Bugün sosyal medyada bir sokak röportajına denk geldim. “İmkanınız olsa Afyon’dan gider miydiniz?” diye sormuşlar. Cevaplayan tüm gençler evet diye yanıtlamış. Öncesinde yaklaşık olarak tahmin ettiğim bir sonuçtu ama yüzde yüz oranı da beklemiyordum. Bu sonuç şaşırtmasa da beni hayli üzdü. Ve her zamanki gibi yine düşündürdü tabi. Neden bu kadar gelişime, yeniliğe ve pozitif enerjiye kapalı olduğunu düşündüm şehrimizin. Çünkü kendi içimde, bunun sonucu olarak gençlerin kalmak istemediği yargısına ulaştım.
Peki siz hiç durup düşündünüz mü bu şehir nasıl bir yer? Ben bu şehirde neler yapmak istiyorum ve neler yapabiliyorum diye. Yolda yürürken gülümsüyor muyum yoksa suratım beş karış mı? Ya da çevreyi gözlemlediğimde insanlar mutlu gözüküyor mu? Ben çok düşündüm, çok gözlemledim. Özellikle yansıma etkisi yaratması için yolda hep tebessümle yürümeye çalışıyorum belki biraz şehrin mutsuzluğu azalır diye. Sürekli bir aktivite planlıyor ve aktivitelere katılıyorum çünkü hem benim pozitif enerjim artsın hem de diğer kişilerinki artsın diye.
Star Haber gazetesinde bizlere yazma fırsatı verdi ve elimizden geldiğince topluma, Afyon’a farkındalık ve iyi oluş sağlamaya çalışıyoruz. Yine kendileri sosyal etkinlikler düzenliyor düzenli olarak şehrin insanlarının ruhunun ve kendilerinin gelişimi için. Ama bizler sayılı kişilere ulaşabiliyoruz kendi çevrelerimizde. Afyon’un gençlerinin büyük çoğunluğu şehirden gitmek istiyorsa daha üst ve kapsayıcı bir tabakadan bu destekleyici ve topluma kazandırıcı aktivitelerin yapılması gerekmez mi? Bu gençleri, şehrimizin geleceğini burada mecburiyetten değil de gerçek bir aidiyetten tutmamız için neler yapabilirizi düşünmemiz, bununla ilgili farklı alanlardan uzmanların (sosyoloğu, psikolojik danışmanı, doktoru, akademisyeni, öğretmeni vs.) yer aldığı arge birimleri kurmamız gerekmez mi?
Neden göz göre göre bu şehrin kasvetini, mutsuzluğunu yaşamak zorunda kalıyoruz? Mutluluk çok uzakta değil, çok zor ve meşakkatli de değil. Mutluluk bazen bir çocuğun oyununda, bazen bir sokak hayvanının miskin yatışında bazen de birinin teşekküründe, iltifatında olabilir. Biz neden bu kadar ulaşılabilir bir şeye ulaşamıyoruz? Muhtemelen biraz bilinç eksikliğinden biraz da mutsuzluğun kişiden kişiye, bölgeden bölgeye hızla yansımasından. Bu döngüyü kıramamaktan.
Bu döngüyü kırmaya yardımcı olmaya ben hazır ve gönüllüyüm. Ama daha toplumsal bir etki ve sürdürülebilirlik için şehrimizin üst mercilerini dayanışmaya davet ediyorum. Bu gençler buradan gitmek zorunda değil. Buraya aidiyet duyurabiliriz. Burayı daha yaşanılabilir, daha mutlu kılabiliriz!
Psikolojik Danışman & Aile Danışmanı
Tuba Çavaş