor.
Ama sizin elinizde önceki kuşakların sahip olmadığı muazzam imkânlar var. Teknoloji var. Dünyanın bilgisi neredeyse cebinizde. Üniversitenizi okurken bir yabancı dil daha öğrenin. Alanınızla ilgili eğitimler alın. Staj yapın. Projelere katılın. Dünyada mesleğinizin nereye gittiğini takip edin. Teknolojiyi yalnızca tüketmek için değil, kendinizi geliştirmek için kullanın.
Diplomanız sizi bir yere kadar götürsün; sonrasını merakınız, emeğiniz ve yeteneğiniz tamamlasın.
Çünkü bugün mesele yalnızca hangi bölümü bitirdiğiniz değil, o bölümü bitirirken kendinize ne kattığınızdır.
Ve biz yetişkinlere de bir çift sözüm var:
Gençlere hayatın zorluklarını anlatalım elbette. Ama kendi korkularımızı onların geleceğiymiş gibi anlatmayalım.
Uyarmakla yıldırmak arasındaki çizgiyi kaçırmayalım.
Bir gence “Bu bölümün geleceği yok” demeden önce düşünelim. Belki o bölümün geleceğini değiştirecek kişi tam da karşımızdaki gençtir.
Bırakalım okusunlar.
Bırakalım denesinler.
Bırakalım yanılıp yeniden başlasınlar.
Çünkü bir gence verebileceğimiz en güzel şey hazır bir gelecek değil; kendi geleceğini kurabileceğine dair inançtır.
Sevgili gençler; okuyun. Ama sadece diploma almak için değil. Kendinizi tanımak, dünyayı görmek, düşünmeyi öğrenmek ve kendi yolunuzu çizebilmek için okuyun.
Geleceğin ne getireceğini hiçbirimiz bilmiyoruz.
Ama daha başlamadan, kendi geleceğinizin kökünü kurutmayın.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.