Yaptım Ama… Bir Sor Neden Yaptım?

Yayınlama: 16.07.2026
A+
A-


Bazı cümleler vardır; insanı rahatlatmaz, aksine zihninde daha büyük sorular bırakır. “Yaptım ama bir sor neden yaptım.” İşte o cümlelerden biri…
Ardından gelen savunma ise tartışmayı bambaşka bir noktaya taşıdı: “Yolsuzluk değil, usulsüzlük yaptım.” Kelimeler değişince vicdan da değişiyor mu? Yapılanın adı farklı olunca, ortaya çıkan güven kaybı azalıyor mu? İşte asıl sorgulanması gereken nokta tam da burası.
Bundan bir süre önce, Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialarla ilgili bir yazı kaleme almış ve masum çıkmasını temenni etmiştim. Çünkü Ahbap Derneği’nin özellikle deprem döneminde yaptığı yardımları, insanların umut olduğu o zor günleri görmezden gelmek mümkün değildi. Binlerce insanın “İyi ki var.” dediği bir isimdi. Açıkçası ben de o güvenin sarsılmamasını isteyenlerden biriydim.
İnsan bazen inanmak ister. İyiliğin kaybetmediğine, güvenin boşa çıkmadığına inanmak ister. Çünkü bir toplumun güvenebildiği insanların sayısı arttıkça umut da büyür. Fakat bugün gelinen noktada, kamuoyuna yansıyan savunmaların kendisi bile insanın içinde derin bir burukluk bırakıyor. Yargı süreci elbette devam ediyor ve nihai kararı mahkemeler verecek. Ancak ortada kabul edildiği ifade edilen “usulsüzlük” vurgusu bile, güven duygusunun ne kadar kırılgan olduğunu göstermeye yetiyor.
Ben hâlâ ikinci şansa inanıyorum. İnsanlar hata yapabilir, pişman olabilir, kendilerini düzeltebilir. Bir insan geçmişinde yanlış yaptı diye hayatının sonuna kadar aynı yanlışı yapacak demek de doğru değildir. Daha önce de bunu savundum, bugün de aynı düşüncedeyim. Fakat ikinci şans vermek ile gözümüzü kapatmak aynı şey değildir.
Atalarımız boşuna “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.” dememiş. Güven de böyledir. Bir kez sarsıldığında yeniden inşa edilir ama artık eskisi kadar sorgusuz teslim edilmez. Çünkü güven, iyi niyetle verilir; fakat sorumlulukla korunur.
Bu olayın bana düşündürdüğü başka bir gerçek daha var. Bir toplumda “en güvenilir insan” sıralamasında bir sanatçının ilk sıralarda yer alması, yalnızca o kişinin başarısını göstermez. Aynı zamanda insanların kurumlara olan güveninin ne kadar zayıfladığını da gösterir. Belki de asıl sorgulamamız gereken budur. Neden insanlar devlet kurumlarından önce bir sanatçıya güven duyma ihtiyacı hissetti? Bu soru da en az yaşanan süreç kadar önemlidir.
Çünkü güçlü toplumlar kişiler üzerine değil, güçlü kurumlar üzerine inşa edilir. İnsanlar değişebilir, hata yapabilir, düşebilir. Ama kurumlar; şeffaflıkla, denetimle ve hesap verebilirlikle ayakta kalmalıdır.
Ben bu yazıyı bir insanı mahkûm etmek için yazmıyorum. Tam tersine, hayal kırıklığımı paylaşmak için yazıyorum. Çünkü bazen en ağır yıkım, düşmanınızın yaptıkları değil; güvendiğiniz insanların sizi şaşırtmasıdır.
Keşke bugün bu satırları yazmak zorunda kalmasaydım. Keşke daha önce kaleme aldığım yazı haklı çıksaydı. Keşke “Yanılmışız.” demek yerine, “İyi ki inanmışız.” diyebilseydik.
Çünkü bazı kayıplar parayla ölçülmez. En büyük kayıp, insanların birbirine duyduğu güveni kaybetmesidir.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.