Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
“Kendini gerçekleştirme” kavramını daha önce duydunuz mu? Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinde bu kavramı ulaşılmak istenen en nihai amaç olarak yansıtmıştır. Hepimizin temelden başlayan ve basamak basamak karşılamak zorunda olduğumuz ihtiyaçlarımız bulunuyor. Bu barınma, beslenme, güvenlikten başlayıp sevgi, arkadaşlık ve saygı görme ihtiyaçlarına doğru çıkıyor. En üstte ise kendini gerçekleştirme ihtiyacımız bulunuyor. Bu basamaklar arasından şu basamağı seçeyim bu ihtiyacımı karşılayayım diye gelişmiyor. Mesela bizim sevgi ihtiyacımıza gelmek için temel ihtiyacımız (ya da yaşam krizimiz de diyebiliriz) olan yeterli beslenme, barınabilme ve güvende hissetme ihtiyaçlarımızın karşılanmış olması gerekiyor. Yine kendimizi gerçekleştirebilme için sosyal ilişkiler, sevgi ve saygı görme ihtiyaçlarımızın karşılanması gerekiyor.
Peki nedir bu kendini gerçekleştirme ve biz bunu nasıl sağlarız? Kendini gerçekleştirme; potansiyelimizin ve yapabileceklerimizin farkında olup bunu en iyi şekilde yapma uğraşıdır diyebiliriz. Sadece tanımlamadan bile yola çıksak şunu sorabilirim: peki kim kendinin tam anlamıyla potansiyelinin farkında ve bunun için uğraşıyor? Etrafımıza baktığımızda birçok kişinin kendi iç dünyasıyla değil dışarının görüş ve yönlendirmeleriyle yaşadığını görebiliriz. O ne der, bunu yaparsam rezil olurum, şöyle olmalıyım, böyle olmalıyım… Tüm bunlar birçoğumuzun yaşam kalıbı haline geldi. Ve üzülerek söylüyorum, bunlar bizim kendimize yabancılaşmamıza ve tam olarak kendimizi tanıyamayıp potansiyelimizi gerçekleştirememize sebep olur.
Bir insanın kendi için yaşaması, kendiyle barışık ve mutlu olması hayatını geçirebileceği en iyi versiyondur. O zaman hayatı gerçekten anlamaya ve hayattan da gerçekten tat almaya başlar. Bir marka araba, kıyafet, mücevher almanın verdiği o geçici dopaminden çok daha fazlasını hisseder kendinde ve bu o eşyaları aldığındaki doyum kadar kısa da sürmez yaşam boyu bu doyum içerisinde yaşayabilir. Artık kendimiz olma farkındalığını tüm toplumca kazanmalıyız, biri bizim gibi değilse, marka giymiyorsa, konuşması bozuksa o kişiyi yargılamayı, dışlamayı, zorbalamayı bırakmaıyız. Hem de en acilinden! Çünkü siz bu döngüyü kıramadıkça okullarımız tam da bu şekilde olumsuz ve kendinden, iyilikten ve kabulden bir haber çocuklarla doluyor. Ve her geçen gün okulda yaşanılan olumsuz olayların skalası artıyor.
Dünyamız için, toplum için, çocuklarımız ve esasen kendimiz için kendimize gelmeye ihtiyacımız var. Şunu da unutmayalım ki hiçbir şey için geç değil. Bugün değişim isteyip kendini tanımak için kendine yönelirsen her şey değişebilir ve “kendime hoş geldim” diyebilirsin. Kendini tanı ve kendin için yaşa!
Psikolojik Danışman & Aile Danışmanı
Tuba Çavaş